Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bir gazeteci olarak hafta boyunca sokaklardaydım.
Sabahtan akşama kadar; girebildiğim ne kadar sokak varsa girdim, konuşabildiğim ne kadar insan varsa konuştum.
Biber gazını da, kullanıldığı iddia edilen diğer gaz türlerini de yedim. Anlamaya çalıştım, insan hikayaleri biriktirdim; sizinle de paylaşmak isterim.
Bu kalabalığı bir çatı altında; parti, örgüt veya organizasyon diye gruplamak mümkün değil.
Her yaştan insan vardı; yaşlısı, genci, sağcısı, solcusu, Galatasaraylısı, Fenerbahçelisi, Beşiktaşlısı... Üzerindeki Fenerbahçe formasıyla, Galatasaraylı gencin yarasını temizleyen adam gördüm. Ki biz yıllardır bu iki rengi bir araya getirmeye çalışıyoruz. Bu insanların çoğu ilk defa sokağa çıkıyor. Birilerinin maşası diye yaftalamak büyük haksızlık olur.

HER ŞEY PAYLAŞILDI
İlerleyen günlerde araya karışan kötü niyetlileri bir kenara bırakırsak, yürüyüş sırasında çevreye ve kamu mallarına zarar vermemek için ellerinden geleni yaptılar. Aralarında zarar vermek isteyenler olunca da başarılı bir şekilde etkisiz hale getirdiler. Binlerce kişi Nişantaşı'nda yürürken, insanlar kafelerde oturup çaylarını içmeye devam edebildi. Vatandaş; yaralananlara kapısını açtı, wi-fi şifresini verdi, çantasında biber gazına karşı solüsyon getirenler birbiriyle paylaştı... Peki ne oldu da olay, barikatları ateşe vermeye kadar gitti?
Gezi Parkı'ndaki ağaçların sökülmesini protesto eden ve sayısı 100'lerle ifade edilen insanlar, parka yerleşip çalışmalara engel oldu. Kitap okudular, şarkılar söylediler. Şiddete bulaşmadan tepkilerini gösterdiler. Sonra sabaha karşı ansızın polis müdahalesi başladı.
Üstelik aşırıya kaçarak. Çadırlar ateşe verildi, gaz bombası kullanıldı...
Sonrası da çorap söküğü gibi geldi. Doğasever başlayan eylem, ülke çapına yayıldı...
Anadolu muhabbet coğrafyasıdır.
Bu topraklarda her türlü sorunun konuşulması, bir çay demlenmesine bakar.
Daha protestoların başladığı ilk gün Kadir Topbaş olay yerine gidip, göstericilere misafir olup "Verin bakayım oradan demli bir çay" deseydi ve çok sonrasında televizyonlarda yapacağı açıklamayı insanların bizzat yüzüne yapıp o tansiyonu indirip; kalkarken de "Arkadaşlar akşam da çaylar benden ama bu işi tatlıya bağlayalım" diye ekleseydi, iş bu noktalara gelmezdi.

LÜTFEN DİNLEYİN
Sokaktaki kalabalığı ciddiye almamak, onları marjinalmiş gibi görmek büyük hata. Sayın başbakanım; oradakilerin çoğunun istediği tek şey, dikkate alınmak.
Nasıl yaşayacaklarının, nasıl davranacaklarının kendilerine dikte ettirilmesinden hoşlanmıyorlar.
Bu dilden rahatsızlar.
Hani ilkokulda arka sırada yaramazlık yaparken hoca birden "Tamam ne istiyorsun söyle!" derdi ya, bu insanlar tam da onu istiyor; söylemek istiyor.
Lütfen dinleyin. Dinleyin ki sadece fikrini savunanla, sonradan araya karışmaya çalışan illegaller iyice bir ayrışsın.
Demokratik yoldan hakkını arayana ifade şansı verin ki, başka yolları deneyenlerin tuzağına düşmesin kimse.
Ve bilin ki, bu olaylar eğer bir kahraman yaratacaksa; o kahraman, herkesi sakinleştirmeyi başaran dili kullanan kişi olacak.
Böyle bir şansınız var; herkesin, marjinalin de başbakanı olduğunuzu gösterin...

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN