• ANASAYFA
  • YARIŞMA SONUÇLARI
    FOTOĞRAF YAZI ŞİİR
  • KURALLAR
Sabah

YARIŞMA SONUÇLARI

ŞİİR KATEGORİSİ

Birincilik Ödülü 10.000 TL
ALİ KEMAL MUTLU
BENİM GÖNLÜ YÂDIMDA YANKILANIR TEMMUZLAR
BENİM GÖNLÜ YÂDIMDA YANKILANIR TEMMUZLAR

Koy şakısın bülbüller al bayrağın koynunda
Diken ölecek diye güle hicran mı düşer?
Ay, yıldıza tutulmuş bir gecenin boynunda
Çakal gülecek diye kurda figan mı düşer?

Siyonizmin kuklası saldırmışken İslam’a
Bir destan yazıldı ki nasıl sığsın kelama?
Kimi şehit ve gazi; kimi sakat hem âmâ
Şu milletin kalbinden gayri iman mı düşer?

Türk’e kefen biçmeye edilmişken cesaret
Ve hain beyinlerde geziyorken esaret
Yandı hilalin tâbı Ömer’de buldu suret
Şu karanlık geceye bir kahraman mı düşer?

İstikbal Leyla’sına Mecnun oldu meydanlar
Sanırsın kükrüyordu sırtlanlara aslanlar
Selalar yankılandı ve coştu asumanlar
Minareler süngümüz, ondan ezan mı düşer?

Kalktı bir kem emirle o ruhsuz tayyareler
Göklerden ateş yağdı, nar savurdu hareler
Hangi aklın kârıdır kardeşini yaralar,
Anladık ki zalime heyhat vicdan mı düşer?

Yürür çelik zırhlara korkusuzca ayaklar
Görülmüş mü tarihte takla atarken tanklar?
Yanar temmuz akşamı, mermilenir şafaklar
Yanar canlar nedendir, yere canan mı düşer?

Henüz delikanlıyken şahlanıp onda yürek
Durdu zulmün önünde canın siper ederek
Sanki, “Şahadet varken, şu dünya ne’me gerek!”
Der gibiydi o şehit, bize şivan mı düşer?

Bozkurtlardan almışız biz ki bakışımızı
Al bayrağa koymuşuz kandan nakışımızı
Çanakkale’de bizim cihan yakışımızı
Hiç mi duymadınız ey, Türk’ten vatan mı düşer!

Bizi mi durduracak yedi düvelli zulüm?
Bu yola baş koymuşuz “Ya istiklal ya ölüm!”
Şu okyanus ötesi eğer vermişse hüküm
Koçyiğit Köroğlu’yuz bizden meydan mı düşer?

ALİ KEMAL MUTLU
İkincilik Ödülü 7.500 TL
ÖMRİYE KARATAŞ
ÖMER HALİSDEMİR: GÖĞÜN MİHRABI
ÖMER HALİSDEMİR: GÖĞÜN MİHRABI

I.
mavi bir düşe boyanmıştı umudumuz
üstümüzde samanyolu o yaz
birden kabus delirme seansları
köprüde yığın insan ve kuşatmalar
ölünecek sevdalarla koruyorduk kalbimizi ömer halisedemir
sen dünyayı değiştirecek destan
sen gecelerimizi karartılardan kurtaran kahraman
senki serin ırmak boylarının akıncısı
güvercin kanatlı dağ yürekli bedrin aslanı

II.
temmuzdu dolunay sıcağında kuşların yaraları
ihanete hükümlü yarasalar gecenin duldasında
dirilişler kuşluk vakti sela sesiydi
malazgirtten kosovadan mohaçtan sakaryadan
yükselen zifiri gecelere düşen şanlı destan
ömer halisdemir seferi seyyit
duaya açılan ellerden düşmeyen kadim sancak
ömer halisdemir zindan gecelere düşen ziya
ömer halisdemir göğün mihrabı
sarı bir çiğdem gibi düştü geceden
bor yakınlarındaki çukurkuyuya onbeş temmuz gecesi

III.
gün ışımaya başladı çukurkuyuda
söyler marşlarımızı cengaverler
koşar atlarımız doludizgin uygun adım marş
puslu hava raporları
ankara temmuz sıcağı
harlanıyor cehennem ihanetin borazanlarında
sen mertliğe inançlı mücahit
sen bir yanardağ ağzı gibi harlı
gül dalına çeviriyorsun namluları
lal şavklarla doğacak güneşler
kefensiz yatanların üzerinde bitecek güller
sen ki yarasalar geceye dolarken
er meydanlarında milletin kahramanı

IV.
bugün onbeş temmuz
bir dağ gibi ıssızım
ömer halisdemir yüreğimde al renkli çığlık
gülün rengine dönüşüyor hasretin vatan topraklarında
söyleyecek çocuklar asırlar boyunca destanlık öykünü
oğul veren arılar gibi çoğalacağız inan
vatan uğruna
çağın onuru
hilaller uğruna külünü yakan anka

V.
eyyühennas
bir kiraz ağacı gibi kanıyor ülkem onbeş temmuzlarda
alnımda al yazı yüreğim ashabı bedrin aslanları
Ömer Halisdemir derman ocağımda taşıdığım yalın kılıç
Ömer Halisdemir tarihin altın varaklarında bir neslin şanlı kahramanı
Ömer Halisdemir göğün mihrabı

ÖMRİYE KARATAŞ
Üçüncülük Ödülü 5.000 TL
SERVET YÜKSEL
BİR İHANETİN AYAK SESLERİ!
BİR İHANETİN AYAK SESLERİ!

Temmuz'un ortasında bir İstanbul akşamı,
Hüzün dalgalanıyor boğazın sularında..
Hatırıma getirdim bir an Bağdat'ı, Şam'ı,
Zalimin pençesinde, hain pusularında...

Bir ihanetin ayak sesleri duyuluyor,
Son kalem namlusunda topun, tankın, uçağın..
Umutlarım bağlanmış gözleri oyuluyor,
Abandı üstümüze karanlık yüzü çağın..!

İninden çıkmış kuzu postundaki canavar,
Yolları kapatmışlar, köprüleri tutmuşlar..
Baba-oğul, anne-kız meydanlara akın var,
Bunlar hesap yaparken, milleti unutmuşlar..

Gönüller tutuşurken bir yiğidin sesinde,
Korku dağlara kaçtı, zaman kana boyandı..
Bir ilahi şahlanış bayrağın gölgesinde,
Toprağa düşen canlar ötelere uyandı..

Sevginin imtihanı çıplak ellerde vatan,
Tekbirlerle yürürken ölümden pervası yok..
Ruhunu, namusunu melun şeytana satan,
Bu soyu bozukların dünyada devası yok..

Edirne'den Ağrı'ya gökkubbede selalar,
Bir millet ki ezelden şehadet sevdalısı..
O çakal sürüsüne bir aslan gibi dalar,
Demirden daha kavi imanın en Halis'i..

Yüksel'im selamlasın güneş gülistanını,
Yarab Türk'ün düşmanı kahr-u perişan olsun..
Tarih altın kalemle yazacak destanını,
Gelecek nesillere şeref olsun, şan olsun..

SERVET YÜKSEL