Lavabonuz şehri zehirliyor olabilir: Bilmediğiniz büyük tehlike
Lavaboya dökülen günlük atıklar masum gibi görünse de şehir altyapısına, çevreye ve halk sağlığına ciddi zararlar verebilir. Bozulmuş süt, tarihi geçmiş soslar, boya suyu ya da konserve balık yağı gibi maddeler boruları tıkayarak kanalizasyon sistemlerinde büyük sorunlara yol açar ve atık su arıtma tesislerinin yükünü artırır.
Evlerdeki tüm atık sular, tuvalet, lavabo ve duş giderlerinden geçerek belediyelerin kanalizasyon sistemine ve ardından arıtma tesislerine ulaşır. Bu tesislerde organik maddeler bakteriler tarafından parçalanır. Ancak lavaboya dökülen her ekstra madde, "kimyasal oksijen ihtiyacını" artırır; bu da daha fazla havalandırma, daha büyük tanklar ve daha yüksek işletme maliyetleri anlamına gelir.
Süt, yağ ve gres içeren gıdalar soğuk borularda katılaşarak "fatberg" adı verilen sert tıkanıklıklar oluşturur. Örneğin Sydney Water, 2025 ortasına kadar yalnızca dokuz ayda bu tür tıkanıklıklar için 12 milyon Avustralya doları harcamıştır. Bu tıkanıklıklar, arıtılmamış lağım sularının çevreye karışmasına neden olabilir.
Uzmanlar, süt gibi sıvıların seyreltilerek bitkilere verilmesini, sosların ise emdirilerek çöpe atılmasını öneriyor. Boya, çamaşır suyu ve benzeri kimyasallar kesinlikle lavaboya dökülmemeli; bunun yerine kimyasal atık toplama noktalarına teslim edilmelidir.
Bireysel gibi görünen bu alışkanlıklar, şehir genelinde birleştiğinde büyük fark yaratır. Lavabolar çöp kutusu değildir; doğru atık yönetimi, altyapıyı ve su yollarını korumanın anahtarıdır.