kapat
   
SABAH Gazetesi
 
    Son Dakika
  » Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Dosyalar
    Arşiv
    Etkinlikler
    Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cumartesi
    Aktüel Pazar
    Otomobil
    İşte İnsan
    Sinema
    Turizm Rehberi
    Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Ergun Babahan @ SABAH
 

Ankara'ya düşen görev

Türkiye'nin AB'yi bırakıp gideceği ikinci bir yol yok. Bu gerçeği herkes görmeli.

Türkiye, etkin üyelerinin yeni temsilcilerinin kendisine çok sıcak bakmadığı bir kulübe girme hazırlığında. Kabul edelim veya etmeyelim, Avrupa halkları birer ikişer, sadece Türkiye'ye değil, Avrupa Birliği'nin gelişme sürecine toptan karşı.
Önce Fransa, ardından Holllanda'da ortaya çıkan sonuç, AB'nin çekirdek kurucularının "yeni gelenler"den pek hazzetmediğini ortaya koydu.
Burada Avrupalı liderler kadar, Erdoğan Hükümeti'ne de büyük görev düşüyor.
Öncelikle şunu kabul etmek gerekir ki, AB projesi son tahlilde bir halk hareketi değildir. Avrupa elitinin başta sadece dar bir çekirdek olarak düşünüp sonra bir uygarlık projesi haline dönüştürdüğü bir toplumsal mühendislik hareketidir.
Bugün Avrupalı liderlere düşen görev, popülist baskılara boğun eğmeden, bu baskılara taviz vermeden kurucuların çizdiği yolda ilerlemektir. Avrupa Birliği, "yumuşak güç" dediğimiz iktidar erkini kullanarak yakın coğrafyasında geri döndürülemez değişimler yaptırmayı başarmıştır.
Avrupalı politikacıların Amerika'nın sert güç kullanma eğilimine karşı kullandıkları en önemli argüman buydu: Toplumları, Avrupa Birliği projesinin cazibesiyle değiştirebilme kabiliyeti.
Bu gücün etkisine bizzat Türkiye'de tanık olduk. 3-5 yıl önce hayal edemeyeceğimiz reformlara bu yumuşak gücün etkisiyle imza attık. İnsan hakları, demokrasi, hukuk alanında çok çarpıcı değişimler gerçekleştirdik.
Bunlar yeterli mi, elbette değil. Ancak bu reform azminin devam etmesi, "uygarlıklar arası köprü" denilen Türkiye'nin uygarlıklar arasında bir çatışma alanına dönüşme ihtimalinin tamamen kapatılması, Avrupa Birliği liderliğinin kapıyı yüzümüze çarpmamasına bağlı.
Avrupa Birliği, Türkiye ve Balkanlar'ın istikrarsızlığa sürüklenip kendi üzerinde ciddi bir tehdit unsuru haline gelmemesi için 17 Aralık'ta attığı imzaya sahip çıkmalı ve tam üyelik sürecini 3 Ekim'de başlatmalı.
Burada AK Parti iktidarına da büyük görevler düşüyor. Avrupa'nın kuşkucu kamuoyu ile demagog politikacılarına malzeme verecek tutum ve kararlardan özenle kaçınmalı.
İktidar, "Bunların aslında gizli ajandası var" dedirtecek tarzda uygulamaları aklından bile geçirmemeli. Zina önerisi sırasında yaşanan güvensizlik duygusunun hala geçmediğini çok iyi hatırlamalı.
Bunu yaparken reform sürecine de hız vermeli. Önümüzde uzun ince bir yol olduğunu hiç unutmamalı. Bu sürecin Türkiye'ye yepyeni bir çehre vereceğini biliyoruz. Gelecek kuşakların tam demokratik, müreffeh bir toplum içinde yaşama şansını, kısa vadeli politik hesaplara, parti içi dengelere feda etmemeli.
Avrupa'daki gelişmelerin iktidarın işini zorlaştırdığını kabul etmemiz gerekir. Ankara'da bu konuda karamsarlık yok ama toplumun AB projesinde sarsılma olduğu bir gerçek. İktidara düşen, bu atmosferi en kısa sürede dağıtıp bu projeden vazgeçilmeyeceği fikrine herkesi yeniden ikna etmek olmalı.
Çünkü bugün krize girmiş olsa da Avrupa Birliği büyük bir proje. Türkiye'nin AB'yi bırakıp gidebileceği bir ikinci yol yok. Avrupa Birliği yolundan sapan bir Türkiye hem kendisi, hem yakın çevresi, hem de Avrupa için büyük bir istikrarsızlık kaynağı olur. Bu gerçeği hem bizim, hem Avrupalı devlet adamlarının görmesinde büyük yarar var.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 Tirajda güven dönemi   / 02-06-2005
 Başmüzakereci rahat   / 01-06-2005
 "Etkin pişmanlık"   / 30-05-2005
 Bir yasanın anatomisi   / 28-05-2005
 Tarihi doğru okumak   / 27-05-2005
 Tarihçiler de tartışamadı   / 26-05-2005
 Aydın muhalefetine alışmak   / 25-05-2005
 Şampiyon haklıdır   / 24-05-2005
 'Adil yasalar'   / 23-05-2005
 Çifte standart   / 21-05-2005
ERDAL ŞAFAK
Büyükelçi'nin derdi
Irak savaşının başında bazı sivil...
ÖMER LÜTFİ METE
Yalan Cumhuriyeti
Nihayet Hollanda halkının da Avrupa...
UMUR TALU
Cezamız neyse...
İki şeyi alt alta...
YILMAZ ÖZDİL
Zengin oluyoruz
İşin kolayını buldular... Önce TL'yi YTL...
ERGUN BABAHAN
Ankara'ya düşen görev
Türkiye'nin AB'yi bırakıp gideceği...
3 Ekim'de başlar
Avrupa Birliği (AB) anayasasının Fransa ve Hollanda tarafından...
Suriye karşıtı gazeteciye bombalı infaz
Suriye'nin Lübnan'daki varlığına muhalif gazeteci Semir Kesir,...
Yetenek ile güleceğiz
Yetenek ile güleceğiz
Yunanistan bizden daha tecrübeli, bizden daha sistemli oynuyor. Ama...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar | Arşiv | Ana Sayfa
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Üretim ve Tasarım   Merkez Bilgi Grubu