Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Başörtüsü tartışması bitmeden bu defa "darbe imaları" siyasetin gündeminde. "Büyük bir doğal afetle" Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kurtulma hayali gören gazeteciden " 25 Mayıs 1960'ta erken seçime gideceğini açıklasaydı, darbe olmazdı" diyen eski genelkurmay başkanına ve 'ne yapılan rektör atamasını bir muhalefet hareketine çevirmeye çalışanlara kadar sıcak polemiklerle boğuşuyoruz. Hepsi de sandıktan çıkan iradeye bir türlü razı olmayan Kemalist vesayetçi yaklaşımın ne denli güçlü olduğunun işaretleri. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ne kadar çabalasa da laikçi kesimdeki öfkeyi örtemiyor. Birkaç gündür konuştuğumuz örneği çok çarpıcıydı. Konuştukça açıldı Sağlar. Üç ayrı açıklamasının her birinde daha derindeki öfkeyi açığa çıkardı. Ne "irtica tehdidi" kaldı, ne de AK Parti'nin "adım adım ülkeyi şeriat devletine" götürdüğü. Halbuki CHP son yıllarda "İslamcı AK Parti" söylemini kullanmıyordu. Ancak Sağlar "tek adam" ile "İslamcı" suçlamasını birleştirdi. Laikçi-sol önyargının hâlâ çok güçlü olduğunu muhafazakâr kesimlere gösterdi. Yeni yılı iç siyasi polemiklerle karşıladığımıza bakmayın. 2021'de Türkiye'yi en çok etkileyecek başlıkların bunlar olmadığı görüşündeyim.

Bu köşe yazısını aşağıdaki linke tıklayarak sesli bir şekilde dinleyebilirsiniz


2021'in gündemi dış politika merkezli olacak
İçeride başörtüsünden sistem tartışmasına kadar birçok konu ele alınabilir, ancak 2023'e kadar en belirleyici meselenin Türkiye'nin uluslararası konumu, ilgili politikaları ve diğer aktörlerin verdiği tepkiler olacak. İç siyaset de bunlara göre şekillenecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "reform ve yeni sayfa açma" diyerek bu dinamik unsura işaret ediyor. Ekonomi ve uluslararası sistemdeki yeni dengelenme bağlamında ABD, AB ve bölgesel güçlerle yeni düzleme geçme çabası öne çıkacak. Piyasaya giren aşılarla Kovid-19 ile mücadelede hatırı sayılır bir normalleşme elde edilmesi beklenirken dünya siyasetinde "belirsizlik" başat tema olmaya devam edecek. Büyük güç rekabeti yeniden hızlanırken değişen husumetler ve işbirlikleri bölgesel aktörleri farklı hizalanmalara itecek.

Biden'ın işi zor
ABD'nin yeni başkanı 'ın içeride Trump etkisinden ne ölçüde kurtulabileceği bile belli değilken, uluslararası sistemi kimilerinin beklediği "liberal düzene" kavuşturması hayal gibi görünüyor. ABD-Çin, ABD-Rusya ve ABD-AB ilişkileri hızla yeni bir denkleme oturmayacak. "ABD geri döndü" sloganının somut politikalara dönmesi zaman alacak. Birçok çelişkiyi çözecek kararlılıkla yönetilmesi durumunda yeni sorunlara yol açacak. Tahran'ın uranyum zenginleştirmesi haberi, İran ile nükleer anlaşmaya dönme gibi nispeten kolay dosyalarda bile mesafe almanın zorluğunu gösteriyor. İsrail'in olası çoklu atraksiyonları da cabası. Bu itibarla Ankara, Biden yönetiminin Türkiye politikasında rasyonel bir değerlendirme yapmasını umuyor.

Ankara 'belirsizlik' dönemine hazır
Trump döneminin kaosuna en iyi tepki veren bir ülke olarak Türkiye, Biden döneminin fırsatlarını değerlendirmek için gerekli hamleleri yapacak. "Belirsizlik döneminde güç rekabeti "yapabilme becerisi Erdoğan yönetimindeki Türkiye'nin öne çıkan özelliği durumunda. Son dört yılda Suriye'den Libya ve Dağlık Karabağ'a kadar yapılan hamleler Ankara'nın kazanımlarını gösteriyor. Bu yüzden Ankara'nın dış politikasını "agresif, Yeni Osmanlıcı, İslamcı, Pan-Turanist" şeklinde etiketleyen ideolojik kampanyaların hedefi, Türkiye'yi sınırlandırmak. Dışarıdaki bu kampanyayı anlıyoruz... İçeride yeniden "Şeriatçı, İslamcı" etiketlemesi yapanlar, darbe imalarında bulunanlar ya da Boğaziçi'nde Gezi protestoları üretmeye çalışanlar neyin peşinde?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA