Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Kolay gözüken maçlar öncesinde, aslında bıçak sırtında yürüyoruz. Maç öncesinde kazanmayı düşünürken, Norveç'in puan kaybedeceğini hesap edecek kadar da iyimseriz.
Riga'da ilk yarı bittiğinde top yüzde 65 bizde kalmış, rakibimiz yedi korner atmış. Nasıl anlatılır ki… Onlar istediklerini, planladıklarını yapmışlar ama biz ayağımızdaki topu hamur gibi yoğurmuşuz.
İkinci 45 daha farklı oldu.
Kaybedeceğimiz bir şey olmadığını da golü kalemize atınca anladık. Serdar Dursun, sonra da Halil hamlesi geldi kenardan. Yani; taktik-maktik yok; bam bam bam… İşe de yaradı bu durum. Burak'ı çok rahat kontrol ediyor, top ona yaklaştığında üç kişi birden çevresini sarıyordu. Bu kez kime bakacaklarını şaşırdılar ve alan bulmaya başladık.
Birden bire goller kaçmaya başladı. Biz kötü vurduk, Cengiz'in vuruşunu kaleci kurtardı, karambolde şanslılardı, biz beceriksizdik vs… Ama "ah" dedirten Milli Takım heyecanını da özlemişiz açıkçası.
Halil, ayak içini auta vurduğunda başımız ellerimizin arasındaydı.
Saniyeleri sayıyorduk ama ne istediğimizi bilen bir takımdık.
Son dakikalarda hatayı yaptılar.
Burak'ın en usta olduğu alana girdiler ve VAR'dan penaltı geldi. Hakem ekrana gittiğinde, baktığında, kulaklarımızın içinde kalbimizin uğultusu vardı. Bitmedi; Burak topun üstüne gelirken yine aynı ruh haliyle dudaklarımızı ısırıyorduk.
Ve kazandık.
20 dakikada hem istediğimiz skoru hem de beklediğimiz ruhu bulduk sahada. Merih'in ters vuruşu, Kuntz'un gözünü karartması, üç santrfor ile takıma gelen "hücum emri", Letonya'nın kimi takip edeceğini şaşıran oyun ezberi…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA