Avrupa iklimi alarmda: Küresel ortalama iki kat hızlı ısınıyor
Avrupa, küresel ortalamanın iki katı hızla ısınıyor. 2030 iklim hedeflerinde bazı ilerlemeler kaydedilse de, biyolojik çeşitlilik, okyanuslar ve su kaynaklarındaki durum giderek kötüleşiyor. Avrupa Çevre Ajansı’ndan Tobias Lung, uyarıda bulunarak acil önlem çağrısı yaptı.
AÇA tarafından her 5 yılda bir yayımlanan "Avrupa Çevre 2025-Çevre, İklim ve Sürdürülebilirlik Bilgileri" raporu, Avrupa'nın çevre ve iklimle ilgili mevcut durumunu çok boyutlu perspektifle ele alıyor. Raporda, 38 ülke verileri kullanılarak, kıtanın çevre, iklim ve sürdürülebilirlik alanlarındaki durumunu ve geleceğe yönelik görünümü değerlendiriliyor.
AÇA Çevre Durumu Raporlaması Proje Yöneticisi Tobias Lung, Avrupa'nın ekonomik refahı, güvenliği ve yaşam kalitesinin çevresel sorunlar ve iklim değişikliği nedeniyle ciddi risk altında olduğunu söyledi.
Raporun Avrupa'nın çevresinin genel olarak iyi bir durumda olmadığını ortaya koyduğuna işaret eden Lung, "Doğamız bozulmaya, aşırı kullanıma ve biyolojik çeşitlilik kaybına devam ediyor. Hızlanan iklim değişikliğinin etkileri tüm Avrupa'da daha sık görülen orman yangınları, sıcak hava dalgaları ve kuraklıklarla hissediliyor." dedi.
"AVRUPA'DA 2030 HEDEFLERİNE ANCAK KISMAN ULAŞABİLDİ"
Lung, okyanuslar ve biyolojik çeşitlilikte görünümün kötüleştiğine dikkati çekerek, "Koruma ve restorasyon çalışmalarının hızlandırılmaması halinde Avrupa'nın bu alanlarda ilerleme kaydedemeyeceğini öngörüyorum." ifadesini kullandı.
Kimyasallar ve hava kalitesi konusunda ise ilerlemenin mütevazı düzeyde olduğunun altını çizen Lung, "Avrupa'da 2030 hedeflerine kısmen ulaşılabildi. 2050 'zehirsiz' vizyonu büyük ölçüde yolunda ilerlemiyor. Dolayısıyla, iklimle ilgili bazı hedefler 2030 için umut vaat etse de, Avrupa'nın okyanuslar, biyoçeşitlilik ve kimyasallar alanındaki 2030 ve özellikle 2050 hedeflerine ulaşma yeteneği belirsiz ve birçok durumda önemli ölçüde artırılmış politika, finansman ve uygulama olmadan olası görünmüyor." değerlendirmesinde bulundu.
Lung, raporda kirliliğin azaltılması, toprak sağlığının iyileştirilmesi, doğa temelli çözümlerin yaygınlaştırılması ve biyolojik çeşitliliğin tüm politikalara entegre edilmesi gerektiğinin vurgulandığını da aktardı.
"İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNDEN EN ÇOK TARIM, SU, ENERJİ, ÇEVRE, ULAŞIM VE SAĞLIK SEKTÖRÜ OLUMSUZ ETKİLENİYOR"
Avrupa'nın toplum ve ekonomik olarak iklim değişikliği etkilerine acilen uyum sağlaması gerektiğini anlatan Lung, şunları kaydetti:
"Avrupa gerçekten de küresel ortalamanın iki katı hızla ısınıyor ve Avrupalılar bu etkileri yaşıyor. Türkiye dahil ajans üyesi ülkelerde aşırı hava olaylarının yıkıcı ve ölümcül etkileri orman yangınları, kuraklık, taşkınlar ve sıcak hava dalgaları şeklinde kendini gösteriyor. Bu olaylar, yerel topluluklar, geçim kaynakları ve sağlık üzerinde ciddi etkiler yaratıyor ve sağlık hizmetleri, acil müdahale ve devlet bütçeleri üzerinde aşırı yük oluşturuyor."
Lung, Avrupa'da 1980-2023 yıllarında hava ve iklim kaynaklı aşırı olayların 240 binden fazla ölüme ve 738 milyar avro ekonomik zarara yol açtığına işaret ederek, bunun 162 milyar avrosunun sadece 2021-2023 döneminde gerçekleştiğini bildirdi. Lung, "İklim değişikliğinden en çok tarım, su, enerji, yapılaşmış çevre, ulaşım ve sağlık sektörü olumsuz etkileniyor. Durum zaten ciddi ve azaltım ve uyum hızlandırılmazsa dramatik şekilde kötüleşmesi bekleniyor." dedi.
"SU STRESİ AVRUPA TOPRAKLARININ YÜZDE 30'UNU VE NÜFUSUN YÜZDE 34'ÜNÜ ETKİLİYOR"
Avrupa'nın su kaynaklarının kirlilik, aşırı kullanım ve iklim değişikliği gibi nedenlerle baskı altında olduğuna işaret eden Lung, "Su stresi Avrupa topraklarının yüzde 30'unu ve nüfusun yüzde 34'ünü etkiliyor. 2021'de Avrupa'daki yüzey sularının yalnızca yüzde 37'sinin iyi veya yüksek ekolojik durumda olduğu görülürken, su ekosistemlerinin bozulması Avrupa'nın su dayanıklılığını tehdit ediyor." diye konuştu.
Lung, tarımın yüzey ve yeraltı suyu üzerinde en önemli baskıyı oluşturduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Gübre ve pestisit akıntıları su kalitesini bozuyor, aşırı alg oluşumuna yol açıyor, oksijen seviyesini düşürüyor ve su canlılarının kaybına neden oluyor. Tarım aynı zamanda Avrupa'da kullanılan tüm suyun yaklaşık yüzde 60'ını tüketiyor. Bu durum, özellikle sulama ile ilgili tarım uygulamalarını yeniden düşünmeyi gerektiriyor. Bölgeye bağlı olarak daha akıllı sulama yöntemleri yüzde 40'a kadar su tasarrufu sağlayabilir. Ayrıca gübre ve pestisit kullanımının da radikal bir şekilde azaltılması gerekiyor."
Lung, sağlıklı su ekosistemlerini sürdürmenin, havzaları korumanın ve yer altı su kaynaklarının yenilenmesini sağlamanın Avrupa'nın gelecekteki su dayanıklılığı için kritik önemde olduğunun altını çizerek, bu nedenle geleneksel su altyapısı çözümlerinin ötesine geçilerek su alımını azaltan, yeniden kullanımı artıran ve çevrede daha fazla su bırakmayı hedefleyen döngüsel bir su sistemine geçilmesi gerektiğini kaydetti.
Ayrıca, Lung, sulak alan restorasyonu gibi doğa temelli çözümlerin taşkın, kuraklık ve su kalitesinin düzenlenmesine katkı sunabileceğini sözlerine ekledi.