Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Helalleşme hem inancımızda hem de toplumsal kodlarımıza güçlü karşılık bulan değerli bir davranış biçimidir. Helalleşme için yola çıkana, ilke olarak olumsuz yaklaşılmaz. Ama bu duruş, açık çek verileceği anlamına da gelmez. Hakkın helal edilmesi, kullar arasındaki özel hukuku rahatlatsa da helallik istenen konunun, haram yönünü ortadan kaldırmaz.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, partisinin geçmişte açtığı yaraları kapatmak üzere "helallik yolculuğuna çıkması" karşısında...
"Yolun açık olsun" da denebilir, "Yol hali bu, gidip de dönmemek var" mesajı da verilebilir. Zira helallik istenecek farklı kitleler; CHP'nin değiştiğine ikna olmadan, Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının samimiyetini test etmeden, hiçbir şey yaşanmamış gibi davranmayabilir!
Bu helallik çıkışının, siyasi manevra yönü kadar, CHP tabanında yarattığı tartışma da mühimdir. Ayrıca helallik için kapısı çalınacak kişiler ile helalleşme yönteminin nasıl olacağı da kritik bir husus. Lakin neresinden bakılırsa bakılsın, Kemal Bey'in kendince "değişken gündem" üretebildiği ve üzerinde konuşulmasını sağladığı da bir gerçek. Ki bu yazı bile yapay gündemin akıntısına kapılma riskini de bu yönde gelebilecek eleştirileri de bünyesinde barındırmakta!
Kanımca...
Sürekli iddia paylaşan veya muhtelif çağrılarda bulunan Kılıçdaroğlu, parti ve ittifak içi meseleleri kamufle edip, örgütü ve vekillerini parti dışına odaklama stratejisini çok benimsedi!

***


Helallik arayışı, tabii ki Kemal Kılıçdaroğlu'nu, 11 yıl öncesine ve bir kaset komplosuna kurban giden Sn. Deniz Baykal'a da götürmek zorunda.
Kuşkusuz...
Şehit aileleri, 15 Temmuz'da hayatını feda eden kahramanlar, onların yakınları ve gazilerin, darbeler dizisinin mağdur ettiği hatta canlarını aldığı insanların akrabalarının, başörtüsü nedeniyle devletten dışlanan genç kızların... Kemal Bey ve arkadaşlarını, kırmızı halı sererek beklediği garanti edilemez. Elbette, "misafir edilirler" fakat "misafir umduğunu değil bulduğunu yer!"
Ve ilginç bir noktada da Sn. Kılıçdaroğlu'nun, "hedefi dağıtma taktiğidir!" Başlangıçta, "CHP'nin açtığı yaraları tedavi" vaadinde bulunurken, partiden yükselen uğultuyu duyar duymaz helalleşme listesini, CHP dönemi mağdurları dışında varsaydığı çevrelere ve yıllara da yayma uyanıklığını sergiledi! Sanırım böylece, "Atatürk ve İnönü döneminden de utanıyor musun? O halde bırak o koltuğu" diyenlerin sesini bastırma fırsatı elde edeceğini hesapladı.
Doğrusu insan merak etmeden geçemiyor...
Sahi Kemal Bey, İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'nun 1915 olaylarına yaklaşımını esas alarak, bilhassa diaspora Ermenilerine de bir açılım yapacak mı? Özür ve tazminat ödemeye kadar varacak kapıları aralayacak mı? Veya Uludere'ye, "Roboski" demek suretiyle Kürt kökenli vatandaşları hakiki manada yanına mı çekecek?
Ve nihayet...
2. Yüzyıla Çağrı Beyannamesi kisvesi altına, 2. Cumhuriyet tasarımını sahneye sürüp, "kurucu halklara!" dayalı yeni ve farklı bir anayasa mimarisi mi oluşturacak?
Demem o ki...
Helalleşme, özünde hayırlı bir adımdır. Ama o adım, derinlikli toplumsal barışma heyecanı içinde, modeli değiştirilmiş bir devleti mi öngörmektedir?
Bütün bunlar açığa kavuşmadan, "Helali hoş olsun" deyip geçip gitmek pek de mümkün değildir!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA