kapat
   
SABAH Gazetesi
 
    Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Dosyalar
    Arşiv
    Euro 2004
    Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
  » Sağlık
    Cumartesi
    Aktüel Pazar
    Bilgi ve Yaşam
    Otomobil
    Sinema
    Çizerler
    Kampüs
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Çocuğunuz 3 yaşında hâlâ konuşmuyorsa uzmana gidin

Çocuklar dil gelişimini ilk üç yılda büyük oranda tamamlıyor. Ancak, bu dönemde hâlâ konuşamıyorsa, bir uzmana başvurmak en doğrusu. Çocukların iki yaşına geldiğinde, 50 ile 80 arası kelimeyi söyleyebilmesi gerekiyor

Aileler, çocuklarının konuşmaya başlayınca ilk olarak ne söyleyeceğini merakla bekler. Bu bekleme sürecinin uzaması, çoğu aileyi telaşlandırır. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Dil ve Konuşma Bozuklukları Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç. Dr. Seyhun Topbaş, bunun her zaman endişe edilecek bir durum olmadığını belirterek, çocuğun dil gelişimini ilk üç yıl içinde büyük oranda tamamladığını söylüyor. Peki aileler, çocuklarının konuşma ile ilgili bir probleminin olup olmadığını nasıl anlayacaklar? Doç. Dr. Seyhun Topbaş, her çocuk için konuşmanın doğuştan gelen bir yetenek olduğunu, ancak bu yeteneğin tek başına yeterli olmadığını söylüyor. Bebeğin konuşması için öncelikle çevresindeki bazı konuşmaları ve sesleri duyması gerektiğini belirten Topbaş, sözlerine şöyle devam ediyor: "Bebekler doğdukları andan itibaren ana dilini oluşturacak sesleri duyar, anlamlandırır ve çok geçmeden isteklerini kendilerince ifade etmeye başlarlar. Doğru bir dil gelişimi için anne-babaların doğdukları andan itibaren bebekleriyle özel olarak ilgilenmeleri gerekir."

KONUŞURKEN EĞLENDİRİN
Çocukların yaşamın ilk üç yılı içinde dil gelişimlerini büyük ölçüde tamamladıklarını ifade eden Topbaş, özellikle 0-6 yaşın dil gelişiminde kritik bir dönem olduğunu belirtiyor. Topbaş, bu dönemdeki çocuklarda öğrenim hızının önemli olduğunu, anne babaların çocuklarıyla konuşarak, konuşmayı eğlenceli hale getirerek, yardımcı olmaları gerektiğini anlatıyor. Dil kazanımının çocuktan çocuğa farklılık gösterdiğini kaydeden Topbaş, bu durumun çevresel ve sosyal faktörlere bağlı olarak değiştiğini bildiriyor. Topbaş, "Ailenin çocuğa sunduğu yaşantılar, çocukla etkileşim biçimleri, dilsel ortam ve bireyin kendi getirdiği öğrenme stratejileri bu farklılığı meydana getirir" diyor. Konuşmanın gerçekleşmesi için dil, dudak, yumuşak damak, çene gibi organlarımızın eşgüdüm içinde çalışması gerektiğini kaydeden Topbaş, ayrıca işitme özrü, zihinsel özür gibi belirgin özürlere bağlı olarak da konuşmanın gecikebileceğini vurguluyor.

HANGİ ÇOCUKLAR RİSK ALTINDA?
Topbaş, risk altında olan çocukları ise, şöyle sıralıyor: "Prematüre doğan, gelişim geriliği bulunan, ağır metallere, alkol ve zehirleyici maddelere maruz kalan, ototoksik ilaç alan, hamileliğin ilk üç ayında ve doğum sürecinde enfeksiyon alan, oksijen yetersizliği ve kafa içi kanamaları geçiren çocuklar risk altındalar." Gecikmiş konuşmada, bebeğin büyüdüğü çevre ve sosyal alanın da çok önemli olduğunun altını çizen Topbaş, "Beslenme bozukluğu olan, anne-çocuk etkileşimi sorunu yaşayan, kendisiyle çok az konuşulan, ağır ihmale uğrayan çocuklarda konuşmanın gecikmesi sıkça rastlanılan bir durumdur" diyor. Çocuk konuşma zorluğu çekiyorsa, üç yaşına gelmeden bir uzmana başvurulması gerektiğini belirten Topbaş, erken tanının çocuğun yaşıtlarıyla arasındaki farkın hızla kapanmasını sağlayacağını belirtiyor. Çocuk, üç yaşına geldiği halde hiç konuşmuyorsa, yaşıtlarıyla arlarındaki farkın daha zor kapanacağını ifade eden Topbaş, bu çocukların iki gruba ayrıldığını belirtiyor: "Birinci gruptaki çocuklar zaman içinde akranlarıyla aralarındaki farkı kapatır. Bu çocukların konuşma zorluğu nedeniyle, sık sık jest kullandıkları görülür. Sözcük dağarcıkları sınırlıdır. İletişimi başlatma konusunda daha çekingendirler, fakat başkasının başlattığı iletişimi sürdürürler. İkinci gruptaki çocuklarsa; arayı kapatmaları zor olan, dil bozukluğu riski taşıyan çocuklardır. Bu çocukların sözcük dağarcıkları oldukça sınırlıdır ya da hiç konuşmazlar. Bu evreleri atlattıklarında ise, gramer hatalarıyla karşımıza çıkarlar. Her iki grupta da dikkat eksikliği ve hırçın davranışlar gözlemlenebilir."
DİĞER SAĞLIK HABERLERİ
 Egzersiz Yapan Bel Ağrısından Kurtulur
 Tavuğun Yanında Pilav Yerine Salata Tüketin
 Taylan Kümeli'nin Beslenme Önerileri
 Sağlık Hattı
 İşini Bilen Şirket Çalışanını Koruyor
 Bulaşıcı Hastalıklar Kapımızda
 Çocuğunuz 3 Yaşında Hâlâ Konuşmuyorsa Uzmana Gidin
 Psikolojisi Bozulanın Ya Karnı Ağrıyor Ya Başı...
 Menopozunuza Ne Kadar Kaldı?
 Botox Terlemeyi Önlüyor
 İncelmenin En Kolay Yolu; Cacı
 Suda Boğulanların Sadece Yarısı Yüzme Bilmiyor
 Böcek Sokmasından Korunmak İçin Ne Yapılmalı?
 Bayılana İlkyardım
5000 kişiye 1 tekne
5000 kişiye 1 tekne
17 Haziran'da hizmete giren Galatasaray Adası'ndaki Buzbar, içki...
Rus güzeller Kemer'i fethetti
Rus güzeller Kemer'i fethetti
Bu yıl ikincisi düzenlenecek olan "Miss Aura 2004 Güzellik Yarışması"...
İtalyan ligine el attılar!!!
İtalyan ligine el attılar!!!
Helin Avşar ile Öykü Erdem, geçen hafta kız kıza Mısır'a...
Modaya uymuş!
Modaya uymuş!
Düğün mevsiminin start almasıyla birlikte hemen her akşam bir...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Bilgi ve Yaşam | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.