Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Sosyal medya ve internet sitelerinde bir video geziyor. "İçimizdeki ahmaklar, geri zekâlılar izlesin" notuyla elden ele yayılıyor.
Videoyu ABD'li bir doktor çekmiş. Nefes darlığı çekerek ölmenin nasıl bir his olduğunu anlatıyor. Ön kamerasından (selfie usulü) çekim yaptığı telefonunu ileri geri hareket ettirerek ölüm anında ışığı ve sesi nasıl algılayacağımızı canlandırıyor aklınca.
Klostrofobik, rahatsız edici bir görüntü. Zaten haber diye bu görüntüleri okurlarına ulaştıran BBC Türkçe gibi siteler, videoyu tıklamadan önce "pornografi" düzeyiyle ilgili uyarı koyuyorlar.
Auteur yönetmenler arasında ilk sırada saydığım cesur Hitchcock bile ölümü anlatırken bu kadarına cesaret edememişti!
Psycho filmindeki o meşhur duşta cinayet sahnesini bilirsiniz... Aykırı yönetmenimiz bile, filmin bu sahneden dolayı denetime takılmaması için senaryoda değişikliğe gitmek zorunda kalmıştı.
Bugün dönüp baktığımızda iyi ki bu baskıyı üzerinde hissetmiş diyorum. Zira şimdi tek başına sinema tarihinin kültleri arasına giren bu sahnedeki yaratıcılığı, ucuz korkuya ve alelade çıplaklığa kurban etmemiş olurdu.
Elbette bir hekimden sanatçı estetiği falan beklediğim yok.
Zaten videonun bir doktor tarafından, kendisinden şifa bekleyen hastaları için çekilmiş olması başlı başına felaket.
Çünkü ölümü hatırlatarak korkutmak sinemacıların işi olabilir; insanların derman bulmak için gittiği doktorların değil.

***

Bu köşe yazısını aşağıdaki linke tıklayarak sesli bir şekilde dinleyebilirsiniz


Bu ve benzeri aşırılıklara, toplumda pandemiyle ilgili bilinç düzeyini yükselteceği söylenerek müsamaha gösteriliyor. Hatta alkışlanarak teşvik ediliyorlar.
Bence tek yapılan, hayatı, öleceğini bile bile yaşayan tek canlı olmanın dayanılmaz ağırlığını omuzlamaktan ibaret olan "insancıkların" işini daha da zorlaştırmak.
"Feci şekilde ölebilirsiniz" diyerek bireyleri "korkuyu bekler" bir ruh haline sokmak eğer bilinç adına bir ilerleme sayılıyorsa faşizmden âlâ bilim mi olur?

***


Kaldı ki solunum yoluyla yayılan bir hastalığın sorumlusu olarak insanları göstermek bir mücadele yöntemi olabilir mi?
Gölcük depreminde "7.4 yetmedi mi" diye bağıran yobazlara niye kızdınız o zaman?
Ne yapalım?
Tarih boyunca sayısız kere mutasyona uğramış virüslerle, bakterilerle karşılaşıyoruz. Hasta oluyoruz. Yaşamaktan daha tehlikeli bir ölüm nedeni var mı?
Kimi insanların, ölmek için, öldürmek için çaba harcadığına ve bunu yaparken ne yaptıklarını bilmediğine gerçekten inanıyor olamazsınız.
Benim diyen aptal bile ötekini bu kadar ahmak sanamaz.
Bugüne kadar sağlığınızı, hayatınızı, annenizin dışında birinin ya da bir kurumun sizden daha çok önemsediğine kaç kere şahit oldunuz?
O halde sitemimiz kime?
Sabah akşam ekranlardan "Ahmaklar yüzünden ölüyoruz", "Bir de bu cahilleri tedavi etmek için canımızı tehlikeye atıyoruz" diye hakaret ettikleriniz kimler?
Yoksa, çevrenizde virüse kafa atıp ölmeye çalışan ve yanında da birilerini götürmeye çalışan uçurum insanlarının olduğunu mu sanıyorsunuz?
Hakikaten geçmiş olsun o zaman.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA