Sakın bana modern ısıtma teknolojilerinden falan söz etmeyin! Dışarıda ısı sıfırın altına düşmüşken zeminden ısıtılan bir evde çıplak
ayakla yürümek elbette büyük konfordur. İtirazım yok! Ama rahatlık her zaman güzellik anlamına gelmiyor! Beni tutucu bulabilirsiniz" ama "hiç üşümemek" ile "sıcaklığın keyfini çıkarmak" arasında büyük fark var. Düşünsenize… Şimdi bu satırları okurken bir sobanın yanı başında olsaydınız… Sobanın üstündeki portakal kabuğu mis gibi kokarken kestanelerin kabukları hafiften çatırdamaya başlasaydı… Ya da odunları çıtır çıtır yanan bir şöminenin önüne uzanmış olsaydınız!.. Fena mı olurdu! Belki sırtınız yine de soğukta kalırdı ama yüzünüze vuran sıcaklık hem dışınızı hem de "iç"inizi ısıtırdı. Yalan mı?
Medya yine listeler yapıp yayımladı. Yılın en iyi on filmi, yılın en iyi on şarkısı, yılın en iyi on kitabı… Hiç aklım ermez bu listelere! Bana sorulduğunda da
cevap veremem! Çünkü ben "iyi"lerle değil, bazen tek bir ayrıntısına bağlanıp sevdiğim filmleri, kitapları, şarkıları biliyorum! Yıl biterken bakıyorum, sayıları asla onluk bir liste yapmaya yetmiyor. Üçü, beşi geçmiyor. Hafızam mı zayıf, yoksa zor mu seviyorum?
Karin Viard… Aldığı sayısız ödüle rağmen bizde kimselerin tanımadığı 1966 doğumlu Fransız sinema oyuncusu. Ma Part du Gateau/Acı Tatlı Tesadüfler filmindeki varlığıyla çarptı beni. Oynamıyor. Yaşıyor. O kadar sahi! Filmde 20 yıldır çalıştığı fabrika birden iflas edip kapanınca işsiz kalan üç çocuk annesi bir kadını canlandırıyor Viard. Bir sahnede ağlayarak "Çin'in yükselişini nasıl öngörebilirdim, bütün hayatımı bu fabrikaya verdim!" deyişi vardı ki, global ekonominin acımasız gerçekleri üzerine yüzlerce makalenin yerini tutuyordu.
2011'e şöyle dönüp bir baktım da, neredeyse bütün bir yılı simit yiyerek geçirmişim! Bu lezzetin üzerine tanımıyorum! Zeytinyağına simit banıyorum,
peynire simit katık ediyorum, bütün günü tek bir simitle geçirdiğim oluyor. Kırk yılda bir gidip de çok memnun kaldığım restoranların başında ise Balıkçı Kahraman ve Etiler Günaydın Kasap geliyor. İşlerinde bu kadar iyi ve her daim özenli işletmeler az bulunur! Bir de neredeyse bir kez girip ortadaki büyük masaya oturunca bir daha hiç çıkmak istemediğim bir lokanta var. Alaçatı'da Asma Yaprağı.
Hangi uyku en güzelidir? Yok, kendi uykularımızdan söz etmiyorum! En güzel uyku sırtını size dayayıp guruldayarak dalıp giden bir kedinin uykusudur. Bakmalara doyamazsınız!
CERN deneyi çok heyecan verici. Bunda kuşku yok! Hele Higgs parçacığı üzerine popüler TV'lerde bile tartışma programlarının ekrana geldiğini düşünüyorum da, müthiş! Ama ne zaman CERN üzerine bir yazı okusam, bir haber görüntüsü izlesem her seferinde Amerikalı şair ve aktivist Muriel Rukeyser'in şu sözü geliyor: "Evren atomlardan değil, hikayelerden yapılmıştır."
Evli bir çift evlerinde yemek yerken kapı açılır ve kadının erkek kardeşi üstü başı kan içinde içeri girer. Nedir bu? Basit bir polisiye olay mı, yoksa bir aile trajedisi mi?.. Dot oyuncularından yine sert ve çarpıcı bir oyun, yine usta işi oyunculuk ve seyircinin boğazına oturan yumruk! E işte! Bana sorarsanız tiyatronun "güzel" olanı ancak böyle oluyor! Yazar: Dennis Kelly. Sahneye koyan: Tuğrul Tülek. Oyunun adı: Öksüzler.
05-18 OCAK 2012