Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Zonguldak'ın suyunda kirlilik

Giriş Tarihi: 3.9.2009 13:17

Zonguldak ve çevresinde vatandaşların kullandığı içme sularında insan sağlığını tehdit eden kirlilik tespit edildi.

Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü'nün, Haziran ve Temmuz ayında halk çeşmelerinden aldığı su örneklerinde yapılan bakteriyolojik labaratuvar sonuçlarına göre içme suyunun kirlilik arz ettiği ve halk sağlığı açısından zararlı olduğu tespit edildi.

Buna göre, Zonguldak ve çevresindeki içme sularının yaklaşık yüzde 80'inin kirli olduğu tespit edildi. Zonguldak merkez ve civarında halkın yıllardan beri tükettiği, Zonguldak-Ankara karayolu üzerindeki Cansızoğlu, Mevlana, Azizler ve Aslan çeşmeleri, Tepebaşı mahallesi Çıldır çeşmesi, Aslan suyu çeşmesi, Asma mahallesi dinamit ambarları yanı Yaş su çeşmesi, Üzülmez mahallesi Dağbaca çeşmesi, Ereğli yolu Günbatımı çeşmesi ve Esenköy halk çeşmesinden alınan numunelerde kirlilik tespit edildi. Bu sulardan, sadece Tepebaşı Murat Camii civarındaki çeşme ile Tıp Fakültesi yolu üzerinde bulunan halk çeşmesinin sağlığa uygun olduğu belirlendi.

Üzülmez mahallesi Dağbaca çeşmesi yakınlarında oturan Mehmet Aslan, doğduğu günden bu yana Dağbaca çeşmesinden su içtiklerini, herhangi bir sağlık problemi yaşamadıklarını söyledi. Dağbaca suyunun üst kısımlarında, içinde kükürtlü su çıkan maden ocağı bulunduğunu, bu suyun çeşme suyuna karışmasıyla tahlil sonuçlarının kötü çıkmış olabileceğini ifade eden Aslan, son zamanlarda suda yosunlaşmaya şahit olduklarını doğruladı.

Yaşar Karamürsel de yıllardır içme suyu ihtiyaçlarını halk çeşmelerinden karşıladıklarını, herhangi bir şikayetlerinin olmadığını ifade ederek, "Bu çeşmeden 10 seneden beri su alıyoruz. Daha önce de böyle tahlil yapıldı, su mikroplu çıkmıştı; içmeye devam ettik, bir sıkıntı yaşamadık. Tahlil sonuçları kötü de çıksa içeceğiz, ne yapalım ? Bir damacana suya 4 TL verip de alacak durumumuz yok. Maden ocağında çalışan insanız, damacanayla alıp da içemeyiz." dedi.

Kamyon şoförü Musa Şişman ise su meselesinin hazır su firmalarının satışıyla ilgili olabileceğini savunarak, şunları söyledi:"Ben kamyoncuyum, sürekli bu çeşmelerden su içiyorum. Bugüne kadar kimsenin hasta olduğunu duymadım. Bizim evin orada da çeşme var, üzerinde içilemez yazıyor ama ben 40 yaşımdayım, bu zamana kadar içtim birşey olmadı. Ben bu söylentilerle ilgili, 'acaba su firmalarının daha fazla su satmasını sağlamak için mi böyle yapıyorlar' diye şüphe taşıyorum. Bu şüphe yanlış da olabilir; ama böyle bir şüphe var insanlarda."

İl Sağlık Müdürlüğü Bulaşıcı Hastalıklar Şube Müdürü Dr. Özgür Sekreter, yağışlar ve arazinin eğim yapısına göre sudaki temizlilik ve kirlilik durumunun değiştiğine dikkat çekti. Dr. Özgür Sekreter, "Bu sular, yüzeyen su kaynaklarımız olması münasebeti ile her an kirlenmeye müsait. Kimi zaman temiz kimi zaman da kirli çıkıyorlar; ama büyük oranla kirli çıkıyorlar. Biz vatandaşlarımıza bu tür çeşmelerden uzak durmalarını öneriyoruz, daha çok belediye şebeke sularını öneriyoruz; çünkü onları biz takip edip kontrol altına alabiliyoruz. Halk çeşmeleri her zaman bizim kontrolümüzde olmuyor, yağmur yağışı içinin filorasını değiştirebiliyor ve su kirleniyor. Kirli su içmek özellikle çocuklarda ishalle seyredebilen hastalıklara sebep olabiliyor." diye konuştu.

"ANNEMİZ, BABAMIZ, DEDEMİZ İÇTİ BİRŞEY OLMADI DEMEYİN !"

Özellikle yıllardır çeşme suyu tüketen vatandaşlara seslenmek istediğini belirten Dr. Özgür Sekreter, "Bazı vatandaşlarımızın 'Biz bunu yıllardır içtik annemiz, babamız içti, dedemiz içti birşey olmadı' şeklinde yaklaşımları oluyor; bu doğru bir yaklaşım değil. Çeşme suları her an kirlenebilir, değişebilir sulardır. Bir kez temiz çıkınca ömür boyu temiz akacak diye birşey yok. Son yaptığımız analizlerde suların yüzde 80'inin, yüzde 90'ının kirli çıktığını görüyoruz ve bu hususta dikkatli olmalarını öneriyoruz. Ücretsiz oluşu vatandaşımıza cazip geliyor olabilir ama sağlıklı olan su şebekelerden akan klorlu sulardır. Kendi başına akan, klorlanmamış sulardan içmemelerini istiyoruz." şeklinde konuştu.

Dr. Özgür Sekreter, suları bakterojik açıdan mikrop olup olmadığına ve kimyasal açıdan da elementlerin sıkıntılı olup olmadığına göre sürekli takip ettiklerini kaydederek, şu uyarıyı yaptı: "Özellikle bulaşıcı hastalıklar açısından içinde mikrop olup olmaması sağlıkla ilgili ciddi sorunlara yol açabilir, bir gün başka diğer gün başka mikrop bulaşabilir. Bir kez bulaşıcı yol varsa artık oradan hepatit A'lar, hepatit B'ler geçecek diye bir şey yok; başka mikroplar da aynı yolla suya bulaşabilirler. Bir kez kirlenen su, demek ki başka zaman da kirlenebilir. Her an tehlikenin boyutu da büyüyebilir. Kısa vadede ben bir gün, iki gün ishal oldum geçti yaklaşımı çok yanlış. İleride uzun soluklu büyük hastalıklara sebebiyet verebilir. Onun için insanların bu tehlikeyi göze almamalarını öneriyoruz."

Vatandaşların sudaki kirlilik konusunun gündeme gelmesiyle işi ekonomik boyutlarda değerlendirmesinin doğru bir tespit olmadığını aktaran Dr. Sekreter, "Halkımız bunu ekonomiyle bağdaştırdığı zaman, birisi bundan para kazanıyor ben ücretsiz su alıyordum dediği zaman çok rahat kurabilecekleri bir ilişki ama bu yanlış. Çünkü hazır sular da denetleniyor üretim esnasında. Çeşmeleri de belediyelerin sunduğu şebekeleri de denetliyoruz, hangisi sağlıklıysa onu yayınlıyoruz, halka da sağlıklı olanı için diyoruz. Bu şebeke suyu da olabilir, damacana suyu da olabilir, önemli olan sağlıklı suyu tüketmek." ifadesini kullandı.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Zonguldak'ın suyunda kirlilik
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN