Türkiye'nin en iyi haber sitesi
BERCAN TUTAR

ABD ile Çin’in artan savaş riski

Türkiye'nin Libya'da destan yazdığı ve darbeci Hafter'den kurtarılan kentlerden tekbirler eşliğinde 'Şükran Türkiye! Şükran Erdoğan!' sloganlarının yükseldiği bir dönemde mevcut küresel sistemin kaos senaryoları da giderek ete kemiğe bürünmeye başladı.
Amerikalı analist Helena Cobban'ın da ifade ettiği gibi kendini her alanda hep bir numara olarak lanse eden Amerikalı yöneticiler şimdi bir ilki daha başarıyor.
O da 'kendi kendini yıkan imparatorluk' olma vasfını elde etmek. Bunun tarihte bir ilk olduğunu vurgulayan Cobbana ve diğer yorumcular, ABD'nin kendi inşa ettiği küresel sistemi yok etmesini 'hegemonik aptallığın şahikası' diye niteliyor.
Hatırlayalım... Donald Trump iktidara gelir gelmez küresel iklim anlaşmasından çekildi. Sonra da sırasıyla UNESCO'dan, İran ile imzalanan nükleer anlaşmadan, NAFTA'dan, Trans-Pasifik Ortaklığı Girişimi'nden ve BM'nin Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu UNRWA'dan ayrıldı. NATO ve Avrupa Birliği'ni (AB) dağılmanın eşiğine getiren Amerikan yönetimi son olarak 29 Mayıs'ta Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ile ilişkisini bitirdiğini açıkladı.
Kimileri de bu yeni süreci, II. Dünya Savaşı'nın ardından Batı dünyasında görece barış dönemini tanımlamak için kullanılan 'Pax Americana/Amerikan Barışı'ndan Atlantik'in hastalıklı adamı anlamına gelen 'Pox Americana'ya yolculuk şeklinde ifade ediyor.
Ne var ki tatlı su Frenkleri ile Amerikan gramofonları daha şimdiden Pox Americana'ya ağıt yakıyor. Oysa ABD'nin olmadığı bir küresel sistemi 'ölüm' diye yaftalayan bu karavaşlar boşuna ağlaşıyor. Zira çöken ABD'nin kendisi değil. Çöken yapı, ABD devletinin dünyada kan, vahşet, şiddet, ırkçılık, darbe ve işgal üzerine kurduğu 'Imperium Americana/Emperyal Amerika' ile nitelenen küresel vesayet sistemidir.
Ancak ABD'nin çöküşe geçmesi birçok tehlikeyi de tetiklemiyor değil. Özellikle Yunanlı tarihçi Tukididis'e (MÖ 472-MÖ 400) atfedilen ve merkezdeki büyük devlet ile yükselen güç konumundaki devlet arasında artan savaş ihtimali bunlardan biri.
'Tukididis Tuzağı' denilen bu varsayıma göre ABD'nin yeni dönemde Çin'e karşı ekonomik ve diplomatik rekabetle sınırlı politikayı bırakıp kapsamlı askeri yöntemlere ve savaşa girme iştahı giderek kabarıyor.
Nitekim Çin Devlet Başkanı Şi Cinping daha 2017'deki Dünya Ekonomik Forumu'nda Tukididis Tuzağı'na işaret ederek, diyalog ve karşılıklı saygının tehlikeyi bertaraf edebileceğine vurgu yapmıştı.
Bunun sonuç vermediği ortada.
Çin'in endişesini South China Morning Post'ta yazan Shi Jiangtao şöyle özetliyor...
"Çin ve ABD gibi nükleer güçlerin savaşmayacağı kanısı egemendi.
Ancak bu doğru değil. Askeri çatışma potansiyeli büyüyor." Pekin Üniversitesi'ne bağlı Uluslararası Stratejik Çalışmalar Enstitüsü Başkanı Wang Jisi de "Çin ve ABD ekonomik rekabetten şimdi tam kapsamlı bir çatışmaya doğru ilerliyor. Bu da uzlaşma için çok az manevra alanı bırakıyor" kanısında.
Öyle görünüyor ki korona salgını, ekonomik kriz ve siyahi isyan üçlüsü ABD'nin Çin ile ilişkilerindeki stratejik yıkımı daha da derinleştirdi.
Yankeelerin küresel statülerini kaybetme psikolojisi ile birleşen bu kopuş ister istemez kolektif bir hesaplaşmayı da kaçınılmaz kılıyor. Zaten ABD, 2017'deki büyük güçler arası rekabet doktrini ile bu yola adım atmıştı. Özetle son gelişmeler bize şunu gösteriyor... ABD-Çin savaşı bir ihtimalden çok artık bir zaman meselesidir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA