Türkiye'nin en iyi haber sitesi

"19 Nisan'da davam var, ilk defa çağrıda bulunuyorum. Üç yıldır bu mücadeleyi veriyorum, kanser oldum. Bana atılan yumruk, gördüğüm psikolojik şiddetin yanında hiç kalır. İnanın bana üç gün önce sokakta şiddet gören kadının yanında olmak istedim. Çünkü o kimseye bir şey ispatlamak zorunda değil. Kimse onu yalancı, paracı, şucu-bucu denmiyor. Yalnız kalmaktan yoruldum. Bu ikiyüzlülüğün son bulması gerekiyor. Son bulursa kadına şiddet de azalabilir. Şimdi bu konuşma için de dava açabilirler artık her şeyi göze aldım. Kadınlardan, derneklerden, siyasilerden destek bekliyorum. Beni dinleyin. Bir mağdur kadın konuşmak istiyor ama kimse dinlemiyor."

Bu açıklama sunucusu 'dan şiddet gördüğü için ayrılan 'ye ait. Küçükkaya daha önce defalarca yaptığı gibi eski eşi Demirci için bir aylık tedbir kararı aldırdı. Demirci, bu süre zarfında Küçükkaya'ya ilişkin sosyal medya ve diğer kamuya açık platformlarda herhangi bir paylaşım ya da yorumda da bulunamayacak.

Özetle Demirci yine susturuldu. 19 Nisan'da saat 10:00'da 'nde görülecek dava da Demirci 'konuştuğu' için açılmıştı. Demirci'ye yine aynı gerekçeyle ikinci bir tazminat davası daha açıldı. Tedbir kararı aldırıldığına göre muhtemelen bu son açıklaması için de dava açılır. Aslında tüm bu davalar, susturulmak da psikolojik şiddete giriyor.

KADIN DERNEKLERİ SUSUYOR
Küçükkaya, sırf Demirci'nin yaşadığı şiddeti yazdığımız için bana, Günaydın yazarı ve başka gazetecilere de dava açtı. Muhtemelen bu yazı için de dava açar! Ekranda özgürlük nutukları çekiyor ama adam 'sansür makinesi' gibi çalışıyor! Herkesi susturmak için zekice tazminat davaları açıyor, gazetecileri yıldırmaya çalışıyor!

Küçükkaya gibi güçlü insanların sürekli dava açıp, tedbir kararı aldırıp bireyleri susturmaya, hukuk sistemini kötüye kullanmasına 'nın yapacağı bir şey yok mu?

Kadın hakları konusunda ahkam kesen birçok ünlü köşe yazarı da Küçükkaya'yı üzmemek, onunla arasını bozmamak için Demirci hakkında tek kelime yazmıyorlar. Hepiniz iki yüzlüsünüz!

Ya kadın derneklerine ne demeli? İstanbul Sözleşmesi için gösteri yaparlar ama dayak yiyen, psikolojik şiddet yüzünden kanser olan Demirci'ye destek olmazlar! Demirci kadın değil mi? Bu nasıl iki yüzlülük? Muhalif diye Küçükkaya'nın arkasında duran kadın dernekleri, kadın döven bir 'sansür makinesi'ne yardım ettiklerinin farkında değil mi?

Göreceksiniz; meydanlarda kadın hakları için gösteriler yapan birçok kadın derneği, 19 Nisan'da yine Demirci'yi yalnız bırakacak. Umarım yanılırım.

***


İNGİLTERE'Yİ ÖRNEK ALIN
İngiltere'nin Batley kentinde Batley Grammar okulunda bir öğretmen derste, Peygamber efendimiz Hz. Muhammed'i uygunsuz şekilde tasvir eden bir karikatürü öğrencilerine göstermesi sebebiyle açığa alındı.
Okul yönetimi hemen soruşturma başlattı. Okulun müdürü Gary Kibble söz konusu öğretmenin özür dilediğini belirterek, "Yaşanan hadise kabul edilemez bir şey. Okulun ilgili bölümünde eğitimi durdurduk. Öğrenciler her inanç ve dini öğrenmeli ancak bunun hassas ve uygun bir şekilde yapılması gerekiyor" diye konuştu.
Bu olayın daha beterlerini mizah dergisi Charlie Hebdo yapınca Fransa hükümeti 'fikir özgürlüğü' deyip dergiye destek olmuştu. Danimarka'da da Kur'an-ı Kerim yakan aşırı sağcı siyasetçi Rasmus Paludan'a sahip çıkılmıştı.
Şimdi Fransa, Danimarka'da fikir özgürlüğü var da İngiltere'de mi yok? Her şey siyasetçilerde ve ülke kültüründe bitiyor. İslamofobi'yi iç siyasette kullanan ülkeler, İngiltere'den ders almalı.

***


NASA DEĞİL, GÖKTÜRK-1 ÇEKTİ!
Bu görüntüyü ABD, Rus ya da Çin uydusu değil, Göktürk-1 çekti. Süveyş Kanalı'nı tıkayıp küresel soruna yol açan geminin akıbetini uzaydan canlı takip edebiliyoruz.

Keşif ve gözetleme uydumuz Göktürk-1, hem istihbarat sağlamada hem de sivil uygulamalarda kullanılıyor. Göktürk-1 coğrafi kısıtlama olmaksızın dünyanın her yerinden yüksek çözünürlüklü uydu görüntüsü elde ederek, başta terörle mücadelede olmak üzere istihbarat alanında ülkemize büyük faydalar sağlıyor.
Göktürk-1, 5 Aralık 2016 tarihinde fırlatıldığında "Ne gerek vardı?" diyen muhalefet, Türkiye'nin Milli Uzay Programı'nı açıklandığında da "Amaç gündem değiştirmek" gibi sığ yaklaşımlarda bulunmuştu.
Sırada Göktürk-3 ve IMECE uyduları var. İnşallah Ay'a da roket fırlatacağız. Kendi ürettiğimiz teknolojilerle küresel uzay yarışında biz de varız artık.

***


MISIR'IN NENE HATUN'U YOK!
Süveyş Kanalı'nda 200 bin tonluk konteyner gemisi karaya oturunca Türkiye hemen Nene Hatun kurtarma gemisini göndermeyi teklif etti ama Mısır hükümeti bu yardım teklifini kabul etmedi.

Ve şimdi şu gördüğünüz dozerle gemiyi kurtarmaya çalışarak espri konusu oldular.
Dünyanın en büyük kurtarma gemilerinden biri olan Nene Hatun, Yalova Tersanesi'nde inşa edildi. 88 metre uzunluk, 11 metre genişlik ve 18 bin KW ana makina gücüne sahip.
321 gemi sırada, kanalı geçmeyi bekliyor. Geçişlerin durması nedeniyle petrol fiyatları, yükseldi, Avrupa'da tuvalet kâğıdı stoklanıyor.
(Her krizde neden önce tuvalet kâğıdı sıkıntısı yaşanır anlamış değilim!) İşte böyle krizlerde güçlü bir ülke olup olmadığınız test edilir!
Mısır'da Nene Hatun olsaydı kanal daha çabuk açılırdı!

***


ALTYAZI

"Birinin sana bir şey yapamazsın demesine izin verme. Benim bile. Bir hayalin varsa onu korumalısın. İnsanlar kendi yapamadıkları şeyleri, senin de yapamayacağını söylemek isterler. Eğer bir şey istiyorsan onu elde etmelisin." (Umudunu Kaybetme)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA