Vapur kazasının ilk duruşması görüldü

Giriş Tarihi: 15.5.2014 15:17

Eminönü'de, arabalı vapura binen otomobilin denize düşmesi sonucu biri çocuk 2 kişinin öldüğü olayla ilgili gemi kaptanın da aralarında bulunduğu 3 kişinin 15'er yıla kadar hapisle cezalandırılması istemiyle yargılanmasına başlandı.

İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, sanıklar gemi kaptanı Erkan Atalay İm, çımacı Levent Dönmez ve usta gemici Özay Yaşar katıldı.

Duruşmada, kazada ölen 5 yaşındaki Ece Su Yılmaz'ın annesi Ebru Güleren Yılmaz, babası Aydın Yılmaz, dayısı Emre Güleren ve teyzesi Mine Dalkılıç da müşteki olarak hazır bulundu.

"KAZA ÖNCESİ 12-13 SEFER YAPTIM"

Kimlik tespitlerinin yapılmasının ardından sanık Erkan Atalay İm'in savunma yaptığı sırada Aydın Yılmaz fenalaştı. Bunun üzerine avukatının mahkeme heyetine rica etmesi sonucu Yılmaz duruşma salonunundan ayrıldı.

İm, 9 senedir İDO'da uzak yol kaptanı olarak görev yaptığını ve 17 senelik tecrübesi olduğunu belirterek, "Sadabat tipi gemilerde 3 yıl kadar çalıştım. Olay günü saat 09.30 sırasında Harem'den sefere başladık. Cumartesi günleri yoğun olduğu için Harem-Sirkeci iskeleleri arasında devamlı sefer yapıyorduk. Kaza öncesinde sanırım 12-13 sefer yaptım" diye konuştu.

Olay günü saat 15.00 civarında Sirkeci terminaline yanaştığını, Harem'den getirdiği araç ve yolcuları tahliye edip Sirkeci'ye gidecek araç ve yolcuları gemiye yüklemeye başladığını, gemi kapağının kapanması sırasında çıkan siren sesini duyduğunu anlatan İm, "Kameraya baktım, harekete başladığımda kapak üzerinde araç yoktu. Telsizden 'neta' sesi duydum. Makine kumandalarına çevirdim başımı. Kameraya tekrar baktığımda kapağın üzerinde bir araç olduğunu gördüm" ifadelerini kullandı.

İm, "neta" sesinin, aşağıdaki gemici tarafından "kalkabiliriz" anonsu olduğunu ve kamerada araç görünce gemiyi iskeleye geri döndürmek için hareket ettirdiğini aktararak, şunları kaydetti:

"İskeleye az bir mesafe kala kapak üzerinde duran araç, geri geri gelmeye başladı ve düştü. Düşme esnasında araç bir süre askıda kaldı. Aracın kapak ve iskele arasında kalıp ezilmemesi için gemiyi durdurmak zorunda kaldım. Bir müddet sonra araç suya düştü. Kurtarma çalışmalarının yapılması için gemiyi iskeleden uzaklaştırdım. Acil olarak şirkete haber verip, can simitlerinin atılması ve kurtarma çalışmalarının başlaması için talimat verdim. Can simitleri atıldıktan sonra terminal tarafından kurtarma çalışmalarının yapıldığını gördüm. Bu sırada deniz polisi ve kıyı emniyet botları iskeleye geldi. Kurtarmaya engel olmamak ve gemideki yolcuları düşünerek Harem'e doğru hareket ettim. Harem'de yolcuları tahliye ettikten sonra Balat Polis Merkezi'ne gittim."

Tam kusurlu olarak görüldüğü bilirkişi raporunu kabul etmediğini dile getiren İm, "Ölenlerden dolayı büyük üzüntü duyuyorum" dedi.

"SADABAT GEMİSİNDEN ÇIĞLIK SESİ DUYDUM"

Duruşmada savunma yapan sanık Levent Dönmez, 2 yıldır İDO bünyesinde bulunduğunu, son 6 aydır Sirkeci iskelesinde sözleşmeli olarak çalıştığını söyledi.

Gemideki gemiciyle hem telsizle konuştuklarını hem de göz teması kurduklarını belirten Dönmez, şöyle devam etti:

"Bir gemi normalde iskelede bekleyen araçlardan 6 sıra halinde araçları alır. Ben gemiye 5 sıra araç gönderdim. Daha sonra gemideki arkadaşa telsizle 'kaç araba daha lazım' diye sordum. O da 3 araç göndermem gerektiğini söyledi. O 3 araç gemiye binerken ben de iskelede bekleyen 4. aracı kullanan hanımefendiyle konuşuyordum. 'Gemiye binmesi gereken son araç olduğunu, yan tarafa Sultanmahmet isimli geminin yanaştığını, eğer aracı bu gemiye sığmazsa diğer gemiye hareket edebileceğini' söyledim. Arkadaki 5. araç şoförüne Sadabat isimli geminin dolduğunu, yan tarafta bekleyen gemiye binmek için hareket etmesini söyledim. O araç Sultanahmet gemisine hareket ettikten sonra önünden 8. araç geçiyorken, Sadabat gemisinden çığlık sesi duydum ve dönüp baktığımda bir aracın suya düştüğünü gördüm."

Dönmez, telsizle iskeledeki yetkililere haber verdiğini ve olay yerine gittiğini ifade ederek, "Olay yerine vardığımda Sadabat'ın gemicisi 'Özay' isimli arkadaşımın, yan taraftaki Sultanahmet gemicisinin ve iskeledeki güvenlik amirinin suya atladığını gördüm ve iskeledeki can simitlerini hemen suya attım. Asma merdiveni suya bıraktım. Bu esnada iki kadın su yüzüne çıktı, iskeleye çıkmalarına yardımcı oldum. Benim olayda herhangi bir kusurum yoktur, olaydan dolayı üzgün olduğumu belirtmek isterim" diye konuştu.

"KAPAK PANELİNİ ÇALIŞTIRMAYA VAKTİM OLMADAN ARAÇ GEMİDEN DENİZE DÜŞTÜ"

Sanık Özay Yaşar, 2000 yılından beri uluslararası gemilerde görev yaptığını ve 2008'den itibaren İDO'da çalışmaya başladığını kaydetti.

Yaşar, olay günü yolcuları tahliye ettikten sonra çımacıya araçları gönderebileceğini söylediğini, onun da araçları gönderdiğini, bu sırada geminin ortasında olduğunu, gelen araçları sağlı sollu yönlendirdiğini, geminin dörtte üçünün dolduğunu görünce telsizden çımacıdan araç göndermemesini istediğini anlattı.

Özay Yaşar, gemideki araçların hepsini yerleştirdikten sonra 4 araçlık boş yer gördüğünü, birinin büyük olma ihtimaline binan 3 araç istediğini, gelen 3 aracın da küçük olması nedeniyle bir araç daha talep ettiğini dile getirdi.

Dava konusu aracın gemiye doğru gelmeye başladığını ve araca koluyla nereye girmesi gerektiğini gösterdiğini belirten Yaşar, şöyle konuştu:

"Araç gemiye giriş yaptığı esnada ayağımın altında kapağın kaydığını hissettim. Daha sonra makine sesi duyup geminin hareket ettiğini anladım. Kapak ayağımın altından kayarken kendimi 1,5 metre geriye attım. Aracın ön kısmının gemiye girdiğini gördüm. Hemen telsizden kanal değiştirip, 'ne yapıyorsun, kapakta araç var' diye bağırdım. Kapak kontrol paneline koştum. Kapak ile arabayı gemiye atmak istedim. O esnada araç gemiye doğru kaymaya başladı. Kapak panelini çalıştırmaya vaktim olmadan araç gemiden denize düştü."

Kazadan sonra denize atladığını, bir kadının su üzerine çıktığını ve diğer kadının da iskeledeki tekerleklere tutunduğunu gördüğünü kaydeden Yaşar, "Hemen denizdeki can simidini bitkin olan kadına ulaştırdım ve tutmasını söyledim. Can simidiyle kadını kıyıya getirdim. Kıyıya tutundu, derin nefes almaya başladı, 'araçta kızım ve annem var' dedi. Araca ulaşmak için 6-7 kere dalış yaptım ancak tüm denemelerine rağmen derinlik ve akıntı olması nedeniyle araca ulaşamadım" ifadelerini kullandı.

Yaşar, aradan 20-25 dakika geçtikten sonra olay yerine gelen deniz polisi dalgıçlarının iki kazazedeyi çıkardığını ve sahile ulaştırılmasına yardım ettiğini belirterek, şu bilgileri verdi:

"Kapak kapanmaya başlayınca siren sesi çıkar. Kilit dilleri yerine oturunca 'tık' diye ses çıkarır ve kapandığına dair konsolda yeşil ışık yanar. Aynı panel köprü üstünde vardır ve oradan da kapak kontrol edilebilir, açık ya da kapalı olduğu görülebilir. Köprü üzerinde de monitör vardır ve kapak buradan canlı olarak izlenir. Ben de telsizden ilgili kanala geçer 'köprü üstü Sadabat güverte kapak alındı neta' diye söylerim. Bu sesi köprü üzerinde bulunan kaptan ve diğer usta gemici arkadaş duyar. Olay sırasında o esnada köprü üstünde kim vardı bilmiyorum. Olay sırasında bu işlemlerin hiçbiri gerçekleşmedi. Yükleme devam ediyordu, tamamlanmamıştı. Olay yükleme esnasında oldu. Anlattığım prosedürlerin hiç birisi gerçekleşmemişti. Daha önce çalıştığım sürede, kapak kapanmadan gemi hareket etmemişti."

"KIZIMIN ÇIĞLIĞINI DUYDUM"

Duruşmada beyanı alınan, otomobili kullanan Ebru Güleren Yılmaz'in, boynunudaki anne-kız figürlü kolye ile kolundaki "Ece Su" dövmesi dikkati çekti.

Yılmaz, arabalı vapuru sık kullandığını söyleyerek, olay anını şu şekilde anlattı:

"Feribota binmek için kuyruğa girdik. Önümüzdeki araçları durdurarak feribota alıyorlardı. 3 aracı durdurdular. Onlar gittikten sonra beni de durdurdular. Görevli bana, 'bu gemi almazsa diğer gemiye binebileceğimi' söyledi. Ben de, 'acelem olmadığını, bekleyebileceğimi, diğer gemiye binebileceğimi' söyledim. Görevliye telsizle, 'araç yollayabilirsin' diye anons geldi. Ben de gemiye doğru hareket ettim, en sağda boş bir yer vardı, görevli bana eliyle o yeri işaret ediyordu. Araçla hareket halinde geminin kapağına bindiğimde daha üstünde miydim anlamadan teyzem, 'gemi hareket etti' dedi. Hareket halinde olduğumdan geminin hareketini anlamayamadım. Daha sonra çığlıklar duydum. Kızımın çığlığını duydum. Saniyeler sonra kendimizi suda bulduk. Suya girişimiz 3-4 saniye sürdü. Ne olduğunu anlayamadım."

Yılmaz, sanıklardan şikayetçi olduğunu sözlerine ekledi.

Davaya ilişkin ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, duruşmadan fenalaşarak ayrılan baba Aydın Yılmaz'ın dinlenilmesinden vazgeçilmesine ve tanık olarak gösterilen kişilere davetiye gönderilmesine hükmederek duruşmayı erteledi.

İDDİANAMEDEN

Sirkeci'de 15 Mart'ta "Sadabat" isimli arabalı vapura son araç olarak binen Ebru Güleren Yılmaz'ın kullandığı otomobilin, kapak üzerinden denize düşmesi sonucu 5 yaşındaki kızı Ece Su Yılmaz ve 65 yaşındaki annesi Şaziye Güleren'in hayatını kaybetmesiyle ilgili hazırlanan iddianamede, gemi kaptanı Erkan Atalay İm, çımacı Levent Dönmez ve usta gemici Özay Yaşar'ın, ''taksirle ölüme neden olma'' suçundan 3 yıldan 15'er yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Vapur kazasının ilk duruşması görüldü
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN