Yapay zeka, bilime yön verirken güveni sarsabilir mi?
Yapay zeka (YZ), devasa veri yığınlarını işleme kapasitesiyle bilimsel keşiflerde adeta yeni bir çığır açıyor. Google DeepMind’ın protein katlanma problemini çözerek Nobel Kimya Ödülü kazanması ve Basecamp Research firmasının doğanın dilini anlamak adına dünyanın en büyük DNA veritabanını kurması, yapay zekanın bilimdeki baş döndürücü potansiyelini açıkça ortaya koyuyor.
Ancak bu hızlı yükselişle birlikte bilim dünyasında ciddi şüpheler de büyümeye başlıyor. Uzmanlar, yapay zekanın bilimsel bulguları abartabileceğini ve hatalı ya da tamamen uydurma bilgiler üreterek araştırmalara zarar verebileceğini vurguluyor. Örneğin DeepMind'ın yeni kristal yapılar keşfettiği yönündeki iddiaları, bazı bilim insanları tarafından eleştirildi. Giderek daha fazla araştırma makalesi yapay zeka tarafından yazılıyor, gerçekte var olmayan sahte araştırmalara (hayalet referanslar) atıf yapılıyor. Yapılan bir araştırma, incelenen biyomedikal makalelerin neredeyse %90'ında yapay zeka izleri taşıdığını gösterdi.
Bilimsel dergiler, bu kirlilik ve dezenformasyon dalgasıyla mücadele edebilmek için çeşitli önlemler almaya çalışıyor. Elsevier gibi köklü yayıncılar makaleleri daha sıkı bir incelemeden geçirirken, Nature dergisi ise yapay zeka ile üretilmiş görsellerin kullanımını tamamen yasakladı. Bilim insanları, yapay zekanın sunduğu muazzam potansiyele rağmen süreçlerin mutlaka insan denetimi ve şüpheciliği altında kalması gerektiğinin altını çiziyor.