kapat
   
SABAH Gazetesi
 
   Dünya Kupası
   Son Dakika
   News in English
  » Yazarlar
   Günün İçinden
   Ekonomi
   Gündem
   Siyaset
   Dünya
   Spor
   Hava Durumu
   Sarı Sayfalar
   Ana Sayfa
   Dosyalar
   Teknoloji
   Emlak
   Otomobil
   Detaylı Arama
   Arşiv
   Etkinlikler
   Günaydın
   Televizyon
   Astroloji
   Magazin
   Sağlık
   Kültür Sanat
   Turizm Rehberi
   Cuma
   Cumartesi
   Pazar Sabah
   İşte İnsan
   Sinema
   20. YILA ÖZEL
   Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Mahmut Ovur @ SABAH
 

"Türk ve Kürt halkından özür diliyorum"

Ankara'nın siyasi kulislerinde sadece merkez sağ veya solda hareketlilik yok. Sağ veya solun farklı renklerini taşıyan kesimlerde de Kürt hareketinde de ciddi arayışlar var.
DİSK solda yeni bir çıkış peşinde.
Şerafettin Elçi parti kurma hazırlığında. Önümüzdeki günlerde Demokratik Toplum Partisi de kongresini yapıyor. Aslında bu kongreden yeni bir açılım beklenmiyor ama DTP'nin seçimlere kurumsal kimlikle mi, yoksa bağımsız adaylarla mı katılacağı ciddi tartışma konusu.
İşte tam da bu noktada uzun süredir suskunluğuyla dikkat çeken eski DEP milletvekili Orhan Doğan, suskunluğunu bozdu ve önemli açıklamalarda bulundu.
Doğan, Kürt siyasi hareketi içinde, Türkiye'nin bütünlüğü ekseninde politika geliştirmeye çalışan sayılı birkaç isimden biri.
On yıl cezaevinde kaldığı Leyla Zana ve Hatip Dicle ile birlikte dışarı çıktıklarında herkesin kafasında aynı soru vardı:
"Acaba ne yapacaklar? Türkiye partisi olabilecekler mi?"
Bu beklenti çok sürmedi.
Başlangıçta aralarında Celal Doğan'ın da yer aldığı Demokrat Toplum Hareketi umut yaratsa da kısa sürede bitti. Orhan Doğan ve arkadaşları ise derin bir sessizliğe gömüldü.
Sonra devreye Demokratik Toplum Partisi girdi ve "Türkiye partisi" hayalleri suya düştü.
Peki ne oldu da sadece Kürtlerle sınırlı kalmayan ve Türkiye'nin tümünü kucaklayan bir siyasi yapı oluşturulamadı?
Orhan Doğan önce Gündem gazetesine, ardından da bize yaptığı açıklamalarda başta bu soru olmak üzere birçok soruya açıklıkla cevap veriyor.
Önce Doğan'ın bir tespitini aktaralım:
"HEP'ten DTP'ye kadar kurulan tüm siyasi partiler ya 'Biz Kürt sorununun çözümünde arabuluculuk yapmaya hazırız' dediler ya da 'muhatap beklentisi içine girdiler.' Ama hiçbir zaman kalkıp Kürt sorununda demokratik çözümden ne anlaşılması gerektiğini ortaya koyamadı. Yani kolaylaştırıcı olamadık."
Doğan, özeleştiri denebilecek bu açıklamayla yetinmiyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor:
"Biz Demokratik Toplum Hareketi'nde çok şey vaat ettik. Neler demedik ki, Kürt sorunu konusunda bilimsel akademik çalışma yapacağımıza, yeni bir Anayasa taslağı hazırlayıp tartışmaya açacağımıza, enflasyonu ve işsizliği nasıl önleyeceğimize, dış politikaya ve Kıbrıs sorununa nasıl bir vizyonla bakacağımıza, türbanı nasıl çözeceğimize ilişkin Türkiye özgülüne yönelik projeler sunacaktık. Ama bunların hiçbirini yapamadık . Ben kendi adıma Kürt ve Türk halkından özür diliyorum."
"Siyasette kendi ezberimizi bozmamız gerekir" diyen Doğan, "Bunu neden başaramadınız" sorusuna çok net ve kısa bir cevap veriyor: "Birçok neden sayılabilir. Ama en önemlisi bizim yetersiz oluşumuz. Hazır değildik."
Kürtlere yöneltilen en yoğun eleştirilerden biri de "Türkiye partisi" olamamaktı. Orhan Doğan, bu konuda da çok net şeyler söylüyor: "Türkiyelileşme, Kürt orijinli bir hareketin vitrinine üç beş Türk dostu ya da aydınını koyarak yaptığı çıkış olarak algılanmamalıdır. Türkiyelileşme Türk halkının yaşadığı sorunlara sahip çıkan projeler üreten bir yaklaşımla olur. Siz Karadeniz çay üreticisinin sorunlarına çözüm yaratamazsanız, onlara Kürt sorununu anlatamazsınız."
Neresinden bakarsanız bakın her açıdan önemli açıklamalar bunlar. Elbette Orhan Doğan'ın söyledikleri bunlardan ibaret değil. "Makul çoğunluğa" ters ve itici gelebilecek önerileri de var. Kim bilir belki de bugün bir kısım gazetede Doğan'ın bu sert önerileri yer alacak ve birçok insan öfkelenecek. Bu da asıl paylaşılması gereken ciddi önerileri gölgede bırakacak.
Doğrusu ortak aklın gereği, hem kendi içinden hem de dışarıdan çok yönlü baskılara maruz kalan Kürt siyasetçilerin bu önerileri artık dikkate alınmalı ve en azından tartışmaya açılmalıdır.
Türkiye'nin geleceği için, bu tartışmaya katılmak çok mu zor?

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 ABD'li 'neocon'lar İstanbul'da kimlerle görüştü?   / 22-06-2006
 İstanbul AK Parti'de 'sancısız' kongre   / 18-06-2006
 Eminönü nasıl kurtulur?   / 17-06-2006
 Kapalıçarşı tehlikede!   / 16-06-2006
 Şehirlerde Anavatan taşrada DYP   / 15-06-2006
 Voltaire, Erdoğan ve Perihan Mağden   / 13-06-2006
 'Kızımı doya doya kucakladım'   / 11-06-2006
 Marmara, rektörünü arıyor!   / 10-06-2006
 Merkez sağın "ütopyası"   / 09-06-2006
 İstanbul Valiliği'nden 'deprem kredisi'ne cevap   / 08-06-2006
MAHMUT ÖVÜR
"Türk ve Kürt halkından özür diliyorum"
Ankara'nın...
MUHARREM SARIKAYA
Üç önemli karar...
Bugün yaşanacak üç gelişme siyasetin...
YAVUZ DONAT
Siyasette töre cinayetleri
Ankara'da laf çok...
Antalya otelleri turist yolu gözlüyor
Antalya'ya gelen turist sayısı yüzde 75'ten 60'a düştü. Geçen yıl 20...
İthal serum gelmedi 21 aylık Kağan öldü
Immunglobulin adlı serumu düzenli kullanması gereken Kağan dövizdeki...
Oxford değil ama Bilkent
Oxford değil ama Bilkent
İbrahim Tatlıses'in "Oxford vardı da biz mi okumadık" sözü tarihte...
Karekin, Ruhban Okulu'nu gezdi
Karekin, Ruhban Okulu'nu gezdi
İstanbul'da bulunan Tüm Ermeniler Katolikosu ll. Karekin, temaslarına...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Pazar Sabah | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar | Arşiv | Künye | Ana Sayfa
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Üretim ve Tasarım   Merkez Bilgi Grubu