kapat
   
SABAH Gazetesi
 
   News in English
   Son Dakika
  » Yazarlar
   Günün İçinden
   Ekonomi
   Gündem
   Siyaset
   Dünya
   Spor
   Hava Durumu
   Sarı Sayfalar
   Ana Sayfa
   Dosyalar
   Teknoloji
   Emlak
   Otomobil
   Detaylı Arama
   Arşiv
   Etkinlikler
   Günaydın
   Televizyon
   Astroloji
   Magazin
   Sağlık
   Cuma
   Cumartesi
   Pazar Sabah
   İşte İnsan
   Sinema
   20. YILA ÖZEL
   Turizm Rehberi
   Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Gulse Birsel @ SABAH
 
Bir gün tüm Avrupa, Türk olacak!
Çocukları Mehmet Ali Bey büyütüyor!
Aaah Atıf Yılmaz!

Çocukları Mehmet Ali Bey büyütüyor!

Bu işin içine girdikçe televizyonun milletçe hayatımızdaki yerini, dudağım uçuklayarak anlıyorum!
Belki televizyona da yapan biri olarak mutlu olmam lazım, ama Türk insanının evine geldiği andan itibaren televizyonu açtığı ve uyuyana kadar kapatmadığı gerçeği, sinemaya ve tiyatroya da yapmayı planlayan biri olarak keyfimi kaçırıyor!
Hergün reyting ölçümleri bilgisayarıma geliyor. Ve inanın o ölçümleri, onbeş dakikalık sayıları, dakika dakika reyting'leri falan görmeden, ben televizyon seyretme alışkanlığını şöyle birşey zannederdim: Beğendiğin bir, iki, hadi bilemedin üç dizi, ne bileyim bir sohbet programı vardır. Veya gazetede o akşam görmek istediğin bir filmin, konserin falanca kanalda yayınlanacağını görürsün. Açarsın sevdiğin programı saatinde, bitince kapatırsın. Diyelim ki Avrupa Yakası'nı seviyorsun. Çarşamba geldiğinde saat sekizde televizyonunu açar seyredersin, reklam aralarında gidip bir su içer, portakal yer, volta atarsın. Dizi bitince
belki bir on onbeş dakika zap yapıp, sonra ailene, kitabına, misafirine, ne bileyim tığ işine dönersin.
Değil mi?
Hayır değil!
Dakika dakika takip edildiğinde, çoğunluğun şu mantıkla televizyon seyrettiği görülüyor: Çarşamba, uyandık televizyonu açtık, kadın programlarından birini seyrettik, o kanal reklama geçti, öbür programa geçtik, o da reklama girdi, ötekine geçtik. Bir filmin on dakikasını, kadın programının son üç dakikasını seyrettik. Akşamüstü çocuklar okuldan gelene kadar böyle devam etti . Çocuklar geldi, onları televizyonun karşısına oturttuk, yarışma, şarkıcı, dizi tekrarı ne varsa seyrettirdik, o kanal reklama girdi, öteki programın beş dakikasını seyrettik, bu reklama girince, diğer kanala geçip Mehmet Ali'nin ilk yirmi dakikasını seyrettik! Mehmet Ali reklama girdi, öteki kanaldaki dizi tekrarının altı dakikasına baktık.
Haberler başladı, beğendiğimiz, magazinel haberleri seyrettik, beğenmediklerimizde öteki kanala geçtik! A dizisi başladı 20 dakika izledik, reklama girdi, B dizisine geçtik, başını bilmediğimiz halde 6 dakika onu seyrettik! B dizisi reklama girdi, çocukları yatırdık, C dizisinin üç dakikasını, sonra başka bir kanaldaki maçın yedi dakikasını seyrettik! A dizisine döndük, aradaki olayları kaçırdığımız halde 10 dakika daha seyrettik, yine reklama girdi, B dizisine geçtik!
Geceyarısına doğru uyku vakti geldiği için seyrekleşen bir kalabalık böyle televizyon seyrediyor! Hiçbir filmi, diziyi, programı başından sonuna kadar görmeden, hikayeyi takip etmeden.
Televizyon hep açık. Evin bir ferdi gibi. Kumanda hep elde, vücudun bir uzantısı gibi!
Birçok insan, özellikle gençler, televizyon izlemeyi ifade etmek için "Ben o programa bakıyorum" diyorlar! Bakıyorlar gerçekten, seyretmiyorlar, görmüyorlar, bakıyorlar sadece. Cahillik, dikkat bozukluğu, kültürel açıdan beslenmemek, belgesel seyretme eksikliği falan mevzu değil de...
Çocukların televizyonun karşısında büyümeleri tüyler ürpertici.
Görülüyor ki annelerin çoğu, çocuklar okuldan gelir gelmez koyuyorlar onları televizyonun başına! Daha rahat, daha pratik. İşin yoksa çocuğa kitap oku, resim yaptır, kim uğraşacak?! Yani çocukları büyüten kendi anneleri değil, Sihirli Annem! Üstelik tekrarları! Bir de eski Türk filmleri, Mehmet Ali Erbil, ayrıca Alişan, Çağla Şikel, yani Cennet Mahallesi sakinleri!

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 İstanbul keşfediliyor!   / 30-04-2006
 Uyan Bodruuum!   / 23-04-2006
 Bu alet hayatınızı değiştirecek!   / 16-04-2006
 Çoklu kişiliklerim ve ben!   / 09-04-2006
 Tanrıkent!   / 02-04-2006
 Ölürsem kabrime gelin!   / 26-03-2006
 Failatün failün!   / 19-03-2006
 Radyo Günleri!   / 12-03-2006
 Eurovision'da "yıldızımız bol olsun" Ne demekse!   / 05-03-2006
 Çalışan kadının vicdan azabı!   / 26-02-2006
REHA MUHTAR
"Pırlanta taşımı kendim aldım"
"Paran cebinde kalsın"...
EMRE AKÖZ
Mustafa Necati'ye saygısızlık
Eski Milli Eğitim Bakanı...
MAHMUT ÖVÜR
Askerler apolet söktü, siviller ne yapacak?
Geçtiğimiz...
HINCAL ULUÇ
Adana'nın güzelliklerini yaşamak..
Yiğit yattığı yerden...
GÜLSE BİRSEL
Bir gün tüm Avrupa, Türk olacak!
Ve bunun için herhangi...
Dostluk da bir yere kadar
Dostluk da bir yere kadar
Aralarında dostluk rüzgârları esen iki takım, bugün karşılaşıyor.
İnönü'de karnaval günü
İnönü'de karnaval günü
İzmir'de Fenerbahçe'yi uzatmalarda 3-2 yenerek Türkiye Kupası'nı...
Hepsi tezgâhın içinde
Başbakan Erdoğan, yedi açılış yaptığı Adana'da muhalefete yüklendi.
'Türkiye'yi böldürtmeyiz'
Tokat'ın Niksar ilçesine bağlı Güzelyayla köyünde düzenlenen...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Pazar Sabah | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar | Arşiv | Künye | Ana Sayfa
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Üretim ve Tasarım   Merkez Bilgi Grubu