Türkiye'nin en iyi haber sitesi
MURAT ARIN

Petrol en büyük tehdit

Geçen hafta küresel piyasaların gündemine dünya ekonomisinin seyri ve siyasi gelişmeler hakim oldu. Ukrayna ve özellikle Irak'taki gelişmeler kaygıyla izlenmeye devam etti. Merkez Bankası faizini biraz daha düşürerek lira üzerindeki değerlenme baskısını dağıttı. Piyasalar için geçen haftanın sürprizi ABD ekonomisinin ilk çeyrekte yüzde 2,9 küçülmesi oldu. Oysa yeni yıl yüzde 3-4 aralığında büyüme beklentileriyle başlamıştı. Bu tahminleri yapan ekonomistler ilk çeyrekte bozguna uğramalarına karşın umut dolu tahminler yapmaya devam ediyor.
İkinci çeyrek için de beklentiler genelde yüzde 3-4 aralığında dolaşıyor. Bunun bir nedeni, ilk çeyreğin kötü geçmesinin ardından ikinci çeyrekte bunun telafi edileceğine yönelik beklenti. Ancak özellikle son haftalarda ekonomik verilerin kötü gelmeyi sürdürmesi, tahminlerin yavaş yavaş yüzde 3'ün altına inmesine yol açıyor.
ABD ekonomisi, merkez bankasının (Fed) yoğun tahvil alımları yoluyla yaptığı parasal genişleme ve bunun sonucunda varlık fiyatlarının şişmesiyle beş yıldır yüzde 1-2 bandında büyümeyi başardı. Hisse senedi ve gayrimenkul fiyatlarının fazlasıyla yükselmesiyle oluşan olumlu hava ve sınırlı da olsa tüketimin artması, ekonominin büyük bir durgunluğa girmesini önledi. Şimdi Fed tahvil alımlarını azaltırken, varlık balonu eski hızında şişmiyor, ekonomi de eskisi kadar bundan destek alamıyor. İlk çeyrekteki sert daralmanın ardından ikinci çeyrekte bir toparlanma olabilir, ancak yılın sonuna doğru, Fed'in tahvil alımı bittikten sonra ABD ekonomisi iyice yavaşlayıp durgunluğa girebilir.
Japonya'dan da ekonomi için iyi işaretler gelmiyor. Japonya Merkez Bankası, Fed'den çok daha büyük bir para basma politikası uygulamış olmasına karşın sonuçları çok cılız kaldı ve ilk başta görülen olumlu etkiler de yavaş yavaş kayboluyor.
Avrupa'da ise durgunluktan çıkış için sadece ekonomistlerin ümidi var. Hem gelen veriler, hem tüketicilerin ve iş dünyasının güvensizliği sıfır civarında seyreden büyümenin kıpırdanmadığını gösteriyor.
Yedi aydır dünya ekonomisinin uzun sürecek bir durgunluğa doğru ilerlediğimi yazıyorum, veriler bu tahminimi desteklemeye devam ediyor. Ekonomiler bu kadar zayıf seyrederken siyasi riskler ise büyüyor. En büyük risk IŞİD'in (Irak Şam İslam Devleti) Irak'ta ilerlemeye devam etmesinin petrol fiyatlarında bir parlamaya yol açması. 115 dolara takılan Brent petrolün 120-125 doların üzerine çıkıp yerleşmesi dünyayı kısa sürede büyük durgunluğun içine çekebilir.
İkinci önemli risk ise Ukrayna krizi. ABD ve Avrupa, Rusya'ya yeni yaptırımlara hazırlanıyor. Başta yaptırımlara direnen Almanya Başbakanı Angela Merkel, bu kez yenilerinin uygulanması için Avrupa'yı teşvik ediyor. Ukrayna'nın yeni cumhurbaşkanı Petro Poroşenko'nun tavrı, Doğu Ukrayna'daki çatışmaların süreceğini gösteriyor. Bütün bunlar zaten büyümede sorun yaşayan Rusya ve Avrupa Birliği ülkelerinin daha fazla baskı altında kalacağı anlamına geliyor.

MERKEZ BANKASI'NDAN DOĞRU HAMLE

Merkez Bankası, faizi 0,75 puan düşürerek doğru yönde bir adım daha attı, en azından faiz çok yüksek seviyeden aşağı geldi, iki yıl vadeli gösterge tahvil faizi yüzde 8'e doğru düştü. Bu adım hem ekonominin dünyadaki yavaşlamadan daha az etkilenmesi açısından hem de liranın değerlenmesinin önlenmesi açısından önemli. Merkez Bankası faiz seviyesini belirlerken, sıcak paranın içeri girerek yeni spekülasyonlara temel hazırlamasına fırsat vermemeli.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA