Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Sovyetler'in çöküşünün ardından , Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya Federasyonu arasındaki nüfuz yarıştırma alanlarından biri haline gelmişti. Bugün topraklarının işgalini de o dönemki güç boşluğunu doldurma çabalarından bağımsız düşünemeyiz.

Bu köşe yazısını aşağıdaki linke tıklayarak sesli bir şekilde dinleyebilirsiniz

, SSCB dönemi dahil Azerbaycan'a ait olan bir bölgeyken, Sovyetler'in çöküşünü fırsat bilen kuvvetleri, 90'ların başında şiddet uygulayarak Azerbaycan Türkleri'ni zorunlu göçe mecbur edip bu toprakları işgal etti. Azerbaycan topraklarının %20'sini işgal eden Ermenistan'a, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi çağrı yapmaktan öte gidemeyince, Azerbaycan 1994'te ateşkesi kabul etmek zorunda kalmıştı.
Ermenistan işgaline karşı 27 yıldır ne BM ne de Fransa-Rusya-ABD'nin eş-başkanlığındaki MİNSK Grubu herhangi bir çözüm üretebildi. Bu sebeple uluslararası toplumun çatışmanın sona ermesi çağrısı adil de değildir çözüm de değildir. Esas çağrı, Ermenistan'a işgal ettiği toprakları terk etmesi yönünde yapılmalıdır. Nitekim Rusya Cumhurbaşkanı Putin'in dediği gibi "çatışmalar Ermenistan toprağında yapılmıyor."
Türkiye, Azerbaycan ordusu envanterindeki SİHA'ları ve Kasırga gibi füzeleriyle Bakü'yü sahada desteklerken, diplomatik anlamda da en gür desteği veren ülke oldu. İYİ Parti gibi 'milliyetçi' partiler bile MİNSK üçlüsüne çağrı yaparken, Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yaklaşık 30 yıldır ihmalkâr tutumunu sürdüren MİNSK üçlüsü çözüm odaklı davranmaktan maalesef çok uzaktır" diyerek meselenin çözümü için farklı bir diplomatik dinamik gerektiğine dikkat çekti.
Öte yandan Fransa Cumhurbaşkanı Macron ise başta olduğu süre boyunca Ermenistan işgaline dair dişe dokunur hiçbir söz sarf etmemişken, tam da Azerbaycan işgal edilen topraklarını geri almaya başlamışken Ermenistan'ın süregelen işgalini savunur bir pozisyonu seçti. Böylelikle MİNSK üçlüsünün kendi prensiplerine de aykırı olarak hareket etmiş oldu. Fransa, hem Ermenistan'a sahada bir katkı sunamadı, hem de masada kendi kendisini Azerbaycan açısından kabul edilemez bir muhatap haline getirdi.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Macron'a, "Biz bu savaşın sebebi değiliz, topraklarımızı savunuyoruz, bizim Ermenistan topraklarında gözümüz yok. Dağlık Karabağ bizim toprağımızdır. Bir devlet öz topraklarını fethedebilir mi? Bu topraklarda kanunsuz olarak Ermeniler bizim bütün abidelerimizi yıktılar. Bunu görmüyorlar mı? Bu tarz yaklaşımlar kabul edilemez. Biz buna sessiz kalamayız" şeklinde seslendi. Öte yandan olası bir barış görüşmesinde Türkiye'nin de masada olmasının şart olduğunu belirtti.
Güney Kafkasya'da Türkiye'nin söz sahibi olmasının SİHA'lardan daha önemli bir sebebi var: Uluslararası toplum denen yapı bunca sene süren işgale dair sadra şifa olacak bir adım atmayarak göz yumdu. Türkiye ise işgale uğramış Azerbaycan için hem sahada hem de masada gereken desteği vererek çözüme bir yol açtı.
Putin'in, Batı'nın desteğiyle başa gelen Ermenistan Başbakanı Paşinyan koltuğundan olmadan müdahale etmeyeceğini belli etmesi, Paşinyan'ın telefonlarına çıkmadığını canlı yayında göstermesi ve çatışmanın Ermenistan toprağında olmadığını açıklaması önemli bir işaret. Bu, ABD'nin seçim gündemine boğulması ve Trump'ın izolasyonist dış politikası ile birlikte ele alınırsa, Türkiye'nin Güney Kafkasya masasında kabul edilir bir çözüme ulaşmak açısından önemli bir potansiyeli barındırdığını söylemek mümkün.
Yani "milliyetçilerimiz" MİNSK diyedursun, Bakü Ankara'yı işaret ediyor.

***


Kılıçdaroğlu aynaya bakmalı

Almanya'ya gider, "Türkiye'de can ve mal güvenliği yok" dersin; Avrupa Birliği'ne gider içişlerimize yeterince karışmadıklarından şikâyet edersin, Gezi'de "NATO müdahale etsin" diyenlere kahraman dersin. Müstevlilere el pençe divan duran sensin. Erdoğan'la Türkiye bugün Ortadoğu'dan Balkanlar'a, Afrika'dan Güney Kafkasya'ya tarih yazıyor. Senin vizyonun ancak "Aman Afrin merkezine girmeyelim"e yeter; kendini Erdoğan'la karıştırma! Eğilen bükülen siyasetçi görmek istiyorsan, git aynaya bak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA