10 soruda İslam ve İslamofobi
Paris’te 12 kişinin ölümü ile birlikte yeniden fanatizm ve İslamofobi tartışmaları başladı. Kutsala saygı bekleyen ve Batı’nın çifte standardını eleştiren islam dünyası Paris’teki korkunç saldırıyı sert bir şekilde kınadı. Konunun uzmanlarının, islam alimlerinin görüşleri ışığında bu meseleyi sabah.com.tr okurları için araştırdık. İşte 10 soruda İslam ve İslamofobi…
1-İslam ve şiddet bir arada anılabilir mi?
İslam'ın kelime anlamlarından biri "barış" olmasına rağmen bazılarının zihninde İslam ile ilgili imaj bu anlamla hiç de uyumlu değildir. Kuran tüm insanlarla en güzel bir şekilde iletişim kurmayı öğütlemiştir. Kuran şiddete ve sıcak savaşa ancak belirli şartlarda izin vermiştir. Bir insanın bir insan tarafından kasıtlı öldürülmesi ve savaş durumu dışında insan öldürülmesi yasaklanmıştır. Kuran'da insan canı kutsal kılınmıştır. Bu şartları yerine getirmeyen savaşlar Kuran'a göre meşru değildir.
2-Son yıllarda İslam dünyasının şiddet eylemleri ile birlikte anılmasının temel nedenleri nedir?
Son yıllarda İslam dünyasının şiddet eylemleri ile birlikte anılmasında, İslam ülkelerindeki şiddet içeren olaylar, iç savaşların varlığı kadar bu olayların özellikle Batı'ya yansıyan yönlerinin fazlaca ön plana çıkarılmasının da rolü vardır. Bunun yanında İslam'ın şiddet dini olduğu, dışlamacı olduğu, İslam ile demokrasinin bağdaşmayacağı şeklindeki propagandanın da etkisi unutulmamalıdır. Ancak bununla beraber İslam dünyasının eğitimsizlik, fakirlik ve siyasi otorite boşluğu gibi nedenlerle şiddete sahne olduğu da gerçektir. Burada önemli olan bu olayların İslam ülkelerinde olmasının dinden kaynaklanıp kaynaklanmadığıdır. Esasen bu ülkelerdeki şiddet olaylarına baktığımızda olayların Kuran'dan kaynaklanmak bir tarafa, çoğu zamana Kuran'a rağmen gerçekleştiğini görürüz.
3-Batı'daki İslam karşıtı akımların temel motivasyonu nedir?
Batı'da İslam karşıtlığının farklı nedenleri mevcut. Hıristiyanlar içinde İslam'a antipatiyle yaklaşan, İslam'ı karalamaya çalışan, kökleri çok eskilerde olan sağcı gruplar var. Bunun yanında sadece İslam'a değil, tüm dinlere karşı olan ateist gruplar da İslam karşıtlığı sergileyebilmekte. Fransa'daki talihsiz saldırıya uğrayan dergi bu anlamda ikinci gruba dahildir. Sadece İslam'ın değil, diğer dinlerin kutsallarını da hedef alan karikatürlere yer vermişlerdir. Bunun yanında yüzyıllardır Batı'da yerleşmiş hoşgörüsüzlüklerin de İslam karşıtı akımları beslediği söylenebilir.
İslam'ın kelime anlamlarından biri "barış" olmasına rağmen bazılarının zihninde İslam ile ilgili imaj bu anlamla hiç de uyumlu değildir. Kuran tüm insanlarla en güzel bir şekilde iletişim kurmayı öğütlemiştir. Kuran şiddete ve sıcak savaşa ancak belirli şartlarda izin vermiştir. Bir insanın bir insan tarafından kasıtlı öldürülmesi ve savaş durumu dışında insan öldürülmesi yasaklanmıştır. Kuran'da insan canı kutsal kılınmıştır. Bu şartları yerine getirmeyen savaşlar Kuran'a göre meşru değildir.
2-Son yıllarda İslam dünyasının şiddet eylemleri ile birlikte anılmasının temel nedenleri nedir?
Son yıllarda İslam dünyasının şiddet eylemleri ile birlikte anılmasında, İslam ülkelerindeki şiddet içeren olaylar, iç savaşların varlığı kadar bu olayların özellikle Batı'ya yansıyan yönlerinin fazlaca ön plana çıkarılmasının da rolü vardır. Bunun yanında İslam'ın şiddet dini olduğu, dışlamacı olduğu, İslam ile demokrasinin bağdaşmayacağı şeklindeki propagandanın da etkisi unutulmamalıdır. Ancak bununla beraber İslam dünyasının eğitimsizlik, fakirlik ve siyasi otorite boşluğu gibi nedenlerle şiddete sahne olduğu da gerçektir. Burada önemli olan bu olayların İslam ülkelerinde olmasının dinden kaynaklanıp kaynaklanmadığıdır. Esasen bu ülkelerdeki şiddet olaylarına baktığımızda olayların Kuran'dan kaynaklanmak bir tarafa, çoğu zamana Kuran'a rağmen gerçekleştiğini görürüz.
3-Batı'daki İslam karşıtı akımların temel motivasyonu nedir?
Batı'da İslam karşıtlığının farklı nedenleri mevcut. Hıristiyanlar içinde İslam'a antipatiyle yaklaşan, İslam'ı karalamaya çalışan, kökleri çok eskilerde olan sağcı gruplar var. Bunun yanında sadece İslam'a değil, tüm dinlere karşı olan ateist gruplar da İslam karşıtlığı sergileyebilmekte. Fransa'daki talihsiz saldırıya uğrayan dergi bu anlamda ikinci gruba dahildir. Sadece İslam'ın değil, diğer dinlerin kutsallarını da hedef alan karikatürlere yer vermişlerdir. Bunun yanında yüzyıllardır Batı'da yerleşmiş hoşgörüsüzlüklerin de İslam karşıtı akımları beslediği söylenebilir.
4-İslam dünyasının içinde bulunduğu imaj sorunun düzeltilmesi için neler yapılabilir?
Bu imaj sorununun düzeltilmesi için öncelikle İslam'ın şiddete ve savaşa hangi şartlarda izin verdiği tüm Müslümanlara ve dünyaya anlatılmalı. Müslümanlara alaycı yaklaşımlara karşı şiddetle cevap verilmesine ise Kurani açıdan olanak yoktur. Bu temel ilkelerin en başta Müslümanlar tarafından benimsenmesi için çalışılması gerekmektedir. Gerek Müslümanlar içindeki farklı mezhepler gerekse Müslümanlarla diğer dinlerin mensupları arasındaki ortak noktalar vurgulanarak şiddet eğilimi azaltılmaya çalışılmalıdır. Bunun yanında Müslümanlar olarak kendimizi iyi eğitmeli, pozitif bilimlerde, sanatta, sporda, kısacası her alanda çalışmalıyız. İnsanlar çoğunlukla etrafındaki insanlara bakarak fikirler hakkında bir görüş benimsiyor. Ne kadar saçma da olsa durum bu. Siz dünyanın en kusursuz dinine de mensup olsanız onu iyi temsil edemiyorsanız insanlar sizi dinlemeyi reddedecektir. O halde hem Kuran'ın mesajını doğru anlamalı, hem de imaj olarak kendimizi düzeltmek için gerçekten de iyi olmalıyız.
5-Müslümanlar günümüzde "cihad" kavramına nasıl bakmalı?
"Cihad" kavramı Kuran'da Allah rızası için her türlü gayret ve mücadele anlamına gelir. Dolayısıyla cihad kavramının içinde insanlara İslam'ı anlatmak, ihtiyaç sahiplerine yardım etmek de sayılabilir. Yeri geldiğinde de sıcak savaş Allah yolunda mücadelenin bir parçasıdır. Ama dediğim gibi buna ancak karşı taraf saldırı başlatmışsa izin verilmiştir. Mümtehine Suresinin 8. ve 9. ayetlerinde Müslümanların dost olmaması gereken kişiler açıklanır. Müslümanlar din yolunda Müslümanları öldüren ve yurtlarından kovan kişilerle dost olmamalıdır. Onun dışındakilere karşı adil olmalıdırlar. Yine Hac Suresi 39. ayette Müslümanlara kendilerine karşı savaş açılması durumunda savaşma izni verilir. Ayetler bağlamından koparılmadan okunduğunda mesaj çok açıktır.
6-Hz. Peygamber hangi şartlarda cihad yapmıştır?
Kuran'da çeşitli ayetlerde Hz. Muhammed'in Kuran ile hükmettiği ve kendisinin de Kuran'a göre yaşadığı belirtilmiştir. Hz. Muhammed, cihad kapsamında liderlik yaptığı topluma Allah'ın dinini anlatmaya ve bu toplumda Kuran'ın mesajını yaymaya çalışmıştır. Bunun yanında gerek tarihsel olarak gerek Kuran'dan gördüğümüz kadarıyla Hz. Muhammed ve beraberindeki Müslümanlar sıcak savaşlara da katılmışlardır. Ancak bu savaşlar Kuran'da belirtilen sınırlamalarda olmuştur.
7-Müslümanlar İslam topraklarına yapılan saldırılarda nasıl bir tavır takınmalı?
Müslümanlara topraklarına yapılan saldırılara karşı savaşma izni verilmiştir. İslam'ın ilkelerine uyan bir savaştan kaçanlar da kınanmıştır. Örneğin kurtuluş savaşımızı böylesi bir savaşın örneği olarak verebiliriz. Müslümanlar İslam topraklarına yapılan saldırılarda topraklarını savunmalı ve diğer Müslümanlara destek vermelidirler. Esasen bu durum gayet olağandır. Aksi takdirde, yani Müslümanlar kendilerini yok etmek için saldıranlarla savaşmak yerine pasifist bir tutum takınsalar yok olacaklardı. Önemli olan Kuran'ın savaşı maddi çıkar veya din yayma unsuru olarak sunmamasıdır.
Bu imaj sorununun düzeltilmesi için öncelikle İslam'ın şiddete ve savaşa hangi şartlarda izin verdiği tüm Müslümanlara ve dünyaya anlatılmalı. Müslümanlara alaycı yaklaşımlara karşı şiddetle cevap verilmesine ise Kurani açıdan olanak yoktur. Bu temel ilkelerin en başta Müslümanlar tarafından benimsenmesi için çalışılması gerekmektedir. Gerek Müslümanlar içindeki farklı mezhepler gerekse Müslümanlarla diğer dinlerin mensupları arasındaki ortak noktalar vurgulanarak şiddet eğilimi azaltılmaya çalışılmalıdır. Bunun yanında Müslümanlar olarak kendimizi iyi eğitmeli, pozitif bilimlerde, sanatta, sporda, kısacası her alanda çalışmalıyız. İnsanlar çoğunlukla etrafındaki insanlara bakarak fikirler hakkında bir görüş benimsiyor. Ne kadar saçma da olsa durum bu. Siz dünyanın en kusursuz dinine de mensup olsanız onu iyi temsil edemiyorsanız insanlar sizi dinlemeyi reddedecektir. O halde hem Kuran'ın mesajını doğru anlamalı, hem de imaj olarak kendimizi düzeltmek için gerçekten de iyi olmalıyız.
5-Müslümanlar günümüzde "cihad" kavramına nasıl bakmalı?
"Cihad" kavramı Kuran'da Allah rızası için her türlü gayret ve mücadele anlamına gelir. Dolayısıyla cihad kavramının içinde insanlara İslam'ı anlatmak, ihtiyaç sahiplerine yardım etmek de sayılabilir. Yeri geldiğinde de sıcak savaş Allah yolunda mücadelenin bir parçasıdır. Ama dediğim gibi buna ancak karşı taraf saldırı başlatmışsa izin verilmiştir. Mümtehine Suresinin 8. ve 9. ayetlerinde Müslümanların dost olmaması gereken kişiler açıklanır. Müslümanlar din yolunda Müslümanları öldüren ve yurtlarından kovan kişilerle dost olmamalıdır. Onun dışındakilere karşı adil olmalıdırlar. Yine Hac Suresi 39. ayette Müslümanlara kendilerine karşı savaş açılması durumunda savaşma izni verilir. Ayetler bağlamından koparılmadan okunduğunda mesaj çok açıktır.
6-Hz. Peygamber hangi şartlarda cihad yapmıştır?
Kuran'da çeşitli ayetlerde Hz. Muhammed'in Kuran ile hükmettiği ve kendisinin de Kuran'a göre yaşadığı belirtilmiştir. Hz. Muhammed, cihad kapsamında liderlik yaptığı topluma Allah'ın dinini anlatmaya ve bu toplumda Kuran'ın mesajını yaymaya çalışmıştır. Bunun yanında gerek tarihsel olarak gerek Kuran'dan gördüğümüz kadarıyla Hz. Muhammed ve beraberindeki Müslümanlar sıcak savaşlara da katılmışlardır. Ancak bu savaşlar Kuran'da belirtilen sınırlamalarda olmuştur.
7-Müslümanlar İslam topraklarına yapılan saldırılarda nasıl bir tavır takınmalı?
Müslümanlara topraklarına yapılan saldırılara karşı savaşma izni verilmiştir. İslam'ın ilkelerine uyan bir savaştan kaçanlar da kınanmıştır. Örneğin kurtuluş savaşımızı böylesi bir savaşın örneği olarak verebiliriz. Müslümanlar İslam topraklarına yapılan saldırılarda topraklarını savunmalı ve diğer Müslümanlara destek vermelidirler. Esasen bu durum gayet olağandır. Aksi takdirde, yani Müslümanlar kendilerini yok etmek için saldıranlarla savaşmak yerine pasifist bir tutum takınsalar yok olacaklardı. Önemli olan Kuran'ın savaşı maddi çıkar veya din yayma unsuru olarak sunmamasıdır.
8-Doğrudan İslam'ın kutsalına yapılan saldırıda Müslümanın tavrı nasıl olmalı?
İslam'ın kutsalı olarak Hz. Muhammed ile beraber diğer peygamberleri, Kuran ayetlerini ve Kabe'yi sayabiliriz. Allah Kuran'da (Nisa suresi 140. ayet) inananlara Allah'ın ayetleri ile alay edildiğini işittiklerinde alay eden kişilerden yüz çevirmelerini veya o ortamı terk etmelerini emretmekte ve ayetler ile alay edilmesi sona erdiğinde geri dönebileceklerini ifade etmektedir. Karikatür krizinde de bu yapılmalıydı. Bu dergi ve kişiler protesto edilmeliydi.
9-Batıda Yahudiliğe yapılan eleştiriler antisemitizm olarak değerlendirilirken İslama yapılan saldırılar neden düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendiriliyor?
Bunu Yahudilerin ekonomik olarak güçlü olmalarına ve iyi organize olmalarına bağlayabiliriz. Ekonomik olarak güçlü olmaları medya ve siyaset üzerinde de etkin olmalarını sağlamaktadır. Bu da Yahudilik lehine etkin bir propaganda gücünü getirmektedir. Yine bunun yanında II. Dünya savaşında Yahudiler'e yeterince sahip çıkmamaları, Batılıları belli bir suçluluk psikolojisine sokmuştur. Aşırı hassasiyetin bir nedeni de budur.
10-İslam dünyası neden örnek bir model ortaya koyamıyor. Türkiye'deki muhafakar demokrasi örnek bir model olabilir mi?
İslam dünyasının örnek bir model ortaya koyamaması İslam'dan değil Müslümanların yanlış "İslam" algısından kaynaklanmaktadır. Kuran'ın barışçı, özgürlükçü anlayışı dikkate alındığında özgür ve müreffeh bir topluma kavuşmak mümkündür. Yine Kuran'da yer alan "işi ehline vermek" ve "şura" prensipleri demokrasi ile uyumlu ilkelerdir. Ancak siyasi sistemlerin tek belirleyicileri toplumun inandığı dinler değildir. Birçok sosyal etken demokrasinin yeşermesini etkiler. Mesela Müslüman ülkelerdeki doğal kaynakların bolluğu birçok zaman o kaynakların kontrolü için demokrasiye geçmeyen liderleri beraberinde getirmiştir. Nitekim yer altı kaynakları açısından zengin olup, ağırlıklı olarak Hıristiyan nüfusa sahip Afrika ülkelerinde de demokratik olmayan rejimler göze çarpar.
Türkiye'nin uzun yıllardır, zaman zaman darbelerle aksasa da yürüyen bir demokrasisi var. Bu nedenle siyaset bilimi literatüründe Türkiye her zaman diğer Müslüman ülkelerden ayrı bir yere konulur. Aslında bu yüzden Türkiye'nin önemli bir misyonu olduğu hatırlanmalı. İslam ile demokrasi bağdaşmaz iddiasında bulunanlara karşı sunulan önemli itirazların başında Türkiye örneğinin gösterilmesi gelmiştir. Bu nedenle iç barışımızı sürdürmemiz büyük önem taşıyor.
İslam'ın kutsalı olarak Hz. Muhammed ile beraber diğer peygamberleri, Kuran ayetlerini ve Kabe'yi sayabiliriz. Allah Kuran'da (Nisa suresi 140. ayet) inananlara Allah'ın ayetleri ile alay edildiğini işittiklerinde alay eden kişilerden yüz çevirmelerini veya o ortamı terk etmelerini emretmekte ve ayetler ile alay edilmesi sona erdiğinde geri dönebileceklerini ifade etmektedir. Karikatür krizinde de bu yapılmalıydı. Bu dergi ve kişiler protesto edilmeliydi.
9-Batıda Yahudiliğe yapılan eleştiriler antisemitizm olarak değerlendirilirken İslama yapılan saldırılar neden düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendiriliyor?
Bunu Yahudilerin ekonomik olarak güçlü olmalarına ve iyi organize olmalarına bağlayabiliriz. Ekonomik olarak güçlü olmaları medya ve siyaset üzerinde de etkin olmalarını sağlamaktadır. Bu da Yahudilik lehine etkin bir propaganda gücünü getirmektedir. Yine bunun yanında II. Dünya savaşında Yahudiler'e yeterince sahip çıkmamaları, Batılıları belli bir suçluluk psikolojisine sokmuştur. Aşırı hassasiyetin bir nedeni de budur.
10-İslam dünyası neden örnek bir model ortaya koyamıyor. Türkiye'deki muhafakar demokrasi örnek bir model olabilir mi?
İslam dünyasının örnek bir model ortaya koyamaması İslam'dan değil Müslümanların yanlış "İslam" algısından kaynaklanmaktadır. Kuran'ın barışçı, özgürlükçü anlayışı dikkate alındığında özgür ve müreffeh bir topluma kavuşmak mümkündür. Yine Kuran'da yer alan "işi ehline vermek" ve "şura" prensipleri demokrasi ile uyumlu ilkelerdir. Ancak siyasi sistemlerin tek belirleyicileri toplumun inandığı dinler değildir. Birçok sosyal etken demokrasinin yeşermesini etkiler. Mesela Müslüman ülkelerdeki doğal kaynakların bolluğu birçok zaman o kaynakların kontrolü için demokrasiye geçmeyen liderleri beraberinde getirmiştir. Nitekim yer altı kaynakları açısından zengin olup, ağırlıklı olarak Hıristiyan nüfusa sahip Afrika ülkelerinde de demokratik olmayan rejimler göze çarpar.
Türkiye'nin uzun yıllardır, zaman zaman darbelerle aksasa da yürüyen bir demokrasisi var. Bu nedenle siyaset bilimi literatüründe Türkiye her zaman diğer Müslüman ülkelerden ayrı bir yere konulur. Aslında bu yüzden Türkiye'nin önemli bir misyonu olduğu hatırlanmalı. İslam ile demokrasi bağdaşmaz iddiasında bulunanlara karşı sunulan önemli itirazların başında Türkiye örneğinin gösterilmesi gelmiştir. Bu nedenle iç barışımızı sürdürmemiz büyük önem taşıyor.