Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Erdoğan: O dergi muhtarlardan özür dilemek zorunda kaldı

Giriş Tarihi: 19.4.2016 13:18 Güncelleme Tarihi: 19.4.2016 15:03
Erdoğan: O dergi muhtarlardan özür dilemek zorunda kaldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Külliye'de 24. Muhtarlar Toplantısı'nda muhtarlara hitap etti. Erdoğan Leman dergisinin skandal kapağıyla ilgili, "Geçtiğimiz haftalarda güya mizah dergisi kapağında muhtarlarımızı aşağılayan, istiskal eden karikatür yayınlamıştı. Muhtarlarımızın gösterdiği tepki üzerine bu dergi yine kapaktan özür dilemek zorunda kaldı. Sizler bu densizlere hadlerini bildirmemiş olsaydınız yaptıkları terbiyesizlik yanlarına kâr kalacaktı." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları;

Güzel buluşmalarımız inşallah ülkemizdeki muhtarların tamamına ulaşana kadar devam edecek. Hamdolsun 10 bine yakın muhtarımızı ağırlamış olduk. Birileri bundan rahatsız oluyor. İnşallah 52 bine yakın muhtarımızın tamamıyla burada buluşacağız. Bunlar rahatsızlıklarını dışa vururken işi muhtarlarımıza hakaret etmeye kadar vardırabiliyor.

"YAPTIKLARI TERBİYESİZLİK YANLARINA KÂR KALACAKTI"

Geçtiğimiz haftalarda güya mizah dergisi kapağında muhtarlarımızı aşağılayan, istiskal eden karikatür yayınlamıştı. Muhtarlarımızın gösterdiği tepki üzerine bu dergi yine kapaktan özür dilemek zorunda kaldı. Sizler bu densizlere hadlerini bildirmemiş olsaydınız yaptıkları terbiyesizlik yanlarına kâr kalacaktı. Siz muhtarsınız, sizin birliğiniz hiçbir şeyle mukayese edilmez. Hacı Bektaş Veli Hazretleri bir olalım, iri olalım, diri olalım derken biz buna bir şeyi daha ilave ediyoruz; kardeş olalım, hep birlikte Türkiye olalım derken bunu kastediyoruz.

"YAPTIKLARI TERBİYESİZLİK YANLARINA KALMADI"

LEMAN'IN MUHTAR KARİKATÜRÜ BÜYÜK TEPKİ TOPLADI!

"ADALET VE BARIŞ ARAYIŞI"

İslam İşbirliği Teşkilatı'nın dönem başkanlığını devraldık. Bu önemli zirvenin temasını adalet ve barış için birlik ve dayanışma olarak belirledik. 56 üyeli İİT'nin 25 ülke devlet ve hükümet düzeyinde katıldı. Gerek zirve toplantılarında, gerek zirve öncesi ve sonrası görüşmelerinde ısrarla birlik ve dayanışmanın önemine vurgu yaptık. Zulüm etrafında birleşenler sadece zalimlerdir. İnsanoğlu hep adalet ve barışın arayışı içinde olmuştur. Bu günümüzde de devam ediyor.

"MÜSLÜMANLARIN ÜMMET BİLİNCİ İÇİNDE GELECEĞE YÜRÜMESİ LAZIM"

Biz hep hayrı anlatacak, emredecek, kötüden de men edeceğiz. Dünyada yaşanan sıkıntıları göze aldığımızda bu teşkilata çok önemli görevler düştüğünü görüyoruz. Dünyada 1,7 milyar Müslüman var. Bunların koordine olması lazım. Bir ümmet bilinci içinde geleceğe yürümesi lazım. Teşkilatın kurumsallaşması, faaliyet alanının genişlemesi için çalışacağız. Teşkilatı adına ve misyonuna yakışır bir konuma getirmek istiyoruz. Müslümanların adının terör, sefalet, cehaletle değil; medeniyetimizin parlak günlerinde olduğu gibi insanlığa hizmetle anılması en büyük temennimizdir.

"KENDİ KENDİNE ÖZERKÇİLİK OYNAYANLAR KAYBETMİŞTİR"

"İSLAM DÜNYASININ İÇİNDE ÜÇ ÖNEMLİ FİTNE VAR"

Birlik ve beraberlik konusu ülkemizde yaşanan sıkıntıların tek çaresidir. Bu hafta Kutlu Doğum'u yaşadık. Bu hafta boyunca da başlık bir taraftan tevhid vahdet, diğer taraftan birlik çağrısıydı. Terörle anıldığımız bu zamanlarda İslam dünyasının içinde üç önemli fitne var.

Bir tanesi mezhepçilik, bir tanesi ırkçılık, diğeri de terördür. Mezhepçiliktir çünkü, İslam dünyası içinde öyle bir virüs haline geldi ki, bu yayılma adeta bir din gibi algılanmaya başladı. Bizim bu noktada dinimiz İslam'dır, İslam'ın içinde böyle bir ayrımcılık olamaz. Buna sıcak da bakamayız. Bize sorduklarında Müslümanım deriz ve gereğini yerine getiririz. Mezhepçilik ayrımcılık olacaksa vay bu toplumun haline.

İkincisi ırkçılık. Bizde Romanmış, Boşnakmış, Lazmış, Çerkezmiş, Türkmüş, Kürtmüş bizde böyle bir şey yok. Biz yaratanı yatandan dolayı seviyoruz.

Üçüncüsü de terör. Geldiğimiz nokta ortada. Çok kayıplar verdik. 40 bini aşkın insanımız 35 yıldır terörün kurbanı oldu. Önce demokratik açılım dedik, milli birlik kardeşlik ve çözüm süreci dedik olmadı. Hepsi bir yana, çözüm sürecini de buzdolabına koyduk. Şimdi operasyonlar dönemi. Bu dönemde bu iş bitecek. Çünkü bu milletin huzuruna kimsenin kast etmeye hakkı yoktur. Sonuna kadar üzerine gidiyoruz, gideceğiz. Askerimizle, polisimizle dayanışma içinde bu işi sürdüreceğiz. Bu işi başaramazsak yazıklar olsun. Bu işi başaracağız. Bu milletin huzuruna kimsenin kast etmeye hakkı yoktur, kimsenin bir şeyler elde etmeye de hakkı yoktur.

"FEDAKARCA MÜCADELEYLE TERÖR ÖRGÜTÜNÜ BİR KEZ DAHA YENİLMİŞTİR"

Yaşanan bu terör olayları terör örgütünün şehir merkezlerinde uygulamaya çalıştığı eylem stratejisi yok olmuştur. Battık, mahvolduk, bittik diyorlar, nereye kaçacağız diyorlar. Bölge halkı yaşananları görmüştür. Tüm güvenlik güçlerimiz gerçekten fedakarca müdahaleyle terör örgütünü bir kez daha yenmiştir. Özerklikçilik oynayanlar kaybetmiştir. Milletimizin mahremini çiğneyerek onun gönlüne gireyeceğini zannedenler sadece nefreti kazanmıştır.

Türkiye'nin bugünkü sınırları bizim son sınırlarımızdır. 100 yıl önce 5 milyon kilometrekareydi. Bunun ancak 780 bin kilometresini muhafaza edebildik. Asıl hedefin bizi kazımak olduğunun farkındayız. Hiç kimse kusura bakmasın artık o devir geride kaldı. Biz hem devletimizin fiziki sınırlarına sahip çıkacağız, hem de gönül sınırlarımızı açık tutacağız.

OPERASYONLAR DÖNEMİNDE NE OLACAK PEKİ? BU İŞ BİTECEK!

Bu hafta Kutlu Doğum'u yaşadık. Hafta boyunca bir taraftan tevhid, vahdet diğer yandan gelin birlik olalım çağrısıydı. Buna vurgu yapıldı. Terörle anıldığımız böyle bir zamanda İslam dünyasının içinde bulunduğu en önemli üç başlık: Mezhepçilik, Irçılık ve terördür. Mezhepçilik, İslam dünyasının içinde öyle bir virüs haline geldi ki, artık sünnilik, şia gibi bu yayılma maalesef adeta bir din gibi algılanmaya başlandı. Halbuki bizim bu noktada dinimiz İslam'dır. İslamın içerisinde böyle bir ayrımcılığa vesile olan mezhebi anlayış olamaz, buna sıcak da bakamayız. Eğer bu mezhepler bizim için bir ayrımcılık vesilesi olacaksa vay haline. Biz Yunus'un diliyle yaklaştık; yaradılanı yaradandan ötürü severiz, ölçü bu. Biz Türkü de, Lazı da, Çerkezi de, Arabı da hepsini istisnasız severiz. Terörde çok kayıplar verdik. Önce demokratik açılım dedik, olmadı. Milli birlik ve kardeşlik dedik, olmadı. En son çözüm süreci dedik, istismar edildi. Şimdi operasyonlar dönemi. Ne olacak bu dönemde; bu iş bitecek! Polisimizle, askerimizle, korucumuzla hep beraber üstüne gidiyoruz. Bu milllet güçlüdür, bunu başarmaya da muktedir. Bu milletin huzuruna kimsenin kastetmeye hakkı yoktur.

KENDİ KENDİNE ÖZERKÇİLİK OYNAYANLAR KAYBETMİŞTİR

Güneydoğu'da çeşitli yerlerde bir süredir yaşanan terör olayları, terör örgütünün şehir merkezlerinde uygulamaya çalıştığı yeni eylem stratejisi başarısız olmuştur. Şimdi artık iflastalar. Bittik, battık, nereye kaçacağız diyorlar. Telsiz dinlemeleri bu. Bütün bunların en önemli sebebi bölge halkının tercihinin bölünmeden değil milletimizin ve ülkemizin bir parçası olarak kalmaktan olma yana tercihidir. Terör örgütünün ısrarla bölme peşinde konuşmanın peşindeki kanlı amacı bölge halkı artık çok iyi gördü. Tüm güvenlik güçlerimiz gerçekten fedakâkarca mücadele etmiştir. Kendi kendilerine özerkçilik oynayanlar kaybetmiştir. Çukur siyaseti ile netice alacağını sananlar hüsrana uğramışlardır. 81 vilayet 79 milyon vatandaşı ile bölünmez bir bütün olduğu şehitlerimizin kanlarıyla bir kez daha tarihe yazılmıştır. Türkiye'nin bugünkü sınırları bizim son sınırlarımızdır. Osmanlı devletinin topkak büyüklüğü yüz yıl önce 5 milyon kilometre kareydi. Cumhuriyeti ilan ettiğimizde Hatay'la birlikte bunun ancak 780 bin kilometre karesini yani altıda birini muhafaza ediyoruz.

HİÇ KİMSE KUSURA BAKMASIN: O DEVİR ARTIK SONA ERMİŞTİR

Bizi bu topraklardan söküp atmak isteyenlerin farkındayız. Hiç kimse kusura bakmasın; artık o devir bitti! Rahmetli Özal'ın ifadesiyle Adriyatik'ten Çin Seddi'ne uzanan o gönül sınırlarımızı sonuna kadar açık tutacağız. 8. Cumhurbaşkanımız Turgut Özal'ı rahmetle, şükranla, tazimle yadediyorum. Milletimizin birliği, beraberliği, kardeşliği konusunda 23 Nisan 1920'de İstiklal Savaşımızı yürütmek üzere Gazi Mustafa Kemal'in başkanlığında TBMM'de toplananların bir kararlılığı vardır. Aynı şekilde rahmetli Menderes, Demirel, Özal, Erbakan, Türkeş'in bu konudaki hissiyatları aynıydı. Pek çok görüşlerini paylaşmamakla birlikte gerek sayın İnönü ve Ecevit'in bu konuda çok farklı görüşler içinde olduklarını biliyorum.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Erdoğan: O dergi muhtarlardan özür dilemek zorunda kaldı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz