Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Gazeteci ve eğitim danışmanı Şafak Coştu, Twitter'dan senede 100 bin lira istenen özel okullarda, öğretmenlere hayatlarını zorlukla idame ettirecekleri ücretler verildiğini... Haftada 6 gün çalıştırılıp, hafta içi geç çıkarıldıklarını... Bazı velilerin de 100 bin lira verdiğinde öğretmenleri satın aldıkları yanılgısına kapıldıklarını yazdı. Velilerin karşısına çıkarıp öğretmenlere "4 yıl hamile kalmayacağım" diye açıklama yaptıran bir özel okul bile varmış. Utanç verici bir durum. Bir özel okul, bunu nasıl öğretmene söylettirebilir? Bir öğretmen, Coştu'nun tweet'lerine yorum olarak şu örneği verdi: "Bir velim 'Aman hocam atın nişanı evlenip çocuk falan yapmayın, bizim çocukları mezun edene kadar. Kendi çocuğunuza, kocanıza bakarken bizimkini unutursunuz' dedi. Yüzüme bakarak, ciddi ciddi, koluma da hafiften 'dostane' dokunuşla söyledi."

Ben de çocuklarını özel okula yazdıran bir veliydim. Çocuğunuz için en iyisini yapmak istiyorsunuz ama verdiğiniz paranın karşılığını alamıyorsunuz. Elbette kaliteli eğitim veren, fark yaratan özel okullar da var ama sayıları az! Coştu'nun belirttiği gibi birçok özel okul, öğretmenlerini yoğun mesai karşılığında düşük maaşa çalıştırıyor. Bazı özel okullar 'isim' satıyor sadece! Aslında öğretmenleri mutsuz ederek de kendi kuyularını kazıyorlar! Örneğin ben mutlu olmayan bir öğretmenin çocuğuma da faydalı olamayacağını düşünüp çocuklarımı devlet okuluna yazdırdım. Özel okullara vereceğimiz parayı şimdi özel derslere harcıyoruz. Tabii bir veli olarak, özel okullara, özel hocalara para akıtsanız da; okumayacak çocuk okumaz. Okuyacak çocuk ise her şartta, damı akan bir köy okulunda bile başarılı olur.
Aslında bazı küçük şehirlerde ve köylerdeki okullarda büyük kentlerdeki okullardan daha kaliteli eğitim veriliyor. Çünkü sınıflardaki öğrenci sayısının az olması büyük avantaj! Çocuklar İstanbul'daki gibi günün iki-iki buçuk saatini servislerde, trafikte geçirmiyorlar. Veli, öğretmen, müdür vs. herkes şartları biliyor ve ona göre çalışıyor. Veliler birlik olup okulun eğitim kalitesini artırmaya çalışıyorlar ve öğretmenlerini el üstünde tutuyorlar. Taşrada devlet okullarında okuyan çocukların başarılı olması rastlantı değil.

***


BİNLERCE 'FONDAŞ' VAR!
ABD, Afganistan'daki gazetecilerin tahliye uçaklarına ulaştığını açıklamıştı. Ancak, ABD fonuyla çalışan 500 gazeteci ve ailelerinin Afganistan'da kaldıkları belirlendi.

Şimdi Taliban yönetimindeki ülkede ABD'nin almaya gerek görmediği 'fondaş' gazeteciler olarak yaşamak zorunda kalacaklar! İşte ABD böyle yüz üstü bırakır!
Afganistan'da 500 gazeteciyi fonlayan ABD, Türkiye'de kaç gazeteciyi fonluyor acaba? Serdar Ortaç'ın "Binlerce dansöz var" şarkısı geldi aklıma. Sayı bizde daha fazla olabilir!

***


ŞENOL GÜNEŞ KAYBETTİ!
Letonya'ya 3-1'den, Karadağ'a 2-0'dan puan kaptırdık. Fazla söze gerek var mı?
Normalde bu maçları kazanmamız gerekiyordu. Norveç ve Hollanda'nın berabere kaldığı bu hafta Dünya Kupası'na kalmayı büyük ölçüde garantileyecektik.
A Milli Futbol Takımı'nda büyük düşüş var. Şenol Güneş'ten Euro 2020 hezimeti hakkında detaylı bir açıklama yapmasını, özeleştiride bulunmasını bekliyorduk ama konuşmadan tatile çıktı! Güneş "Hep birlikte kaybettik..." diyor. Hayır, efendim başarısızlığın tek sorumlusu Şenol Güneş'tir! Takımdaki sorunu tespit edip, reçete yazamayacaksa ve bizi Dünya Kupası'na götüremeyecekse istifa etmelidir!

***


AŞILI-AŞISIZ DİYE Mİ AYRILACAĞIZ?
Yaz aylarında gevşiyoruz, sonbaharla birlikte Covid-19 vakaları artınca önlemleri artırıyoruz. Dünyada da durum aynı ama biz sert önlemleri daha geç alıyoruz.
Şimdi lokanta-kafe gibi kapalı mekanlar ve kamu kurumlarında aşısızlara ayrı yer ayrılması, test zorunluluğunun AVM'leri de kapsaması gibi önlemler gündemde. PCR testlerinin bir süre sonra paralı olması da tartışılıyor.
Daha önce Yunanistan'da PCR testinin paralı yapılacağını örnek göstermiştim.
İnsanların aşı yaptırmama özgürlüğü var. Ancak bilimsel gerçeklere rağmen aşı yaptırmamak keyfi bir durumdur.

O yüzden PCR testleri paralı olmalı!
Kapalı mekanlarda aşısızlara ayrı yer ayrılması önerisi tecrit gibi bir şey!
Bir AVM ya da restoran çalışanı, "Aşısızların bulunduğu alanda çalışmak istemiyorum" derse ne olacak? Çünkü bunu deme hakkı var!
Aşı ve PCR testi yaptırmayanlara kapalı alanlar ve toplu taşıma yasaklanması daha mantıklı. Hep yazıyoruz, aşılı bir insan da virüs kapar ve yayar! Aşı virüsün yayılmasını önlemiyor ki, sadece hastalığı hafif atlatmayı sağlıyor. Kapalı, açık fark etmeden her alanda maske takmak zorunlu olmalı!

***


FOTOĞRAFTAKİ EKSİĞİ BULUN
Kadın futbolu 2. Lig ve 3. Lig Kulüpler Derneği kuruldu. Bu fotoğraf dernek yöneticilerinin toplantısında çekildi. Fotoğrafta bir eksik var sanki! Sanki 'Recep İvedik'teki gibi

Kara Ambar Kamyoncular Derneği toplanmış ve az sonra okey oynayacaklar! Neden hiç kadın yok? Sahada oynayanlar kadınlarken, neden yöneticilerin hepsi erkek?

***


ÜNİVERSİTE SAYISI FAZLA
ÖSYM'nin açıkladığı verilerde, 169 bölümü hiçbir üniversite öğrencisi adayı seçmedi. Birçok üniversitede bölümler boş kaldı. Adıyaman, Amasya, Iğdır, Ardahan gibi küçük illerde üniversiteler ilgi görmedi. Boş kalan kontenjan sayısı toplamda 195 bin 304. Mühendislik fakültelerindeki boş kontenjanları mimarlık ve fen-edebiyat fakülteleri takip etti.
Düşündürücü bir tablo. Üniversite sayısı fazla, azaltılmalı. Boş üniversitelere bütçeden ayrılan kaynaklara yazık! Küçük illerin gelişimi için üniversite açmak artık bir fayda sağlamıyor. Çünkü gençler artık iş bulamayacakları bölümleri yazmıyor.
Boş kalan üniversitelerin bazıları kapatılmalı ya da ihtiyaç doğrultusunda meslek okullarına dönüştürülmeli. Birçok meslekte açığı göçmenler dolduruyor. Gençlerimizi meslek sahibi olmaya yönlendirmeliyiz.

***


Altyazı
"Bu dünyada harekete geçenler kazanır, sürekli yapacaklarından bahsedenler değil." (Starry Eyes)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA