kapat
   
SABAH Gazetesi
 
    Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Dosyalar
    Arşiv
    Etkinlikler
  » Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cumartesi
    Aktüel Pazar
    Otomobil
    Sinema
    Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Bu akşam Blanche yok
Bu akşam Blanche yok

Bu akşam ve yarın akşam Açıkhava Tiyatrosu'nda tekrar hayranları ile buluşacak olan Candan Erçetin, sahneye bu kez kedisi Blanche olmadan çıkacak. Blanche sahnede çok heyecanlandığı için Candan Erçetin ona yazdığı şarkıyı söylerken, kedisi evinde mırlayacak....

Yaz konserlerine Most Production ile veda edecek olan Candan Erçetin, bu akşam ve yarın akşam Açıkhava'da hayranları ile buluşuyor. Sahne aldığı organizasyonları hınca hınç dolduran Erçetin ile "Melek" adlı albümünü konuştuk... Albümün dikkat çeken parçalarından biri; kedisi Blanche için yazdığı 'Bahane'. Bir önceki konserinde bu parçada kendisine eşlik eden Blanche, bu kez evde mırlayacak, çünkü sahnede çok heyecanlanıyor...

*
Son kasedinizdeki şarkılarınızın çoğunu siz yazdınız. Bir tane de kedinizden ilham aldığınız "Bahane" adlı şarkı var. Bunun hikâyesinden bahseder misiniz?
"Bahane"nin sözlerini Aylin yazdı, müziği bana ait. Bu şarkıya ilham veren bir kedimiz var. Hatta, Açıkhava konserlerinin ilk gecesinde kendisi ile sahneye çıktım. Adı Blanche ve beyaz bir İran kedisi. Blanche bizim ofiste yaşıyor ve en çok Aylin'le vakit geçiriyor, dolayısıyla bu konu ikisinin özeli. Ancak Blanche'ı bir daha sahneye çıkarmayabilirim. O kadar mağrur durdu ki sahnede, belki de kalabalıktan ürktü. Bu nedenle, bu akşam ve yarın Blanche büyük ihtimalle Açıkhava'da olmayacak.

* Bu çalkantılı hayatın içinde nasıl hep seviyeli ve sevilen kaldınız?
Bu o kadar da büyük hesaplarla ayarladığım bir şey değil, sanırım karakterle ve öğretilerle ilgili. Ben kimsenin ne yaptığını, kaç para kazandığını, kimlerle dolaştığını merak etmem. Çünkü ailem bana bu tür merakların ayıp olduğunu öğretti. O yüzden bana bu tür sorular sorulduğunda da şaşırıyorum aslında. Özel yaşamımın basın aracılığıyla dinleyiciye yansımasına tabii ki izin veriyorum, mesela birçok kişi köpeklerim olduğunu, bir gün mutlaka bir şeyler ekip biçmek istediğimi, gece çıkmayı pek seven biri olmadığımı biliyor. Ben özel yaşam deyince bunları anlıyorum. Onun dışında da fazla haber olabilecek bir hayatım yok zaten. Günlerimi müzikle doldurduğum için, yaptığım iş ile ilgili haberler daha çok yer alıyor basında.

* Sahnede hem bu kadar sakin hem de bir o kadar hareketli ve insanları coşturmayı nasıl sağlıyorsunuz?
Şarkıların her birinin bir hikâyesi var, her biri giriş, gelişme ve sonucu olan bir oyun gibi. Bunu hissederek yorumlamaya kalktığınızda, o anlatılan sizin hikâyeniz olmasa bile, siz o an o hikâyenin sözcüsü, hatta oyuncusu oluyorsunuz.. Bu da sizin şarkıyı değil, şarkının sizi ele geçirmesi anlamını taşıyor. Ondan sonrası da şarkının marifeti benim değil, ben sadece kendimi teslim ediyorum.

* Konserlerinizde sahneye çıplak ayak çıkıyorsunuz, bunun nedeni var mı?
Buna '98 yılında Açıkhava Konserleri ile başladım. Daha etnik kökenli şarkılar için ona uygun stilize etnik kıyafetler seçmeye başladım ve onların altına doğru ayakkabıyı bulmak çok zor. Öylece başladım ama sonra da müthiş bir özgürlük duygusu verdiğini fark ettim. O yıl bu yıldır, hava koşulları ve zemin malzemesi ne olursa olsun, şarkılarımı yalın ayak söylemenin keyfini çıkartıyorum.

* Nasıl yaşıyorsunuz? Sizi kimse özel hayatınızla bilmiyor. Bos zamanlarınızda ne yaparsınız, nerelere gidersiniz?
Aslında çalışarak yaşıyorum. Benim bir menajerim yok, tüm bu işler kurduğum bir şirket ve benim deminden beri ekip olarak adlandırdığım arkadaşlarım tarafından gerçekleştiriliyor. Genellikle sabah kalkıp ofise gidiyorum, toplantılar ve günlük iş akışına göre ofiste kalıyorum. Akşam üstüne doğru biz projeler üzerinde konuşmaya başlıyoruz. Bazen geç saatlere kadar fikir üretip bunları tartışıyoruz. Bazen hep birlikte yemeğe gidiyoruz ama konular devam ediyor. Çok sıkışık dönemler hariç, haftada bir ya da 15 günde bir mutlaka Trakya'ya ailemi görmeye gidiyorum. Haftada bir mutfak alışverişi yapıyorum. Bazen köpekleri alıp ormana gidiyorum. Hayat böyle geçip gidiyor işte.

* Kasetinizdeki 'Melek' şarkınız çok sevildi. Meleklere inanıyor musunuz?
Tabii ki inanıyorum. Benim bir sürü meleğim var. Bunların bazıları sürekli hayatımda, bazıları zaman zaman girip çıktı. Ama bana hep şans ve iyilik getirdiler. Bence herkesin melekleri var, kimimiz bunun farkındayız kimimiz değiliz.

ÖYKÜ YAZICIOĞLU

DİĞER GÜNAYDIN HABERLERİ
 Sponsoru yok yine de yılmadı
 Şehvet düşkünü ve fazla çocuksu
 4 yeni film Vizyonda
 İskoçlar Türkiye'de hamile kalıyor
 Kader sayınızı bulma zamanı
 Cazın üç ağır topu ekimde Türkiye'de
 Lazlar underground partide horon tepecek
 Makinede boncuk dikme
 Final öncesi hamam keyfi
 Annelerin reklamı satışları patlattı
HAKAN & UTKU
Hisseli Harikalar Kampanyaları
* Hava durumunun starı...
AYŞE TÜTER
Yumurta güzeli
Ekmekleri hafif kızartıp, üzerlerine...
Koca parası yiyen bir kadın olamam
Koca parası yiyen bir kadın olamam
Uzun yıllar mankenlik yaptıktan sonra iş hayatına tanınmış bir giyim...
Aşkı ikinci eşinde buldu
Aşkı ikinci eşinde buldu
Aşk, Şebnem Dinçgör'ü Londra'ya yerleşmeye karar verdiği bir dönemde...
Kiloyu korumanın altın kuralları
Kiloyu korumanın altın kuralları
Ege Obez Hasta Derneği'nin hazırladığı kitapta, şişmanlığı önlemek...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.