Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Akit TV'nin haber bülteni sunucusu dün akşam canlı yayında 14 Haziran 1926'daki İzmir suikastından bahisle şöyle dedi: "Mustafa Kemal Atatürk'e İzmir'de planlanan suikast girişimi, ne yazık ki son anda fark edilerek engellenmişti..."
Benim sevgili "muhalif" okurlarım şappadak heyheylenmeyin!
Söz konusu spiker, "Ne yazık ki" ifadesini, "Neyse ki" şeklinde canlı yayında hemencecik "düzeltti".
Yani, sizin anlayacağınız, haber sunucusunun dili sürçmüş.
Efendim?
"Düzeltmemiş, sıvatmış..." mı dediniz?
Hımmm. Haklısınız...
Bence de dili sürçseymiş, "Neyse ki" yerine "İyi ki" veya "Şükürler olsun ki" demesi gerekirdi. "Neyse ki" demek, sonuç itibarıyla, "geçiştirmek" veya "fazla da önemsememek" manasına gelir.
Gelgelelim...
Akit TV'de herhangi bir haber sunucusu böyle bir haber yapmadı. Baştan sona ben kurguladım.
Neden mi?
Birazdan bahsedeceğim fecaate canım muhalif okurlarımın dikkatini çekmek, empati duymalarını sağlamak için.
Peki aynı şeyi Halk TV üzerinden kurgulayamaz mıydım?
Tabii ki kurgulardım ama "Atatürk'e dil uzatmak" konusunda malum çevreler nezdinde "olağan şüpheli" kabul edildiğinden Akit TV'yi tercih ettim.
Şayet Halk TV'yi tercih etseydim, benim canım muhaliflerimin, "Düzeltmemiş, sıvatmış" yerine, "Ne güzel düzeltmiş işte, ne var bunda!" şeklinde tepki verecekleri kuvvetle muhtemeldi. (Bu arada, başta Halk TV olmak üzere fondaş medyanın bilumum Atatürkçüleri de Attila İlhan'ın Atatürk'ünden hiç hazzetmezler ya, bahsi diğer.)
Evet, lafı getirmek istediğim fecaat şu:
FOX TV'nin haber bülteni sunucusu, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Siirt'teki programında görevli bir polis memurunun aracının altına düzenlenmiş bir bomba düzeneği bulundu. Ne yazık ki o bomba patlamadan imha edildi..." dedi.
Bu kurgu değil, aynen vaki, biliyorsunuz.
Orda burda birkaç tepkiyle geçiştirilmeyecek kadar korkunç bir fecaattir bu!
Malumunuz, FOX TV'nin o sunucusu "Ne yazık ki" şeklinde dışa vurduğu üzüntüsünü, "Neyse ki" diyerek güya düzeltti.
Yani, dili sürçmüş gibi yaptı.
Hadi "Neyse ki" yerine "Çok şükür" dememesini sekülerliğine zeval verme endişesine bağlayalım, "İyi ki" bile dememesini neye bağlayalım?
Söyleyeyim:
"İyi ki o bomba patlamadan imha edildi" diyemezler, çünkü söz konusu Cumhurbaşkanı Erdoğan olunca böylesi bir dilekleri olmaz. Olsa bile maruz kaldıkları mahalle baskısı buna izin vermez.
Hayır, dilleri sürçmüyor; "Ne yazık ki" lapsustur. Yani bilinçaltının dışavurumu.
Bunların bilinçaltları, aynı zamanda müstevlilerin bilincidir.
New York Times, NATO'yu Türkiye'ye müdahaleye çağırırken, The Guardian, "Batılılaşmamış yoksul Müslümanların kendi ülkelerini yönetmelerine izin verilemez" derken, İtalyan gazetesi La Repubblica 7 Haziran seçimlerinin ardından Sayın Erdoğan hakkında "Yeni bin yılın Selahaddin Eyyübi'si son metroda durduruldu" manşetini kotarırken bu bilinci yansıtmışlardı.
Ekonomik koşulları da istismar ederek dahili ve harici bedhahlar yeni bir psikolojik harp başlattılar.
Agâh olalım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA