Bilim insanlarından tarihi keşif: Uzay boşluğu tamamen boş değil
Uluslararası bir astronomi ekibi, uzay boşluğunun aslında tamamen "boş" olmadığını ve içinden geçen ışığın hareketini etkileyebileceğini gösteren en güçlü kanıtlardan birini elde etti. Nature dergisinde yayımlanan bu çığır açıcı araştırma, kuantum fiziğinin öncülerinden Werner Heisenberg'in yaklaşık 90 yıl önce öne sürdüğü "vakum çift kırılması" (vacuum birefringence) teorisini doğruluyor.
Kuantum mekaniğine göre, kusursuz bir vakum ortamında bile çok kısa sürelerle var olup yok olan "sanal parçacıklar" bulunur. Bilim insanları bu gizemli olgunun izini sürebilmek için, evrendeki bilinen en güçlü manyetik alanlara sahip nadir nötron yıldızlarından biri olan 1E 1547.0-5408 adlı magnetarı inceledi. Swinburne Teknoloji Üniversitesi'nden Marcus Lower'ın da aralarında bulunduğu araştırmacı ekip, Dünya'da üretilebilecek herhangi bir manyetik alandan 100 milyon kat daha güçlü olan bu kozmik laboratuvarı kullandı.
NASA'nın IXPE uydusu, Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki NICER teleskobu ve Avustralya'nın Murriyang radyo teleskobuyla toplanan veriler süper bilgisayarlarla analiz edildi. Sonuçlar, magnetarın yaydığı X-ışınları ve radyo dalgalarının, sanal parçacıkları hizalayarak ışığı bükmesine ve yüksek oranda polarize etmesine neden olduğunu ortaya koydu.
Işığın bu olağanüstü manyetik alan içindeki sanal parçacıklarla etkileşime girerek kırılması, boşluğun aslında mutlak bir hiçlik olmadığının bugüne kadarki en somut kanıtı olarak bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı.