Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Genel Başkanı Devlet Bahçeli, biraz da bilinçli bir biçimde "seçim tarihlerini belirleyen siyasetçi" olarak takdim edildi. Oysa Bahçeli, sadece son dönemde değil, siyasi hayatta görünür olduğu andan itibaren çok tarihi ve kritik kararlara imza atmış bir siyasetçidir.
Bir süre önce tartışmalarına da katılarak yine tarihi bir çıkış yaptı. Belki bölgemizde yaşanan sıcak gelişmelerin gölgesinde kaldığı için üzerinde pek durulmadı ama söyledikleri sadece MHP tarihi açısından değil Türkiye'nin darbeler tarihi açısından da çok çok önemliydi.
Özellikle 'liler bu önemli çıkışı, Anayasa Mahkemesi'yle kısır bir kurumsal kavga olarak yorumladı. Oysa Bahçeli, ilk kez bu ülkenin son 60 yılını karartan darbelerin izini silecek ve o darbelerin ruh verdiği kurumların da devreden çıkacağı köklü bir reform çağrısı yapıyordu.
Bu çağrısının ilk ipucunu daha 27 Mayıs'ta Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nın açılış konuşmasında vermişti:
"Millet iradesine çevrilmiş silahlar demokrasinin inkâr ve infaz hükmüdür. Kurmaca mahkemeler, devri sabık yaratma çabaları, cuntacı eğilimler, darbeci emeller on yıllar boyunca hem demokrasiyi kötürüm bırakmış, hem de özgürlükleri sekteye uğratmıştır. Yassıada mahkemelerini kuranlar bir devri değil, demokrasi ve özgürlükleri sanık sandalyesine oturtmuşlardır."
Bahçeli, bu bakış açısıyla kurulduğu günden bu yana verdiği kararlarla çok tartışılan Anayasa Mahkemesi'ne bakıyor ve gerçekten CHP'lilerin içselleştiremedikleri bir gerçeğe; "darbelerle kurumların ilişkisine" parmak basıyordu. Bugün 'ne geçilmiş olsa da, yasama, yargı veya yarı kamu kurumlarının hepsi eski sistemin yani ağırlıkla darbeler döneminin ruhunu taşıyordu.
Bahçeli işte buna dikkat çekerek Anayasa Mahkemesi tartışmasına katılıyordu:
"(Bugünkü) Hükümet sistemi, parlamenter sistemin bütün kamburlarından, bütün bağlarından, bütün engellerinden ayıklanmalı, arındırılmalıdır. Nihayetinde hâkim ve havi hukuk sistemi mutlaka ele alınmalı, darbe dönemlerinin ürünü ve mirası olan yargı müesseseleri demokratik bir içeriğe kavuşturulmalıdır."
Bunun anlamı şuydu; darbelerle yüzleşmeli ve bütün kurumlardan darbelerin izi silinmeliydi. Bahçeli'ye göre bunun zemini vardı:
"Ahlaki ve siyasi bir uzlaşmayla, 1960 Darbesi'nin bütün izlerinin ortadan kaldırıldığı, zulüm olan yargılamaların tüm sonuçlarının yok sayıldığı bir dönemde, Anayasa Mahkemesi de tüm unsurlarıyla yeniden masaya yatırılmalıdır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ruhu ve esaslarıyla birlikte, yüksek demokratik standartlar bunu gerektirmektedir."
Milliyetçi bir parti liderinden gelen bu çağrıya, ne yazık ki kendilerini "darbe karşıtı" ve "sol" olarak tanımlayan muhatapları değişimci olmadığı için "ucuz" polemiklerle cevap verdi. Oysa iktidara destek veren bir partiden gelen bu çağrı, başta 12 Eylül'ün darbe anayasası olmak üzere kurumların değişimi için bir fırsattı. Böylece sadece Anayasa Mahkemesi değil, sürekli tartışılan ve kutuplaşmanın aracı olarak kullanılan kurumlar, odalar, barolar veya birlikler de yeniden yapılanarak daha demokratik bir yapıya kavuşurlardı.
Eğer hâlâ yeni anayasa diyen muhalefet bu talebinde samimiyse bu fırsat kaçmış değil.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA