Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Başkan Erdoğan: Biz, ’leri alarak savaşa hazırlanmıyoruz. Barışı ve kendi milli güvenliğimizi garanti altına almaya çalışıyoruz. Savunma sanayimizi geliştirmeye yönelik diğer tüm atılımlarımızın da amacı budur. içi siyasette ve ekonomide özellikle de savunma sanayinde güçlü olmak bir tercih değil, bir zorunluluktur

Cumhurbaşkanı dün gazete ve televizyon kanallarının genel yayın yönetmenleri, bazı yazar ve akademisyenlerle 'da Vahdettin Köşkü'nde bir araya geldi. Erdoğan, gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu:
'nin milli güvenliği ve egemenlik hakları bakımından önemli bir tartışma olan tedariki konusunda gösterdiğiniz onurlu duruş için şükranlarımı sunuyorum. Türkiye uzunca bir zamandır, milli bir meselesi üzerinde, her kesimden insanıyla, kurumuyla, kuruluşuyla böylesine güçlü bir birlikteliği ortaya koyamadı.

Başkan Erdoğan: "Barış ve milli güvenliğimizi garanti altına alıyoruz"

PATRIOTLARI SATMADILAR
G20 Antalya Zirvesi'nde tüm liderlere "Gelin, sınırlarımız boyunca, bir güvenli bölge oluşturalım" dedim. Prensipte herkes olumlu baktığını söyledi ama maalesef hiç bir Batılı lider, somut adım atmaya yanaşmadı. Bu arada Suriye topraklarından sınır şehirlerimize sürekli bombalar, mermiler, roketler düşmeye başladı. Büyükşehirlerimizde patlayan bombalar huzurumuzu kaçırdı. Kimi üyesi ülkeleri Türkiye'ye geçici olarak hava savunma sistemleri gönderdi. Dönemin başkanı Sayın Obama başta olmak üzere Amerikalı yetkililerle bu meseleyi defalarca konuştuk. Kongrenin izin vermediği gerekçesiyle Patriotlar satılmadı. Uzun ve çetrefilli görüşmeler neticesinde Rusya ile S-400 alım satım konusunda mutabık kaldık. İçerisinde kredi sözleşmesinden tutun ortak üretime varıncaya kadar her türlü başlıklar yer aldı.
Ortaya çıkan tablo, Türkiye'nin S-400 hava savunma sistemi tedarikinin tamamen toprakları içinde ve bölgesinde barışı koruma amaçlı olduğunu göstermekte. Biz, S-400'leri alarak savaşa hazırlanmıyoruz. Barışı ve kendi milli güvenliğimizi garanti altına almaya çalışıyoruz. Bir şairimizin dediği gibi "Bu mesel ile bulur cümle düvel fevzü fela, hazır ol cenge eğer ister isen sulhü sela." Hazırlıklarımızın gayesi barışı korumak.



TERCİH DEĞİL, ZORUNLULUK
Türkiye içi siyasette ve ekonomide özellikle de savunma sanayinde güçlü olmak bir tercih değil, zorunluluk. Şöyle, çeyrek asır önce ve Kuveyt, daha yakın tarihte Irak, Suriye, Ukrayna, , Katar meseleleri, İsrail'in yayılmacılığının yol açtığı sorunlar, güçlü olunmadığında nasıl bir sonuçla karşılaşılacağına işaret ediyor. S-400 konusunda adeta Amerika'nın temsilcileri gibi gayret edenler, onları savunanlar var. Bu şekilde parlamentomuzun içinde hangi düşünceler nasıl tezahür ediyor, hepsi ortada.

TRUMP BU OYUNA GELMEYECEKTİR
Cumhurbaşkanı Erdoğan toplantıda gazetecilerin sorularını da yanıtladı:
S-400 bir hava savunma sistemidir. Ama F-35'e geldiğimiz zaman o bir taarruz silahıdır. Fakat biz tabii buradaki 9 ortak ülkeden bir tanesiyiz. Ortak olmanın ötesinde üretimine katılan ülkeyiz. Ve biz burada ödeme planında da, ödemelerini en sağlıklı şekilde yapan bir ülkeyiz. Temenni ederim ki F-35 konusunda farklı bir istikamette gelişme olmaz. CAATSA'nın kapsamı içinde Türkiye yok, böyle bir şey söz konusu değil.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, genel yayın yönetmenleri ile bir araya geldiği toplantı sona erdi

(Güney Kıbrıs Rum Kesimi'ne uygulanan silah ambargosunu kaldırtan, Türkiye'ye F-35'lerle ilgili kısıtlama getirilmesi gerektiğini söyleyen ABD'li Senatör Bob Menendez) Bu zat, Türkiye düşmanı olan bir zattır. Böyle bir zatın, senatoya getirmiş olduğu bu tehdit, Türkiye ile ABD ilişkilerini adeta bozmaya yönelik hesapsız bir tehdittir. Ben inanıyorum ki Sayın Trump bu oyuna gelmeyecektir. Bu oyunu da bozması gereken Sayın Trump'ın buradaki taktikleri olacaktır. Bozması gerekir diye düşünüyorum. Bir senatörün bu noktadaki yaklaşımları Türkiye-ABD ilişkilerini asla bozmamalı.
Başkan Trump'ın CAATSA yaptırımlarından feragat etme ya da erteleme yetkisi var. Tablo böyle olduğuna göre zaten orta yolu bulması gereken sayın Trump'ın kendisidir. Biz beraber dostça oturduğumuz zaman o sözlerinde açık ve net, ben de açık ve netim. Açık açık kendisiyle konuştuk. Biz kapsamlı bir savunma işbirliğini de yapabiliriz. Buna da Trump bugüne kadar hep olumlu baktı, hatta hatta 75 milyar dolarlı ticaret hacminin, son görüşmede hatta 100 ifadesini de kullandı.
Tarihimizin şu anda en önemli anlaşması, S-400 anlaşmasıdır. Çünkü bu bir pazar olma mantığı değildir. Bu aynı zamanda bir ortak olma, üretime beraber geçme sürecidir. Zaten biz şu 18 yıllık süreç içinde yüzde 20 yerli savunma sanayine sahipken, bugün yüzde 70'e dayandık. Bunu da ne yeterli bulmadık. Şu an 300 kilometre menzilli füzelerimiz var ama istiyoruz ki savunma hattımızı çok daha güçlü hale getirelim. Bu adım bizim savunmadaki en güçlü adımımız olacak.
(Rusya ile ilgili muhtemel bir sorunda, S-400'ün Rusya'ya karşı da kullanılıp kullanılamayacağı) Bunun kontrolü tamamen bize aittir. Burada silahlı kuvvetlerimiz kontrolü tamamen elinde tutacaktır. Yazılım konusu, ortak üretimle ilgili süreçtir. Ortak üretimle ilgili süreçte bu adımlar atılacaktır. Hatta hatta belki biz bu sürecin arkasından S-500 olayını da yine Rusya ile yapmak durumu söz konusu.



NOT DÜŞÜRMELERİ İLGİLENDİRMİYOR
AB üyesi ülkelerin ellerindeki en büyük silah ekonomik yaptırımlar. Yeter ki benim milletim notumuzu düşürmesin. Onların not düşürmesi bizi o kadar ilgilendirmiyor. Şu anda bizim enflasyonumuz 15.7'ye düşmüş vaziyette. Bu yıl sonuna kadar hedefimiz tek haneli rakama enflasyonumuzu düşürmek. Tek haneli rakama enflasyonumuzu yıl sonuna kadar düşürdüğümüz anda, faiz oranlarında yıl sonuna kadar belli bir hedefimiz var. Bunu da başaracağız.

PENÇE OPERASYONU BAŞARIYLA SÜRÜYOR
Sınırlarımız boyunca oluşturulmaya çalışılan terör koridorunun batı kanadını Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarıyla önemli ölçüde kırdık. Sayın Obama, döneminde bir Zeytinlik Operasyonu önümüzdeydi. Fakat masada kaldı. Rejim sürekli ateşkesi ihlal ediyor olsa da İdlib'in güvenliğinin sağlamasında Rusya ile anlayış birliğini koruyoruz.
Pençe ve Pençe- 2 harekâtları şu anda başarıyla devam ediyor. Bu sürecin sonunda artık Kandil diye bir tehdit kaynağı kalmayacağına da inanıyorum. Kandil'e alternatif Sincar'ı inşa etmeye çalıştılar. Orası da şu anda temizlenmiş durumda. Ve bunu da başaramadılar. Temennimiz o dur ki başaramayacaklar. Böylece Fırat'ın doğusunda kökleştirmeye çalıştıkları terör koridorunun doğu ucunu da kapatmış olacağız.

NOBEL BARIŞ ÖDÜLÜ VERİLMESİ GEREKİYOR
Suriye başta olmak üzere bölgedeki çatışmalar ve krizlerden kaçan 4.5 milyona yakın insanın Türkiye'de sükunetle barındırılıyor olması dahi başlı başına bir başarı. Aslında Türkiye'ye tamamen kendi fedakarlığı ile yürüttüğü bu sığınmacı politikası sebebiyle Nobel Barış Ödülü verilmesi gerekir. Dünyada bunun bir başka örneği yok. 'Nobel' dediğiniz zaman 'adalet' diyorlar. Türkiye'den başka bunu dünyada yapan bir başka ülke var mı? Peki niçin bu konu ele alınmıyor veya niçin değerlendirmeye tabi tutulmuyor. Türkiye bölgesini istikrara ve güvenliğe kavuşturma çabaları sebebiyle takdir edilmek yerine cezalandırılmaya çalışılıyor.

DOĞU AKDENİZ'DE SOMUT ADIMLAR ATIYORUZ
Türkıye'nin güvenlik hassasiyetini tetikleyen bir diğer gelişme de Doğu Akdeniz'de. Türkiye'nin ve Kıbrıs Türklerinin, Doğu Akdeniz'deki haklarını, hukuklarını, çıkarlarını yok sayan anlayışın bölgeye çöreklenme çabalarına karşın somut adımlar atıyoruz. Halen Fatih ve Yavuz sondaj gemilerimiz, bunun yanında da Barbaros Hayrettin Paşa Sismik Araştırma Gemimiz, bölgede faaliyetlerini tüm tehditlere aldırmadan sürdürüyor. Bu gemilerin güvenliğini sağlamak amacıyla tabii yanlarında Deniz ve Hava Kuvvetlerimizin unsurları da bulunuyor. İsrail, Mısır, Libya, Cezayir ve Tunus başta olmak üzere, bölge ülkelerindeki tüm gelişmeleri dikkatle takip etmek mecburiyetindeyiz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN