Türkiye'nin en iyi haber sitesi

CHP'nin Mahruze Teyze'ye (Keleş) olan ilgisi artarak devam ediyor. , belediye seçimleri öncesi pazarda karşılaştığı "Sana börek, kete yaparım ama oy vermem" diyen Mahruze Teyze'yi seçimden sonra ziyaret etmiş ve kendisine oy verip vermediğini tekrar tekrar sormuştu. Ve her seferinde "Sana oy vermedim" yanıtını almıştı.

İmamoğlu, geçtiğimiz hafta tekrar Mahruze Teyze'yi ziyaret etti. Sosyal medyada servis edilen özet görüntülere bile teyzemizin Cumhurbaşkanı Erdoğan'a olan gönülden bağlılığı damga vurmuştu. Keteler yendikten sonra Mahruze Teyze, "Bana Tayyip'imi getir" deyip İmamoğlu'na bir kez daha ters köşe yapmıştı.



CHP'liler Mahruze Teyze'den duymak istedikleri sözü bir türlü işitememiş olsalar gerek bu sefer eli büyüttüler. Teyzemize yapılan üçüncü ev ziyaretinde Ekrem İmamoğlu'nun yanında ve da vardı.

Yine sohbetler edildi. Mahruze Teyze, Kılıçdaroğlu'nun gelmesine çok sevindiğini söyledi ve "Hepimiz kardeşiz, birbirimizi sevmesek burada olmazdık. Allah buluşturdu" sözü ziyaretin özeti oldu.

Mahruze Teyze'nin Erdoğan'a olan büyük sevgisini duymayan kalmamıştı ama bu seferki kayıtta Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgili tek söz yoktu. Muhtemelen teyzemiz yine Erdoğan'dan bahsetmiştir ama o bölümler çıkarılmıştır! Ne de olsa CHP, Mahruze Teyze'yi artık muhafazakâr kesime yakınlaşmada PR amaçlı kullanıyor.

1 MİLİM GERİ ADIM YOK!

Bu son ziyaretin görüntülerinde Kılıçdaroğlu'nun doğal, rahat hareket etmediğini gözlemledim. Sanki yabancısı olduğu bir ortamda utangaç bir şekilde duruyor, yüzeysel laflar ediyordu. İmamoğlu ise çok rahattı ve doğal konuşuyordu. Ee bu onun üçüncü ziyareti!

Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin halktan uzak imajını değiştirmek için çok uğraştığını biliyoruz. Partiye muhafazakâr isimleri kazandırsa da, başörtülü kadınlarla poz verse de, Mahruze Teyze üç kez ziyaret edilse de yine olmuyor!

CHP'nin üst düzey ziyaretinde bile Mahruze Teyze "Bu sefer oyum size" demediğine ve Erdoğan'ı göremediği için sitem etmediğine göre direnmeye devam ediyor demektir. Bu durumu CHP'liler de görmüş olsa gerek sosyal medyada şu yorumları yaptılar:
■ "Sayın Ekrem Bey ilk ziyaretiniz anlamlıydı. 2.ziyaret + Genel başkan ziyareti artık popülizmdir. Teyzenizin evini türbeye çevirdiniz. Teyzenizde bir milim geri adım yok. Nereye varmak istiyorsunuz..."
■ "73 yaşındaki Cumhuriyet kadını annem ömrü hayatında CHP'den başka partiye oy vermedi, İBB seçimlerinde o yaşına rağmen kapı kapı oy topladı... Gel gelelim bu teyzenin gördüğü ilginin binde birini görmedi!"
■ "Bizi kaybettiniz şimdi AKP seçmeni peşindesiniz! İngiltere açık artırmalarını aman kaçırmayın!"
■ "Tüm CHP onu ziyaret etse oyum size demez!"

***


MENAJERLER 'VİZYON BAŞKAN'I SEVDİ

Şubat ayında Süper Lig'de futbol menajerlerine en çok ödeme yapan kulüp Fenerbahçe oldu. Szalai, Osayi, İrfan Can ve Mesut Özil'i kadrosuna katan Fenerbahçe, bu transferler için 37 milyon liraya yakın bir menajer ücreti ödedi.

Ali Koç göreve gelirken alt yapıdan futbolcu yetiştireceğini ve transferlerde gençlere ağırlık vereceğini söylüyordu. Koç'un Türk futbolunu bile değiştirecek bir vizyona sahip olduğuna inanılıyordu. Gelinen nokta tam bir hayal kırıklığı.
Koç'un kulübe yaptığı büyük ekonomik destek ise transfer fiyaskolarına gitti! Sosyal medyanın etkisiyle hareket eden Koç, en çok menajerleri sevindirdi.
Şimdi taraftarın aklında şu soru var; eğer bu sezon da şampiyonluk gelmezse Koç, koltuğu Sadettin Saran'a bırakır mı?

***


BU NE YAMAN ÇELİŞKİ?

Coşkun Sabah, "Tutucu bir baba mısınız?" sorusuna şu yanıtı verdi: "Batı'ya göre modern babayım. Kordon'da gezerken kızımı mini şortla dolaştırırım. Ama o mini şortu Mardin'de, Urfa'da giydirtmem."

Sabah daha önce de buna benzer bir açıklama yapmış ve çok tepki çekmişti. Demek ki hiç özeleştiri yapmamış.
Yıllarca hep güzel genç modellerle yaşadığı ilişkilerle magazine haber olan Sabah'ın bu son sözlerinden ırkçı anlamlar bile çıkar! Umarım Sabah ülkenin batısı medeni, doğusu görgüsüz demek istemiyordur!
Ayrıca kızının fotoğrafları Google'da ülkemizin yedi bölgesinde de rahatça görülüyor.

***


TRAFİKTE KİMSEYLE TARTIŞMAYIN

2008'de selektör yapma tartışmasında çıkan kavgada keserle bir kişiyi öldüren adamın itirafları sosyal medyada gündem oldu.
İşte o itiraftan bir bölüm:
"Bir hiç uğruna bir cana kıydım. 13 senem dört duvar arasında boşa gitti. O gün o olaydan iki saat önce anaokuluna bıraktığım oğlum, şimdi üniversiteye gidiyor ve ben onun en güzel zamanlarında yanında değildim. Parasız kalan eşimi ve çocuğumu sefalete mahkûm ettim."
Her gün milyonlarca insan farklı psikoloji ve sorunlarla direksiyonun başına geçiyor ve en küçük hatayı sanki VAR hakemi gibi gözlemleyip kavgaya, tartışmaya başlıyor. Selektör yakma, sollama, park yeri tartışması gibi saçma sapan sebepler yüzünden insanlar ölüyor.
13 yıl içeride yatan adamın dediği gibi; "Bırakın hata yapan yapsın sizin dövmenizle trafik kültürü düzelmeyecek. Trafikte kimseyle kavga etmeyin, mesele dayak atmak ya da kavgadan korkmak meselesi değil. Haklı ve güçlü de olsanız sonu hüsran olabiliyor."

***


13 YAŞINDA 200 SUÇ

Motosiklet çaldığı için İzmir'de yakalanan 13 yaşındaki P.Ü'nün 200'den fazla suç kaydı olduğu ortaya çıktı. P.Ü., suça sürüklendiği ortamdan uzaklaşması için daha önce Manisa'daki bir yurda yerleştirilmiş. Ancak yurttan kaçıp, yine motosiklet çalarak İzmir'e gitmiş. P.Ü şimdi tutuklu.

Hangi ara bu kadar çok suç işledi bu çocuk? P.Ü'ye IQ testi yapılsa eminim yüksek çıkar. P.Ü hakkında 'satranç şampiyonu' ya da 'küçük mucit robot yaptı' diye de bahsedebilirdik!
Bu tarz haberleri çok okuyoruz. Demek ki, suç işleyen çocukları topluma kazandırmada sorun yaşıyoruz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA