kapat
   
SABAH Gazetesi
 
    Son Dakika
    Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Dosyalar
    Teknoloji
    Otomobil
    Detaylı Arama
    Arşiv
    Etkinlikler
    Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cuma
    Cumartesi
    Aktüel Pazar
    İşte İnsan
    Sinema
    20. YILA ÖZEL
    Turizm Rehberi
    Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Bizim evde isteyen başörtüsü isteyen de küpe takar
Bizim evde isteyen başörtüsü isteyen de küpe takar
Babam tabii ki kusursuz biri değil

Bizim evde isteyen başörtüsü isteyen de küpe takar

Babaları Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'le "Babam ve Oğlum" filmini izleyen Bedirhan ve Şamil Şener, özgürlükçü ve demokratik bir ailede yetiştirildiklerini söylüyorlar. Üçlü, filmden sonra baba-oğul ilişkilerine ve aile yaşantılarına dair samimi açıklamalar yaptı
Siyasette başarılı olmuş, en üst noktalara gelmiş bir adam. Ve hayatını adadığı ülke meseleleri arasında, belki büyümelerine bile tanık olamadığı iki oğlu. Filmdekine benzer, ama aynı zamanda filmdekinden başka türlü bir "bağlılık-ayrılık" durumu onlarınki. Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener ile oğulları Bedirhan ve Şamil Şener'den söz ediyorum. "Babam ve Oğlum"u izlemek için daha iyi bir üçlü olabilir mi? Güçlü bir hüzünle filmi izliyoruz. Herkes kendi babasını, babasına özlemini düşünüyor aynı anda. Röportaj sırasında daha da ortaya çıkıyor bu özlem. Belki tam dillendirilmeyen bir kırgınlık hissediyor iki genç adam babalarına karşı. Ama tıpkı filmdeki gibi "büyüdüklerinden", affediyorlar babalarını, koskoca bir ülkeyle paylaşmak zorunda olmanın öfkesini unutarak. Abdüllatif Şener ve oğullarıyla Ankara'da bir "film sonrası" sohbeti yapıyoruz. Filme dairBabalık ve oğulluk durumlarına dairSonra konu biraz dağılıyor. Abdüllatif Şener'le son içki tartışmalarını, oğullarıyla arasındaki sosyal yaşam farklılıklarını konuşuyoruz. İlk kez tanıyoruz ne de olsa Abdüllatif Şener'in çocuklarını. Onların flörte bakışlarını, hükümeti nasıl değerlendirdiklerini tartışıyoruz. Artık kalanı yarına

AĞLIYOR MU DİYE BAKTIM
- Sayım yapıyorum! Benim dışımda kimler ağladı?
- Şamil Şener: Bence filmin ilk yarısı daha neşeli geçti. İkinci yarıda daha duygusal sahneler vardı. Bir iki damla gözyaşı döktüm. Ağladım diyebilirim yani. Babam ağladı mı bilmiyorum ama. Kendi ağladığım sahnelerde babama bakmadım. Çocuğun babasının öldüğü sahnede, babam aklıma geldi. Çünkü babam da küçük yaşta babasını kaybetti. Acaba dedim orada üzülüyor mudur. Bakacaktım ağlıyor mu diye, ama bakmadım.
Abdüllatif Şener: Duygulandım ama ağlamadım. Annem öldüğünde bile ağlayamadım. Duygusal bir insanım ama kolay ağlamıyorum.

- Bu filmin sizde yarattığı hakim duygu nedir?
- A.Ş: 9-10 yaşlarındayım. Babam, ben, annem, kardeşlerim tren kompartımanındayız. Ben pencereden dışarı bakıyorum. Tarlalar, direkler, ağaçlar hızla geçiyor. Gökyüzüne bakıyorum. Mutluyum. Bu sahne canlandı gözümde. Babam Devlet Demiryolları'nda çalıştığı için yılda belli bir miktar ücretsiz seyahat etme hakkımız vardı. Trenle yolculuk ederdik hep. Sonra babam bir tren kazasında öldü. 11 yaşındaydım. Çok etkilenmiştim. Filmi izlerken bunlar geçti aklımdan.

- Sanırım hepimiz aynı şeyi düşünmüşüz. Benim de, bunları hatırlayıp üzülüp üzülmediğiniz geçti aklımdan.
- A.Şener: Filmde kendi yaşadıklarımla bağlantılı iki boyut gördüm ben. Birincisi, ben ve babam arasındaki ayrılışın bir parçası var sanki filmde. İkincisi de, işlerin yoğunluğu yüzünden baştan beri çocuklarla bir kopukluğumuz var. O ayrılışın izlerini de buldum bu filmde. İzlerken hem kendi babamı hem de kendi çocuklarımla ilişkimi düşündüm.
- Bedirhan Şener: Babam dedemle ilgili pek anı anlatmamıştı. Belki etkileniyor bu konu açıldığında. Benim adım Bedirhan biliyorsunuz. Dedemin adı. Ailede doğacak ilk erkek çocuğa Bedirhan adını vermek istemişler. Epey de uğraşmışlar bunun için ama bana kısmet oldu.

- Babanızla birlikte kendinizi hatırladığınız ilk an? Sizinki nasıl bir fotoğraf karesi ?
- Bedirhan: Herhalde 3-4 yaşındaydım. Babamla annem beni Adana'da yaşayan anneanneme bırakmışlardı. 2 ay mı, 3 ay mı ne kadar kaldım hatırlamıyorum. Babam beni almaya geldi. Sadece onu gördükten sonra kaçtığımı hatırlıyorum. Babamla ilgili ilk hatırladığım sahne bu. Herhalde çok etkilenmişim ki unutmadım.
- Ş.Ş: Dönüp baktığım zaman çocukluğum babasız geçmiş gibi. Kısmen de annesiz geçti diyebilirim. Eve çok misafir gelirdi, annem onlarla ilgilenirdi. İlk zamanlar anne oğul ilişkimiz de zedelenmişti biraz.
- B.Ş: Kendimi kız kardeşim Elif'in yerine koymaya çalışıyorum. Çok küçük. Onun açısından bakınca daha iyi kavrıyorum baba sevgisinden biraz da uzak büyümeyi.

- Çocuklarınıza gereği kadar alaka gösterememenin ezikliğini yaşıyor musunuz? Belki vicdan azabı?
- A.Ş: Yok, vicdan azabı değil deHayatta ayakta kalabilmek çok zor bir şeydir. Ben hep mücadele ettim. Kendi koşullarımda çocuklarıma ayırmam gereken zamanı ayıramamış olmam eksiklik ama bunun karşılığında çocukların hayata iyi devam etmesini sağlayan başka meşguliyetler içindeydim. Onun için pişmanlık içinde değilim.

KENDİME ZULMEDİYORUM
- Baba Abdüllatif mi önemli, siyasetçi Abdüllatif mi? Hangisi ağır basıyor şu aralar?
- A.Ş : Sen bana memleketini mi terk edeceksin, aileni mi terk edeceksin diyorsun. Ne memleketimizi terk ederiz ne ailemizi. İşte bak beraber sinemaya geldik, film izledik, demek ki ilgileniyoruz ailemizle de. Ben bu hayatı yaşayarak kimseye zulmettiğimi düşünmüyorum, sadece kendime zulmediyorum. İki katı fazla çaba gösterip hem işimi yapıyorum, hem çocuklarıma ilgi göstermeye çalışıyorum.

- Ne tür bir ilişki var babanızla aranızda? Arkadaş-arkadaş, otorite- itaat eden...
- Ş.Ş: Babamı çok severim. Her şeyi de konuşurum. Ama şöyle bir şey var: Biraz otoriteyi hissediyoruz. Evde yok aslında, nasıl hissediyoruz bilmiyorum ama
- B.Ş: Otorite açısından bakıldığında ben babamı son derece özgürlükçü görüyorum. Önemli kararlarda bizi serbest bırakıyor. Mesela ben okulumu seçerken "Başkent Üniversitesi'nde uluslararası ilişkiler okuyacağım" dedim. "Ne okuyayım, ya da senin önerin nedir", demedim. Onay bile almadım. Bizim evde herkes serbesttir.

- Kulağınızdaki küpeye tepkisi ne oldu babanızın?
- İki gün önce deldirdim. Babama sormadım. Görünce "deldirdin mi, yoksa takma mı" dedi. Delik dedim. "İyi, güzel olmuş" dedi. Bizim evde isteyen başörtüsü takar, isteyen küpe! Dışarıdan bakıldığı zaman babam herhalde geçmiş siyaset çizgisinden ötürü daha otoriter, baskıcı, muhafazakar gibi algılanıyor ama tam tersi.

ELİF KORAP

DİĞER GÜNCEL HABERLERİ
 Anneanne rolüne gelene kadar oyuncu kalacağım
 Anadolu yakası AKM'sine kavuştu
 Masanızdan kalkmadan en güzel hediyeyi seçebilirsiniz
 Yuvalara baba şefkati girdi
 En 'trendy' etkinlik
 Bu insanları biz ünlü ediyoruz
 Türkiye'ye 'trivia' kitabı lazım
 Unutulan oyuncaklar takı oldu
 Sanata giden yolda bir hayat
 Denizin nazlı kızları yarın Boatshow'da görücüye çıkıyor
 Hafta sonu brunch keyfi
 Farklı mekanlar, tatlar
 Bu atölyede 'Caz yapın'
 Türkiye'de konser veremedi ROMANYA'DA ayakta alkışlandı
 Savaşın izlerini silmek kadınlar için çok zordur
 Sahnelerin en iyi oyunları
 Çıkartacak şeytan yok cinlerle idare ediyorlar
 Oxford, Türk lokumu ve büyülü bir dünya
 N'ayır bu filmleri unutmam mümkün değil
    Yazarlar
    Yaşam
    Ajanda
  » Güncel
    Gezi
Başsavcı mesajı aldı
Başsavcı mesajı aldı
Ankara Cumhuriyet Başsavcısı, Rektör Yücel Aşkın'ın...
Kapıkule hallaç pamuğu gibi
Kapıkule hallaç pamuğu gibi
Edirne Emniyeti'ne yaklaşık 6 ay önce atanan Hanefi Avcı'nın 5...
Gençlere Kubilay uyarısı
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök, "Menemen" mesajında irtica...
Denktaş'ın anıları vekilleri ağlattı
CHP Lideri Baykal'ın öncülüğünde Meclis'te düzenlenen konferansta...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.