X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER ‘Fransa’da siyasette Müslümanlar temsil edilmiyor’
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

‘Fransa’da siyasette Müslümanlar temsil edilmiyor’

  • Giriş Tarihi: 19.1.2015
‘Fransa’da siyasette Müslümanlar temsil edilmiyor’
‘Fransa’da siyasette Müslümanlar temsil edilmiyor’

Yrd. Doç. Dr. : saldırılarından bu yana büyüyerek devam etti. Hedefinde de Türkiye var.

Avrupa'da İslam karşıtları akımlara yönelik tepkiler giderek yükselirken Paris'te dergisinde gerçekleştirilen bir saldırı ile süreç bir anda tersine döndü. Başta mülteciler olmak üzere bütün Müslümanlar artık Avrupa'da potansiyel bir tehdit olarak gösterilmeye çalışılıyor.

İSLAMOFOBİ KÜRESEL ÖLÇEKTE GÜÇ HEDEFLEYEN BİR PROJE - TIKLAYIN

saldırılarından bu yana büyüyerek devam eden yi yıllardır bu konuda çalışma yapan Koç Üniversitesi öğretim görevlisi Yrd. Doç. Dr. 'e sorduk.

İSLAMOFOBİ'YE KARŞI ORTAK TAVIR - TIKLAYIN

Lisans eğitimini Chicago Üniversitesi, doktorasını Kaliforniya Üniversitesi, araştırmalarını Harvard üniversitesinde tamamlayan Öztürk, Viyana, Moskova ve Berlin'deki akademik çalışmalarından sonra 2010 yılından bu yana Koç Üniversitesi'nin akademik kadrosunda yer alıyor.

10 SORUDA İSLAM VE İSLAMOFOBİ - TIKLAYIN

Milliyetçilik alanındaki çalışmasıyla Joseph Rothschild ödülü kazanan Şener Aktürk ile Paris'ten yükselen islamofobiyi ve çözüm yollarını konuştuk.

- Charlie Hebdo olayının ele alınışı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu saldırı sonucu her türlü teröre karşı uzun vadeli bir ortak duruş ortaya konabilirse bu harika olur. Terör örgütleri ister faşist olsun ister sosyalist, ister İslam adına ister Hıristiyanlık adına terör saldırıları düzenliyor olsunlar, normatif bir prensip olarak hepsi lanetlenmeli. Umarım bundan sonra karşılaşılabilecek terörist saldırılarda da aynı ortak terör-karşıtı duruş uluslararası ve ulusal düzeyde ifade edilir.

AVRUPA'NIN 11 EYLÜL'Ü DEMEK YANLIŞ

-Paris'teki saldırı için Avrupa'nın 11 Eylül'ü demek doğru mu?

Charlie Hebdo saldırısı için Fransa'nın 11 Eylül'ü benzetmesini yanlış buluyorum çünkü saldırıyı yapanlar Fransa'da doğup büyümüş Fransız vatandaşları, oysa 11 Eylül saldırısını yapan 19 teröristin arasında tek bir Amerikalı Müslüman bile yoktu. Dipnot olarak şunu da belirtmeliyim: Dünyanın en güçlü devletlerinden birinin başkentinde, defalarca tehdit edilmiş ve saldırıya uğramış bir dergiye bir grup silahlı adam girip katliam yapabiliyorsa bu konuda ağır ihmali olan güvenlik bürokrasisi hesap vermeli.

-Bu konunun çoğunlukla İslam ve terörizm ekseninde tartışılmasını nasıl yorumluyorsunuz?

Karşılaştırmalı siyaset çalışan biri olarak savunulabilir bir yaklaşım olduğunu düşünmüyorum demekle yetineyim. Örneğin, Türkiye'de ve dünyada Aydınlık Yol, Kızıl Ordu Fraksiyonu, Kızıl Tugaylar ve DHKP-C gibi pekçok sosyalist terör örgütü olduğu gibi Ku Klux Klan, Tanrı'nın Direniş Ordusu ve Falanjistler gibi pekçok Hıristiyan dini motivasyonlu terör örgütü var. Bu gibi örgütlerin terörizmi dolayısıyla sosyalizmin veya Hıristiyanlığın doğası üzerine bir tartışma başlatılmadığı gibi, sosyalistler veya dindar Hıristiyanlar şüpheli olarak bir tartışmaya çekilmiyor ki doğru olan da bu. Tam tersinden söyleyecek olursak, Sabra ve Şatila'da veya Srebrenica'da binlerce Müslüman; Hıristiyan militanlar tarafından katledildiği için siz bir Müslüman olarak tüm Hıristiyan alemini veya bir din olarak Hıristiyanlığı itham ederseniz, aynı hataya düşersiniz.

HRİSTİYAN MOTİVASYONLU TERÖRİZM DAHA YAYGIN

-Eğer öyleyse neden sadece İslami terörizm söz konusu olduğunda böyle bir tartışma başlıyor?

Cehalet yüzünden ki zaten İslamofobi de Müslüman dünya hakkında cehaletten beslenir. Mesela somut bir veri gibi ortaya atılan yanlış, yanıltıcı, cehalet ürünü bir iddia var: "Tüm Müslümanlar terörist değil ama teröristlerin çoğu Müslüman" şeklinde bilimsel görünümlü bir iddia, aslında bir iftira. Oysa İslami terörizmin zirvede olduğu günümüzde dahi terörist hareketlerin büyük çoğunluğu İslami değil; etnik ayrılıkçı, ırkçı, sosyalist, ve diğer terör örgütlerinin sayısı ve gerçekleştirdiği terörist saldırılar halen daha fazla. Kaldı ki dini terörizm de sadece İslami değil. Hıristiyan dini motivasyonlu terörizm oldukça yaygın.

-Hristiyan motivasyonlu terörizm derken kimleri kastediyorsunuz?

Breivik, Waco gibi münferit terörist saldırılar bir yana, Karadziç, Mladiç veya Arkan'ın Sırp militanları, Ku Klux Klan veya Tanrı'nın Direniş Ordusu gibi bazıları birkaç ülkede faaliyet gösteren binlerce kişiyi katletmiş terörist örgütler, ve düzenli olarak ABD'de kürtaj kliniklerine saldıran Hıristiyan teröristler var.

FRANSA'DA MÜSLÜMANLAR TEMSİL EDİLMİYOR

- Bu terörist saldırının Fransa'da yaşanmasının özel bir sebebi var mı sizce?

2010 yılında başladığım 45 ülkeyi karşılaştıran bir çalışmamda gördüm ki Müslüman azınlığın siyasetten en fazla dışlandığı Batı ülkelerinin başında Fransa geliyor. Dolayısıyla teröristlerin Fransız olmasına şaşırmadım. Somut verilere bakalım. Fransız vatandaşı Müslümanlar, eğer nüfusları nispetinde Fransa Ulusal Meclis'inde temsil edilecek olsalar, 48-50 civarında Fransız Müslüman kökenli milletvekili olması gerekirdi ama 2010 yılında tek bir tane Müslüman kökenli milletvekili vardı, sadece bir. Sosyalistlerin iktidara gelmesiyle Fransa'da 6 Müslüman kökenli milletvekili parlamentoya girebildi. TBMM'de sadece bir tane Alevi veya bir tane Kürt milletvekili olduğunu düşünebiliyor musunuz? Batı dünyasında en kalabalık Müslüman azınlık Fransa'da ama siyasette temsilleri yok denecek kadar az.

-Avrupa'da İslamofobi yükseliyor. Bunun tarihsel sebepleri neler olabilir?

Batı Avrupa ülkeleri dini çeşitliliği kabullenmekte zorlanıyorlar çünkü daha bir iki yüzyıl öncesine kadar bu ülkeler sadece Hıristiyan ve hatta çoğu yerde sadece Katolik idi. Katolik Batı Avrupa devletleri kilise, cami ve sinagog'un birarada olmasını kabul etmekte çok zorlandılar. Museviler Fransa'dan dört defa kovuldu, Protestanlar St.Bartholomew'da yakıldı, Müslümanlar güney Fransa'dan temizlendi, Katharlara karşı Fransa içinde Haçlı Seferi düzenlendi Kathar dini ve halkı tamamen yok edilinceye kadar. Ancak Aydınlanma ve Fransız Devrimi'yle gelen laiklik Katolik mezhebinin tekelini tedrici olarak kırabildi ve zamanla Protestanlar, Museviler ve hatta Müslümanlar bile eşit vatandaş statüsüne kavuştular. Ama burada da sebepleri tarihte değil, günümüzün somut iç siyasal ve ekonomik verilerinde aramalıyız.

PEGİDA'YI RUSYA VE LE PEN DESTEKLİYOR


- Pegida gibi kuruluşlar kimler tarafından finanse ediliyor?

Pekçok sağcı kişi ve örgüt Pegida'ya destek veriyor. Avrupa sağcıları kültür savaşlarını kaybettiler. İlginçtir PEGIDA gösterilerinde "Putin, bize yardım et" şeklinde sloganlar atıldı. Bir Rus liderin ırkçı Alman göstericilerin idolü haline gelmesinin ironisi üzerine ne söylense az. Huffington Post'tan Stephen Schwartz'ın ilettiği bilgilere göre Le Pen'in lideri olduğu Fransız aşırı sağ partisi Front Nationale Rusya'dan milyonlarca Avro yardım almış ve bunun karşılığında Batı ittifakının Rusya'yı izole etme stratejisine karşı çıkmış. Kırım'ı ilhak eden ve Ukrayna'da iç savaşı körükleyen Rusya'nın, Avrupa'daki aşırı sağcı ve İslamofobik unsurları kullanarak Batı ittifakında iç karışıklıkları teşvik etmesi, bir anlamda Batı cephesini bölmesi de bir dış etken olabilir. Ama asıl dinamik elbette Avrupa ülkelerinin iç siyasetinde aranmalı. 1968'den bu yana kültür savaşlarını mütemadiyen kaybeden Avrupa sağı, sanki kaybettikleri muhafazakar toplum idealinin intikamını Müslüman azınlıklardan alıyor gibi.

-İslam dünyası bu radikal unsurları meydana çıkaran sosyolojiyle nasıl mücadele edebilir?

Adalet duygusu ve adaletten kaynaklanan siyasi ve toplumsal meşruiyeti tesis ederek. Adalet dairesinde herkesin eşit muamele gördüğü hakça, insanca bir düzen kurarak. Ortadoğu'da radikal unsurları meydana çıkaran sosyolojinin önemli bir kaynağı Suudi Arabistan krallığı olmalı çünkü Usame bin Ladin'in yanısıra 11 Eylül saldırısını yapan 19 teröristin 15 tanesi Suudi vatandaşıydı. Arap Baharı'nın mezhepçi bir eksene kayarak demokratik rayından çıkmasından en karlı çıkan rejimler arasında da Suudi rejimi ve İran geliyor. Sünni-Şii çatışması Suudi-İran eksenini güçlendirirken, Türkiye ve Lübnan gibi toplumsal çeşitliliğini koruyarak demokratik bir rejim olarak var olmaya çalışan ülkeleri tehdit ediyor.

-İslamofobik kuruluşlar Türkiye hakkında neler düşünüyor? Hedefteki ülkelerin başında Türkiye olduğunu söyleyebilir miyiz?

İslamofobi bugün itibariyle öncelikle Avrupa'nın bir iç meseledir. Örneğin 18. ve 19. yüzyılda Osmanlı devletini hedef alan jeopolitik bir tasarımın parçası olduğu söylenebilir. Oysa 2015 itibariyle İslamofobi Avrupa devletlerinin öncelikle kendi vatandaşları olan Müslüman azınlıklara karşı bir toplumsal mühendislik projesiyle kısmen uyuşan kısmen çelişen bir yaklaşımdır. Elbette bir imge olarak Türkiye, İslamofobik kuruluşların kendi iç kamuoylarında şeytanlaştırdıkları 'dış mihraklar' arasında önemli bir yer tutuyor

İsa Tatlıcan - Sabah.com.tr