Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Suyun şifasının peşinde

, termal kaynak zenginliği bakımından dünyadaki ilk yedi ülke arasında yer alıyor. Avrupa’da ise birinci sırada bulunuyor. Bu da ülkemize sağlık turizmi için gelenlerin sayısının her yıl artmasına neden oluyor. Özellikle, Alman, Fransız, İngiliz, Avusturyalı, İranlı ve Iraklı turistler yılın 12 ayı Türkiye’ye termal sular için geliyor

Giriş Tarihi: 8.12.2019 ABONE OL
Suyun şifasının peşinde
Türkiye termal turizm konusunda sayılı ülkeler arasında yer alıyor. Artan ilgiyle birlikte son yıllarda ülkemizdeki sağlık turizmi yatırımları da sadece kaplıca ve içmece hizmetlerini değil, geniş kür seçenekleri ve lüks tesisleri de kapsayacak şekilde yapılmaya başlandı. Tesisler sudan gelen şifanın yanı sıra misafirlerine spa ve wellness olanakları da sunuyor. Dediğimiz gibi Türkiye termal kaynak suları açısından zengin bir ülke. Bursa'dan Yalova'ya, Çeşme'den Ankara'ya Türkiye'nin birçok kentinde kaynağı yerin altında olan, toprağın ve bulunduğu coğrafyanın mineralleri ile zenginleşmiş, sıcaklığı 47 dereceye kadar çıkan değerli sular bulunuyor. Bu suların bulunduğu yerde açılan kaplıcalarda termal sular ve bunlara ait çamurlar banyo, içme ve solunum yoluyla kullanılıyor. Kaplıcalarda, aileleriyle gelen çocukların kalmasına da izin veriliyor. Ancak her uygulamaya ve havuza giremiyorlar. Görevlilerin ve doktorların izni gerekiyor.



TARİHİ DEĞERİ DE VAR
Kaplıca denince ilk akla gelen yerlerin başında Yalova geliyor. Kaplıcalar M.Ö. 2000'li yıllarda bir deprem sonucu keşfedilmiş. Roma ve Bizans dönemlerinde saraylı kadınların doğal mesire ve tatil yerlerinden biri olmuş. Buradaki ilk hamamlar da M.S. 330'da İmparator Konstantin tarafından 6 bin esir çalıştırılarak yaptırılmış. M.S. 6. yüzyılın sonlarında tahta çıkan Jüstinyen hamamları restore ettirmiş. Osmanlı'nın son döneminde kaplıca suları yeniden önem kazanınca Sultan Abdülmecid'in annesi Valide Sultan doktor tavsiyesiyle buraya gelmiş ve halen faaliyette olan Valide Hamamı'nı yaptırmış. Tarihi değeri bir yana buradaki tesislerin en önemli özelliği yeşillik içinde olması. Tatile gelenler şifalı sulardan yararlandıkları gibi sonsuz yeşilliğin ferah havasını da teneffüs edebiliyor.



ULUDAĞ'IN ETEKLERİNDE
Bursa'da Vakıfbahçe'den gelen su, banyo kürü olarak romatizmal sendromlar, ağrılı hastalıklar, damar tıkanıklıkları gibi rahatsızlıklara, içilen su ise karaciğer, safra ve gut hastalığına iyi geliyor. Uludağ'ın eteklerine kurulu Çekirge'den çıkan termal suların sıcaklığı 47 derecenin üzerinde. Bu sulardan da içme ve banyo kürleri olarak yararlanılabiliyor ve içeriğindeki maden eriyikleri ile gazlar sayesinde çok sayıda hastalığın tedavisi mümkün olabiliyor. Çevredeki otellerin odalarında da termal su mevcut.

ÜNÜ SINIRLARI AŞMIŞ
Bursa'ya yaklaşık 70 km uzaklıkta bulunan Oylat Kaplıcaları da her yıl çok sayıda turisti ağırlıyor. Yeşillikler içerisindeki vadiden geçip dere yataklarıyla çevrili Oylat Kaplıcaları'na varılıyor. Yürüyüş parkurları, oksijen oranı yüksek doğası tatilcilerin gözünde değerini artırıyor. Oylat'ın şifalı suları dünyaca kabul edilen özelliklere sahip. Özellikle de banyo ve içme kürleri konusunda. Romatizma, kireçlenme, kadın hastalıkları, stres ve çeşitli cilt hastalıklarına iyi geliyor. Buradaki hamamların tarihinin Roma İmparatorluğu dönemine kadar uzandığı söyleniyor. Oylat'la ilgili anlatılan bir hikaye daha var. Söylenenlere göre, Bizans İmparatorluğu döneminde tekfurun kızı tedavisi olmayan bir hastalığa yakalanıyor. Baba en sonunda çaresiz kalıp bilginlere kızını ıssız bir yere bırakmalarını söylüyor. Bilginler 'öl-yat' diyerek kızı buraya bırakıyorlar ama her gün şifalı suda banyo yapan kız iyileşerek saraya geri dönüyor. O günden sonra ağızdan ağıza dolaşan kelime, son olarak karşımıza Oylat olarak çıkıyor. Şifalı suyun çıkış sıcaklığı 40.5 derece. Hamamlara gelen su ise 38 derece.

ŞİFA KAYNAĞI
Afyonkarahisar denilince, akla hemen şifalı termal suları gelir. Afyon termal havza, jeolojik yapısı sayesinde mineral bakımında oldukça zengin. Bölge, yerli ve yabancı turistin gözbebeği. Termal sularının şifası için gelenleri çok sayıda otel, tesis ağırlıyor. Bu tesislerdeki termal suyun romatizmal hastalıklara, ortopedik ameliyat sonrasındaki uygulamalara, mide, bağırsak, böbrek, idrar yolları ve bazı kadın hastalıklarına iyi geldiği biliniyor. Tesislerdeki suların taşıdığı özellikler sayesinde sedef ve deri hastalıkları da iyileşebiliyor. Kaplıca sularının kan dolaşımını hızlandırma özelliği sayesinde saç ve cilt görünümüne de parlaklık verdiği belirtiliyor. Kaplıca, biyolojik hücre yıpranmasını ve yaşlanma hızını yavaşlatıyor.

TERMAL KÖY
Ankara'ya 75 km. uzaklıktaki Kızılcahamam dağlık ve ormanlık bir ilçe. Türkiye'nin en büyük termal köyü olarak nitelendiriliyor. Büyük Kaplıca ve Küçük Kaplıca kaynaklarından çıkan sular tam bir şifa kaynağı. Birçok hastalığa deva olan şifalı sular, yüzyıllardır kullanılıyor. Başta romatizmal hastalıklar olmak üzere karaciğer, mide ve bağırsak, safrakesesi, kalp, dolaşım bozuklukları, metabolizma hastalıkları üzerinde etkili.

ÇAMUR BANYOSU DA VAR
Çeşme'nin yaklaşık 7 km doğusundaki Ilıcalar'da çamur banyosu da yapılabiliyor. Son yıllarda modern turistik tesislerin bünyesinde de bu kaplıca suyundan yararlanmak mümkün. Bu sayede bölge kış ve bahar aylarında da ilgi görüyor. Yörenin en büyük zenginliği denizin içinden kaynayan sıcak termal, kükürtlü suları. Bu özelliği Ilıca plajıyla buradaki diğer plajları adeta doğal bir termal havuzuna dönüştürmüş. Çeşme'deki termal su, çok zengin minaraller, organik ve inorganik maddeleri kapsıyor. Tuzlu termal özelliği sayesinde romatizmal hastalıklarda ve ağrılı kas eklem hastalıklarında ağrı kesici ve ödem çözücü etkisi çok yüksek. Tuzun ağrı kesici ödem çözücü özelliği ilk gün başlamakta, beş günlük kür sonucunda istenilen düzeye çıkılmakta. İddialara göre ağrı kesici özelliği altı aya dek sürebilmekte.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Suyun şifasının peşinde
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN