Bodrum'dan ayrılıp 48 saatliğine İstanbul sınırlarına girince bünyem afalladı, neden mi? Uçaktan iner inmez yağmura yakalanıp bir de üşümeye başlayınca, sanki kıta değiştirdik ya da zamanda yolculuk yaptık da kış geldi sandım. Ah bu üstümdeki şort ve tişört bu şehre fazla mı? Son yıllarda insanların neden Bodrum'a göç ettiğini anladım, sanırım benim de yaşım geçiyor.
Tek bir amaç var; o da zamanı yavaşlatmak. İstanbul'un hızına ayak uydurunca günler, haftalar, aylar nasıl geçiyor; birçoğumuz anlamıyoruz. Haksız mıyım? Dur ve düşün! Bodrum'da hayat bitmek bilmeyen bir film gibi, sürekli aynı sahnede takılı kalmışız gibi... Kimisi 'Benim için erken' diyor, kimisi de işte buralara firar ediyor. Peki İstanbul'a gelince neler yaptım?
1- Medikal estetik randevularıma gittim. Botoks ve vitamin takviyelerim yapıldı. Ee yaz boyunca yıpranacağız değil mi; o parti senin, bu happy hour benim.
2- Berber randevusuna yetişildi.
Malum Bodrum'da saçınızı başınızı herkese emanet edemiyorsunuz.
Metroseksüel erkek olmaz zor zanaat!
3- Konu komşuya uğradım, iş toplantılarını aynı güne sıkıştırdım, bir de yazlık eksiklerimi tamamladım.
Bir bavul daha yapıp Yalıkavak'a döndüm.

Bayramda Bodrum'a gelecek olanlara...

Yalıkavak Marina'daki Agency'nin pizzalarından tat.
Tilkicik'teki Bi Alt Kat'ta 'after kafası' yaşa.
29'un yeni yerindeki DJ'li gecelerden birinde dans et.
Zayo Beach'de güneşlenirken nargileni tüttür.
Eva Klein'da alternatif tiplerle boy göster.
Maça Kızı'ndan balıklama denize atla, daha sonra açık büfesinde karnını doyur.
Galen'de Mahmut Orhan'lı bir happy hour yakala.
Kendini, Yalıkavak'daki yeni yerinde açılan Dolce'de tatlı komasına sok.

Ortadoğulu turistler Bodrum koylarında

Bizim İstanbullular zaman zaman 'AVM'ler artık Ortadoğulu turistlerden soruluyor' diyor. Ne güzel işte; para harcasınlar, mekanlarda yesinler, içsinler. Son günlerde Ortadoğulu turistlere Bodrum'da da sıklıkla rastlıyoruz.
Geçen gün arkadaşımın Cennet Koyu'ndaki teknesinde güneşlenirken yanımıza hacmine kuvvet uber büyüklükte bir yat yanaştı. Mürettebatta bir telaş vardı. 'Acaba içinde kim var? Hadi dikizleyelim' dedik; aldık elimize dürbünü, çaktırmadan gözlemliyoruz. Bizim akıllı bıdık kaptan işi çözüyor ve teknenin, bir Arap zengininin kiraladığı tekne olduğunu söylüyor. Bir süre sonra burkinisi ile denize giren Arapları görünce, bizim kaptanın haklı olduğu anlaşılıyor. Arap turistler, akşam saatlerinde Mandarin Oriental'da veya Yalıkavak Marina'daki mekanları tercih ediyorlarmış çünkü yemek sonrası veya öncesi alışveriş yapmaya bayılıyorlarmış. Araplar, alışverişte de oldukça bonkörlermiş. Hani hep içimizden geçiriyoruz ya, 'Bu mağazalardan kim alışveriş yapıyor?' diye; eh işte o alışverişi yapanlar Ortadoğulu turistlermiş. Bir giren binlerce liralık alışveriş yapıp mağazayı toplayıp çıkıyormuş. O yüzden diyorum ya; gelin, hep gelin, bereketi ile gelin canlarım...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN