Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Büyük ihtimalle Çinlilerin "İlginç zamanlarda yaşayasınız" bedduası tutmuş ki ABD'de "ilginçliği" de aşan akıl almaz şeyler oluyor.
Müesses nizam Trump kavgası derinleşerek sürüyor. Dünyanın en gelişmiş ülkesi ABD'de korona virüsüyle ölüm sayısı 100 binleri aşıyor ve çaresiz.
Şimdi buna Minnesota eyaletinin Minneapolis şehrinde polis tarafından öldürülen siyahi George Floyd cinayeti eklendi ve ülke yakılıp yıkılıyor.
İş öyle bir noktaya geldi ki bölge valisi ile Devlet Başkanı Trump birbirini silahla tehdit ediyor.
Sanki House of Cards dizisini izliyoruz. Dizideki sanal başkan Frank Underwood gibi Trump'ın da toplumu şiddetle korkutarak seçim kazanmak istediği söyleniyor.
Bütün bunlara, "ABD burası her şey Hollywoodvari olabilir" deyip geçebilirsiniz.
Ama bu gerginliğin biraz arka planına bakınca şaşıp kalmamak mümkün değil.
Eski asker, Massachusetts Milletvekili Seth Moulton, geçen ay şöyle bir tweet attı:
"Irak savaşının en karanlık günlerinden bugüne yani Trump'ın en büyük hata yaptığı günlere kadar -güvenilir kaynaktan duydum- hiç bu kadar çok sayıda genç subayın ayaklanma sesini duymamıştım..." Demokrat Kongre üyesi açık açık "Genç Subaylar Rahatsız" diyor. Daha önce de yazdım, Trump'a karşı bizdeki 28 Şubat Postmodern darbevari bir kuşatma var ve medya üzerinden müthiş bir kampanya yürütüldü.
Halen de devam ediyor ama herhalde etkili olmadı ki şimdi Demokrat bir milletvekili "Genç Subaylar Rahatsız" çağrısı yapıyor.
Hatırlarsanız bizde de 2007 öncesi aynı çağrıyı gazeteci Mustafa Balbay siyasi literatürümüze kazandırmıştı. İnanılır gibi değil ama artık çok sayıda ülkede darbe yaptıran ABD de "darbe" tehdidi altında.
Biz bu yaklaşımı bildiğimiz için ne söylendiğini anlıyoruz, peki Amerikalılar işin farkında mı?
ABD'yi yakından bilen iş adamı Ekim Alptekin bu konuda şunları söylüyor:
"Çoğu ABD vatandaşı neler olduğunu anlamıyor ama biz bu aklı iyi tanıyoruz.
Çünkü bu filmi gördük. Sanırım birileri normal darbe istiyor. Ancak Trump yönetimi işin farkında."
Nerden nereye... Başka ülkelerde darbelerle hayatı karartan, kavramların, değerlerin içini boşaltan ABD şimdi kendi kendini yeme derdinde. Dünyanın en iyi "denge ve denetimi"ne sahip demokrasisi bile darbe tehdidi altındaysa Türkiye'ye şükretmemiz gerekiyor. Çünkü o darbeleri yendik ve demokrasimiz sıkıntılara, saldırılara rağmen işliyor.

***


Muhaliflerin "kaçak" villa ve arsa aşkı
Son dönemde ne çok kaçakyapısever gazeteci ve siyasetçiyle tanıştık. Ayrıntısına girmiyorum, Yılmaz Özdil, Fatih Portakal, Can Dündar milyonluk kaçak yapılara ve arazilere sahipler ve yıktırmamak için direniyorlar. Aslında bu işin öncüsü ilk kez bu köşede yazılan CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Aydoğdu. O da Çeşme'deki villasını kaçak olarak büyütmüştü. Hakkını yemeyelim o ötekilerden daha "dürüst" çıktı ve kaçak villasını bizzat balyozla kendisi yıktı.
Şimdi bu kaçak villa ve arsaseverlere, İYİ Partili bir isim, Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan da dahil edildi. İddianın sahibi de AK Parti Milletvekili Radiye Sezer Katırcıoğlu.
Katırcıoğlu, Türkkan'ın sahibi olduğu yağ fabrikası ve çiftliğinin devlet arazisi üzerinde olduğunu iddia ediyor ve soruyor: "Bay Türkkan'ın Kocaeli ve Dilovası'nda fabrikası ve çiftlikleri var. Soruyorum, Bay Türkkan yağ fabrikanız 126 bin metrekare orman arazisi üzerinde mi değil mi?"
Zor bir soru olmasa gerek...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA