Türkiye'nin en iyi haber sitesi
NİHAT HATİPOĞLU

Allah’ın ipine sımsıkı sarılın

Müslümanların en büyük gücü, birlik olmalarından gelir. Birlik olduklarında en azılı düşmanlarını dize getirmiş, parlak zaferler yaşamışlardır. Bu nedenle bu birliği zedeleyen her girişime "fitne" ismi verilmiştir. İslam tarihinde, hem de Hz. Peygamberimiz döneminde meydana gelen bir olay bizim için hayli mesaj taşıyıcıdır. Anlatacağım olay üzerine kardeşliğe ve birliğe vurgu yapan Ali İmran Suresi'nin 100 ila 105. ayetleri indi. Olay şöyle gelişti:

FİTNECİLER HER DAİM İŞBAŞINDA
Azılı bir kâfir ve fitneci olan Şaş isimli yaşlı bir gayrimüslim, Medine'nin iki önemli aşireti Evs ve Hazreç'in beraberce oturup sohbet ettiklerini gördü. İslam düşmanı bu azılı kâfir, eskiden birbirleriyle sürekli savaşan bu iki aşiretin Müslüman olduktan sonra dost olmalarına dayanamadı. Kıskandı, rahatsız oldu. Bu azılı kâfir oturup "Bu Müslümanlar arasında dostluğu nasıl bozarım, bunları yeniden nasıl düşman ederim" diye düşünmeye başladı. Sonra aralarındaki dostluğu bozmak ve bu iki aşireti birbirine kırdırmak için bir plan geliştirdi.
Kendisi gibi fitneci ve kâfir olan bir gence şu talimatı verdi: "Sen Evs ile Hazreç'in yanına git ve bir zamanlar karşılıklı savaşlar yaptıklarını, kan döktüklerini onlara hatırlat. O dönemdeki cahiliyet kokan şiirleri oku. Onları tahrik et, çarpıştır, kan dökülsün."
Bu genç kendisine söyleneni yaptı. Bu iki aşiretin bir zamanlar yaptıkları savaşları anlatan şiirleri okudu ve onları "Nasıl bugünleri unutursunuz. Atalarınızın kanı boşa mı aktı" diye tahrik etmeye başladı. Müslüman olan Evs ve Hazreç galeyana gelip karşılıklı silahlandılar. Elleri kılıçlarına gidip "Hadi atalarımızın kanını sorgulayalım. Savaşalım karşılıklı" dediler. Ortalık bir anda savaş konumuna geldi. Nihayet "Harre" denilen mekânda buluşup karşılıklı savaşmak için savaş düzeni aldılar.

PEYGAMBERİMİZ MÜDAHALE ETTİ
Peygamberimiz (SAV) durumdan haberdar olunca yanındaki Mekkeli muhacirlerle olay yerine gelip iki safın arasında durdu. Sonra iki tarafa seslendi:
"Ey Müslümanlar topluluğu! Siz ne yapıyorsunuz? Bu ne demek oluyor? Siz cahiliye döneminin davalarına mı dönüyorsunuz? Üstelik ben hâlâ aranızdayken. Allah sizi İslam'la hidayete erdirmiş, size bunca imkân tanımış, sizi vahiyle şereflendirmiş iken eski çirkin savaşlara ve cahiliye âdetlerine mi döneceksiniz? Sizi küfürden kurtarmışken siz tekrar küfre mi döneceksiniz?"
Efendimizin bu sözleri Evs ve Hazreç aşiretlerini derinden sarstı. Hemen toparlandılar. Birbirlerine bakıp "Biz ne yapıyoruz? Şeytanın ve fitneci güruhun oyununa gelip bu tuzağı nasıl göremedik? Az daha birbirimizin kanını dökecektik. Hem de Hz. Resulullah yanımızdayken" dediler.
Efendimizin dirayetli müdahalesiyle sahabe kendilerine kurulan tuzağı bozdu. Hile ve komployu fark etti. Ortada ahlaksızca bir fitne olduğunu anlayıp silahlarını yere bıraktılar. Ağlaşarak birbirlerine sarıldılar. Âli İmran Suresi'nin 100 ila 105. ayetleri orada indi.

KURULAN TUZAK BOZULDU
"Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kâfir yaparlar. Size Allah'ın ayetleri okunup dururken ve Allah'ın elçisi de aranızda iken nasıl inkâra saparsınız? Kim Allah'a sımsıkı bağlanırsa, kesinlikle doğru yola iletilmiştir. Hep birlikte Allah'ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün.
Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz. İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa eren onlardır. Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır." (Ali İmran/ 100-105).
Efendimiz bu ayetleri okudu. Sahabe tam bir teslimiyet içinde dinledi. Birbirlerinden helallik alıp oyunu bozdu. Sonra hep beraber Mekkeli muhacirler ile Medineli Evs ve Hazreç kabileleri Efendimizin (SAV) etrafını sarıp emrine boyun eğdi. Ve oradan Hz. Peygamber'le beraber uzaklaşıp tekrar kardeş olarak yollarına devam ettiler. Sahabeden Cabir b. Abdillah şöyle der: "Allah'a yemin ederim ki, bugünkü gibi bir gün görmedim. Başı çok kötü başladı ama sonu da bir o kadar güzel bitti."

UYANIK OLMALIYIZ
Yüce Allah'a, Hz. Peygamber'e ve Kur'an'a teslim olanlar; günlük basit, geçici meşakkatler ve hadiseler sizi kardeşlerinizle karşı karşıya getirmesin. Bilin ki şeytan, nefis ve küfür uyumuyor, tetikte bekliyor. Kıvılcım tutuşsun diye bekliyor. Sizi birbirinize düşman eden, bilin ki düşmanınızın maşasıdır. Bu oyunu Allah'a, Hz. Peygamber'e, Allah'ın kitabına ve topyekûn İslam'a teslim olarak bozarsınız. Yazımı Âli İmran Suresi'nin yukarıda da mealini verdiğim 103. ayetini tekrar ederek bitiriyorum:
"Hep birlikte Allah'ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz."

***

CUMA NAMAZINA GEÇ YETİŞEN KİŞİ NASIL NAMAZ KILAR?
Cuma namazına imamın selamından önce yetişen kişi cumaya yetişmiş sayılır. Ancak imama nerede yetişmişse hüküm ona göre değişir. Bunu da şöyle özetleyebiliriz:
1. Kişi imama yetiştiği yerden itibaren kılamadığı rekâtı tamamlar.
2. Cuma günü imamın selamından sonra camiye yetişen kişi artık cumayı kılamaz, o günün öğle namazını kılar.
3. Cuma namazının ikinci rekâtında imama yetişen kişi imamın selamından sonra bir rekât kendi başına kılar. Bu bir rekât esnasında Fatiha'yı da okur.
4. İmama tahiyyatta yetişen kişi selamdan sonra tek başına iki rekât kılar. Böylece cumayı kılmış olur.
5. Şafiilere göre cuma günü cemaate uyan kişi imamla en azından bir rekât kılmalıdır. Ancak biri cuma namazının ikinci rekâtının tahiyyatında yetişirse imamın selamından sonra artık dört rekât kılar. Bu namaz onun için öğle namazına dönüşür.
Cemaatle namaz kılarken nasıl niyet etmeliyiz?
Bilindiği gibi niyet, namazın şartlarındandır. Namaz kılacak kişi nafile, vacip veya farz namazını, tek başına mı, imama uyarak cemaat halinde mi kılacağını belirtmelidir. Vakti belirtmesi de uygun olur. İmama uyacaksa niyetini şöyle yapar: "Niyet ettim hazır olan imama." Bu niyeti kalben yapması yeterli olmakla beraber dil ile söylemesi sünnettir.
İmama uyan kişi Fatiha okumalı mı?
Hanefi mezhebine göre cemaatle namaz kılan kişi namazda Kur'an'dan bir şey okumaz. Şafii ve Hanbelilere göre ise durum şöyledir: Öğle ve ikindi namazı gibi imamın Fatiha'yı sessiz okuduğu namazlarda cemaatten herkes Fatiha ve sureyi içinden okur. Sabah, akşam ve yatsı gibi sesli okunan namazlarda imam Fatiha'yı bitirince cemaat içinden sadece Fatiha'yı okur.

***

BİR AYET
Peygamber size ne verdiyse onu alın. Size neyi yasakladıysa ondan sakının ve Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı şiddetlidir. (Haşr/7)

***

BİR HADİS
Ben uzatmayı arzu ederek namaza dururum da, bir çocuğun ağlamasını işitir, onun annesine güçlük çıkarıp üzmekten hoşlanmadığım için namazı kısa keserim. (Buhari)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA