Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bir güneş gülüşlü genç kız çıktı, konuşma engeline rağmen yarışmada 125 bin lira kazanıp tüm umutsuz engellilerin yüreğine cesaret ve azim aşıladı. Kadın Voleybol Milli Takımımız, Almanları 3-0 ile dize getirip Tokyo Olimpiyatları'na katılma hakkı kazandı.
Ama milletin bu iki mutluluğu doyasıya yaşamasına bile engel olmaya kalktılar. Bulanık suda balık avlayıp, vatandaşı provoke etmeye yeltendiler.
Bir belediye başkanı çıktı, şort giyen voleybolcu kızlarımızı iffetsizlikle suçladı.
Bir gazeteci, 'ın sadece başı örtülü olduğu için o yarışmacı kızı arayıp, tebrik ettiğini söyleme gafletinde bulundu.
İkisi de sözde 'tabanlarına' şirin görünmek kaygısıyla bu insansız ve insafsız söylemlere giriştiler. Gelin görün ki artık öyle bir 'taban' kalmadı.
Türkiye, kumaş parçaları üzerinden siyaseti yıllar önce bitirdi, onlar farkına varamadı. Bu ülkenin sokaklarında şort giyen ve başını örten kızların el ele, kol kola gezdiğini ıskaladılar. 100 yıl önceki fikirlerin artık toprak altına gömüldüğünü anlayamadılar. Bu söylemleri onlara asla bir siyasi rant getirmedi.
Tam tersine, ne denli çağ dışı kaldıklarını, kalite ve kalibrelerinin ne kadar dibe vurduğunu gösterdi.
Ben, Ümmü Gülsüm'ün bilgisine, kültürüne, harika gülüşüne kendimi öyle kaptırdım ki, izlerken başının örtülü mü, açık mı olduğunu bile fark etmedim.
Şimdi bana başörtüsünün rengini sorsanız, bilemem.
Çünkü başının üzerindekine değil, 'içindekine' odaklanmıştım. Olması gerektiği gibi... Voleybolcu kızlarımızın harika smaçları yerine onların bacaklarına, popolarına bakanlar ise sadece mahalle aralarında çocukları taciz eden sapıklarla, dini duygulardan siyaset damıtmaya kalkan örümcek kafalılardır herhalde...
Şimdi o kafalara seslenmek istiyorum: Madem dünya görüşünüz iki metrelik kumaşla sınırlı, o zaman 'kefen bezini' düşünün. Çünkü bu dünyanın öte tarafı da var...

Ramo tat vermedi
Kuraldır; beklenti ne kadar büyük olursa, başarısızlık halinde hayal kırıklığı da o denli büyük olur.
Show TV'nin büyük bir iddia ile ekrana sürdüğü yeni dizisi Ramo, ilk bölümüyle damaklarda keçi boynuzu tadı bıraktı. Bazen tempo o kadar düştü ki, kendimi ekran başında esnerken buldum.
Dizinin en büyük şansı ise karşısındaki Kayserispor- Fenerbahçe maçının son derece tatsız, tuzsuz ve golsüz geçmesiydi. Ama Ramo her zaman böyle şanslı olmayacak. Çünkü iki hafta sonra karşısında Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz'ı bulacak. Eğer bu tempo ve böylesine zayıf bir senaryo ile devam ederse, fazla şansı da kalmayacak.
Diğer yandan üç ay önce Kim Milyoner Olmak İster?'i sunarken "Son kararınız mı efendim?" diye soran 'salon beyefendisi' 'ı bir anda karşısında 'Adana bitirimi' olarak bulan seyircinin ciddi bir adaptasyon sorunu yaşadığı da aşikâr...

En faydalı selfie
Turizm ve harika bir uygulama başlattı.
Müze ziyaretleri sırasında çekilecek selfie'ler (özçekim) yarışacak ve kazananlara ödüller dağıtılacak. Yerli ve yabancı katılımcılar, müzelerde çektikleri selfie'leri musseumselfieday ve muzedeselfiegunu etiketlerine gönderecek. Kazanan yabancı turiste Türkiye'de bulunacağı tarihler arasında Devlet Opera ve Balesi'nin gösterilerinden davetiye, yerli katılımcıya ise Müze Kart verilecek.
Bakanlığa yüreğimden samimi bir alkış koptu. Sonunda şu selfie çılgınlığı bir işe yarayacaktı.

Ne demiş?
İrem Derici, "2020'den ne bekliyorsunuz? Aşk mı para mı?" sorusuna samimi bir yanıt verdi: "Tabii ki para. Zaten aşk diye kandıklarım paraya geliyor. Madem öyle, bilinçli olalım. Parayı buldun mu onlar gelir."

Gaf'let kürsüsü
Acıbadem'de dikkatsiz ve duyarsız çekici operatörünün vinçle kaldırdığı aracın içinde bulunan yaşlı kadın, kapının açılması sonucu düşerek ağır yaralandı.

Zap'tiye
Selahattin Demirtaş'ın 'oyun yazarı' olduğunu zaten biliyorduk. Peki bu oyuna kim inanır? Tabii ki Kadir İnanır...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN