Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Katliamın tanığı dehşeti anlattı

Tam 23 yıl önce güzel bir sonbahar sabahı kuş cıvıltılarıyla uyanan Gabi, annesinin ısrarıyla gittiği sinagogda, silahlı ve bombalı saldırıyı yaşadı. Babasıyla birlikte 22 kişi yaşamını yitirdi

Giriş Tarihi: 6.9.2009
Bundan 23 yıl önce Türkiye korkunç bir terör saldırısıyla uyanmıştı. 6 Eylül 1986 günü saatler tam 09.17'yi gösterirken, Beyoğlu Galata'da bulunan Neve Şalom Sinagogu'ndaki ayini basan ve Arapça konuşan yabancı uyruklu 2 kişi, içeride bulunan 26 Musevi vatandaşımızın üzerine ateş açtı. Dakikalar süren katliamın ardından üzerlerindeki bombaları patlatarak intihar eden saldırganlar, ayine gelen insanlardan oluşan 22 ceset bıraktı geride. Bu korkunç terör baskınından yalnızca bir kişi yara almadan kurtuldu. Saldırının olduğu gün 20 yaşında olan ve katliamda babası Dr. Moiz Şaul'u kaybeden Gabriel (Gabi) Şaul. Gabi, o korkunç günü ilk kez Şalom gazetesinden Ester Yannier'e anlattı;

SİLAH SESİ DUYMAMIŞTIM
"O sabah babam erkenden sinagoga gitti. Saat 8'i 25 geçiyordu. Annem beni uyandırarak 'Bak baban gitti sen de git' dedi. Çok yorgundum ve gitmek istemiyordum. Babamı yalnız bırakmamak için zorla yataktan kalkıp gittim. Keyifli bir sonbahar sabahıydı, kuşlar cıvıldıyordu. Sinagoga girdiğimde babam her zamanki yerinde, koridorun hemen yanında oturuyordu. Kapının oradan silah sesleri gelmeye başladı. Hayatımda hiç silah sesi duymamıştım, doğal olarak yüzümü seslerin geldiği yöne çevirdiğimde kapıda, siyah gözlüklü, ellerinde makineli tüfekler ve bilinçsizce sağa- sola ateş eden iki adam gördüm." Gabi Şaul, ölüm kusan silahların hedefi olmaktan kurtulmasını "Allah'ın bir mucizesi" olarak değerlendirirken, ölümle burun buruna olduğu o anda Büyükada'daki arkadaşlarını düşünmüş: "Saniyeler zarfında yaptıklarım şöyle: Adamları gördükten sonra babamın olduğu tarafa doğru bir hamle yaptım, koridordan bir 'plonjonla' karşı sıraların arasına, yüzüm babama dönük bir şekilde yere yattım. Normalde ters şekilde olmam gerekirdi. Sonra düşündüğümde 'herhalde olaya hakim olabilmek, görüş açısı yakalayabilmek' amacıyla yapılmış bir hareketti. Tüm bunları yaparken onlar ateş etmeye devam ediyordu. İlk ateşten böylece kurtuldum. Ancak ilk ateşten kurtulmuş olmak her şey bitti demek değildi... Önce silahla ateş ediyorlardı, sonra bombalar atmaya başladılar. Olay gerçekleşirken iki sıra üst üste düşüyor, çapraz oluşturuyor. Ben o iki sıranın altında kaldım. Beni böylelikle görmediler. Ama hiç korkmadığımı gayet iyi hatırlıyorum. O anda Büyükada'daki arkadaşlarımı düşünüyordum..." Gabi Şaul, yaş ortalaması 60 olan cemaatin en genciydi. 20 yaşının çevikliğiyle kendini yere atmasının ardından sabırla bekledi. Ta ki Türkçe konuşan birilerini duyana kadar:

KUVVETLİ BİR PATLAMA
"Sabırsız olup, korkuya ve paniğe kapılıp kaçmaya çalışsaydım, hiçbir şansım olmayacaktı. Yere yattığımda, 'bu iş bitene kadar buradayım' düşüncesindeydim. O sabır ve soğukkanlılık çok önemliydi. 30 santim önümden geçiyorlardı. Arkama geliyorlar, orada olduklarını hissediyordum. Yaklaşık 7-8 dakika sonra sesler kesildi. Arkamda camları kırdıklarının seslerini duydum. Kaçacaklarını düşündüm. Arada inlemeler duyuyordum. Unutamayacağım bir şey, ölmek üzere olan birinin hızlı hızlı 'Şema'yı okuduğuydu. Yaklaşık bir iki dakikalık bir sessizlik oldu, kaçtıklarını tahmin ettim, buna rağmen kalkmadım. Sonra da kuvvetli bir patlama oldu ve patlamayla olay sonlandı. Ses çıkmasın diye nefesimi tutmaya çalışıyordum. Türkçe konuşmalar duyana kadar yerimden kıpırdamadım. Kurtulan olmadığını tahmin ediyordum."

SINAVI KAZANDI

Gabi Şaul katliamın olduğu yıl İTÜ Endüstri Mühendisliği'ni bitirmiş, yüksek lisans sınavlarına hazırlanıyordu. Olaydan 3 gün sonra yüksek lisans sınavına girdi ve kazandı.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Katliamın tanığı dehşeti anlattı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN