Sabah internet, haberi şöyle verdi: "SON DAKİKA... CHP'li Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel gözaltına alındı.
Bir CHP'li belediyenin daha rüşvetleri ortaya döküldü.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 'rüşvet' ve 'irtikâp' suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında CHP'li Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, Kuşadası Belediyesi İmar Müdürü Ahmet Taşkın ve Yapı Kontrol Müdürü Mustafa Burak Gündeş dahil 6 şüpheli gözaltına alındı."
Operasyonun perde arkasının hikâyesi ise şöyle:
Operasyon, Kuşadası'nda faaliyet gösteren Florart Peyzaj şirketinin sahipleri Ali Ertan Yurtsever ve Atila Yurtsever, Kuşadası Belediyesi ile bağlantılı işlerde "rüşvet" ve "irtikâp" suçlarına aracılık ettikleri gerekçesiyle başlıyor ve giderek genişliyor.
Yine HTS kayıtları, MASAK raporları ve ayrıntılı bilgi veren tanıklar var.
Peki şaşırdık mı?
Kuşadası'nı bilenler, Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel'i tanıyanlar elbette şaşırmadı. Hatta bunun sadece buzdağının görünen kısmı olduğunu söyleyenler daha fazla. Hatırlayın, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'nun CHP'den istifa edip AK Parti'ye geçerken deşifre ettiği bir imar rantı olayı vardı. Eğer, Çerçioğlu iptal ettirmeseydi bugün veya yarın Kuşadası'ndaki o 6 milyar liralık imar rantı olayı patlayacaktı.
Bu yüzden geçen yılın 23 Ağustos'unda "Kuşadası'nda 6 milyarlık rant ve bir kilit isim" başlıkla yazıyı şu soruyla bitirmiştik:
"Kuşadası'ndaki imar rantı dosyası zincirin son halkası. Soru şu: Bu kez bir milat mı olacak yoksa CHP'nin hafızası yine bir sonraki skandala kadar mı sürecek?"
CHP'liler için milat diye bir şey yok. Belediyelerinde her skandal patladığında sadece Bülent Tezcan gibi şaşırmış gibi yapıyorlar:
"Kuşadası'nın iradesi gözaltına alınamaz. Başkanımız Ömer Günel derhal serbest bırakılmalıdır."
Sanki Kuşadası'nda neler olup bittiğini Tezcan ve CHP'liler bilmiyor. Kendisi de Kuşadalıların o şarkıyı arkasından söylediğini çok iyi biliyor:
"Bülent abinin bir çiftliği var."
Çiftliğin kâhyaları da etkili isimler; biri gözaltına alınan Belediye Başkanı Ömer Günel, diğeri de geçen yılki yazımda "kilit isim" olarak adı geçen Kuşadası Belediye Başkan Yardımcısı Tibet Özer.
Bu ikili Kuşadası'nın "siyasi baronları" olarak niteleniyor. Bir anlamda ilan ettikleri "Kuşadası Cumhuriyeti" onlardan sorulur.
Her şeye hâkimler... Tam da bu yüzden İBB eksenli "İmamoğlu Suç Örgütü" fotoğrafı ortaya çıktığında, siyaset kulislerinde özellikle belediye başkanı Ömer Günel'e "Mini İmamoğlu" lakabı takıldı. Bunun nedeni ise Kuşadası'nda da İBB'deki gibi belediye eksenli bir "sistem" olması. Hatta daha akıllı bir sistem olduğundan söz ediliyor. Sadece şu hatırlatmayı yapalım: İçişleri Bakanlığı müfettişleri, 2021'de CHP'li Kuşadası Belediyesi'nin iptal ettiği bir ihaleyi incelerken bir not buldu. Adrese teslim notu, uyarı niteliğinde başkana yazılmıştı.
Peki sonra ne oldu?
İddia şu; dosya kapatıldı. İlgili savcı emekliliğini istedi ve Bodrum'a taşındı. Sonrasını da genç savcılar araştırsın. Bugün gözaltına alınan Belediye Başkanı Ömer Günel'in kurduğu sistemin ikinci önemli ismi ise eski bir emniyet müdürü; Özgür Batçıoğlu.
Google'a göre, 2015 yılında Aydın Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdür Yardımcısı'yken Kuşadası'na Emniyet Müdürü olarak atanmış.
Sonra ilçeyi çok sevmiş ki emniyet müdürlüğünü bırakıp ilçenin belediye başkan yardımcısı olmuş. Herhalde bir bildiği var. Hâlâ o görevde.
Kuşadası, yıllardır rant belediyeciliğinin rol modeli niteliğinde. Daha neler çıkacak göreceğiz. Şaşırmış gibi yapmayın.