Mektepsiz profesör...

Giriş Tarihi: 20.9.2009

Yıllarca sefalet çekti. Gurbette efsane oldu. Türkülerini artık milyonlar ezbere biliyor. İşte o usta Neşet Ertaş'la, Başbakan'ın gözyaşını tutamadığı programdan anılara kadar her şeyi konuştuk

Doğduğu gün babası halk ozanı Muharrem Ertaş'ın sazını koydular göbeğine. Ritim duygusu gelişsin diye parmaklarına zil taktılar. 5 yaşından itibaren her düğüne onu da götürdü babası. Sonra İstanbul'a geldi. Tesadüf eseri müzisyen Şençalar kardeşlerle tanıştı burada.

GURBETTE EFSANE OLDU

Sesini beğenip ilk plağını yaptılar. Karşılığında öğle-akşam yemeği ve 7.5 lira yevmiye ile saz çalacağı bir pavyon işi buldular ona. Yılları yokluk, sefalet içinde geçti. 15-16 yılı doldurmuştu sahnelerde. Türkülerini herkes biliyordu. Neşet Ertaş'ın ürettiklerinden kendi dışında herkes para kazanıyor ama o bir türlü "tutunamıyordu." Canına tak etti, Almanya'ya göçtü. 30 yıl Köln'ü merkez yapıp dünyanın her yerine konserlere, düğünlere gitti. Viyana Müzik Akademisi ona fahri profesörlük unvanı verdi. Yaşayan bir efsane olmuş, doğduğu kent Kırşehir'e heykeli bile dikilmişti. Memlekete döndü. Zahidem'i, Leyla'yı, Köprüden Geçti Gelin'i yeni yetme gençler bile konserlerinde koro halinde okuyordu. Bir başka yeni yetme "sanatçı" Nil Karaibrahimgil onu tanımadı. Bir gün sözü açılınca "Neşet Ertaş kim?" dedi. Usta buna erinmedi. Aksine verdiği bilgece yanıtlarla sadece Nil'e değil, dünyaya gösterdi kim olduğunu. Ve geçtiğimiz gece atv'nin özel programına, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la yan yana çıktı. Başbakan bile ona saygı ve hayranlığını belirtip "Neşet Baba" diye hitap ediyordu.

Başbakan'la canlı yayına çıkınca heyecan bastı mı ustam?
- Başbakan "Ben başbakanım" diyenlerden değil ki. Halk özlü, halk gözlü bir adam o. Öyle göz olmasa ağlayamazdı, o yaş damlası her gözden çıkmaz çünkü Savaş. Kravatım toz olur diye halkın yanına inmeyenleri gördük. Bu dalıp giriyor halkın içine. Hastane kapılarında, kuyruklarda ölürdü insanlar evvelinde. Yeşil kart, bedava tedavi, ilaç getirdi.

BOZLAK TÜRK'ÜN OPERASI
Şiiri güzel okudu he mi?

- Çok güzel okudu.

Bir de türkü okutsaydın, sesi güzel Tayyip Bey'in...
- Bırak türküyü de biz söyleyek evlat.

Bozlak nedir ustam?
- Bozlak feryattır, haykırıştır. Notaya gelmez, usul tutmaz. Bir okuduğun gibi bir daha okuyamazsın bozlağı. İçin yanarak, ciğerinden- kalbinden üzüp de çıkar bozlakta sesin. Yabancının operası da öyle. Adam serbest serbest okuyor haykırıyor orada da. Türk'ün operası da bozlaktır yani.

Bunu söyleseydin keşke yayında.
- Ben bunu Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın şefine söyledim. Hem de Abdullah Gül'ün yanında söyledim. "Orkestranız bozlak çalsın, derleyip uyarlasanıza bozlaklarımızı. Gâvurun bestesini yine onlara çalıyorsunuz misafir geldiklerinde, manasız bu" dedim.

Ne oldu sonra?
- Cumhurbaşkanımız Gül de sordu şefe. "Neden yapmıyorsunuz güzel bir fikir bu" deyip talimat verdi. "Yapın, Ertaş'la gelip dinleyeceğiz" dedi. Orhan Gencebay yanımızdaydı. "Yapmayacaksanız Orhan yapar, hem de en kralını yapar" dedim. Bir yıl oldu hâlâ ses seda yok.



BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Mektepsiz profesör...
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN