EMRE AKÖZ
Türkler papağanı sever
Dünya Bankası'nın eğitim sistemimiz üzerine hazırladığı raporu bugün Sabah'ta okuyacaksınız. Ben bu önemli raporun bir noktasını özellikle vurgulamak istiyorum: Üniversite sınavları. Bakın raporda ne deniyor: " Mevcut sistem, uzman düşünüş, karmaşık iletişim ve problem çözmede ileri yetkinliklerin öğrenilmesini engelliyor... "
***
Gerçekten de bugün lisede okuyan bir genç, "<ı>Başarmak <ı>için <ı>bilgilerimi <ı>nasıl <ı>zenginleştirebilirim" diye değil, "<ı>En <ı>az <ı>bilgiyle, <ı>bu <ı>testten <ı>nasıl <ı>başarılı <ı>çıkarım" diye düşünüyor. Yani aslında ' geleceğe' değil 'teste' hazırlanıyor.
Test, mantığı gereği, tek doğru cevabı içinde barındırıyor. Yani, nasıl düşündüğün, hangi bilgileri bir araya getirdiğin hiç önemli değil. Asıl olan doğru cevabı yakalamak.
Dolayısıyla, test çözme uzmanı haline gelen gençlerin zihninde şöyle bir fikir şekilleniyor: " <ı>Her <ı>sorunun <ı>bir <ı>cevabı <ı>vardır. "
***
Farklı alanlardan kişiler, test mantığının yaratıcılığa vurduğu darbenin farkında.
Mesela üniversite hocası olan bir arkadaşım şöyle yakınmıştı: "Öğrenciler, test çözmeye, yani biricik cevabı bulmaya öylesine alışmış ki açık uçlu sorulardan nefret ediyorlar. 'Tartışın', 'analiz edin', 'sizce cevabı nedir' diye sorduğumuzda bocalıyorlar." Yakınan sadece hocalar değil. Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök bir konuşmasında, ünlü tasarımcı Ross Lovegrove'dan şu alıntıyı yaptı: "<ı>Test <ı>tipi <ı>sınav, <ı>bir <ı>iki <ı>neslin <ı>yaratma <ı>kabiliyetini <ı>yok <ı>etmiş, <ı>onları <ı>lider <ı>değil, <ı>tabi <ı>kılmıştır. "
Namık Kemal'in "<ı>Gerçeğin <ı>şimşeği, <ı>fikirlerin <ı>çarpışmasından <ı>doğar " sözünü de anan Org. Özkök, aykırı görüşlere tahammül edilmesi gerektiğini belirtmişti.
Türkiye'nin bilineni tekrarlayan değil; yeninin, farklının, aykırının peşinde koşan zihinlere ihtiyacımız var.
Böyle diyorum ama ortalama Türk'ün böyle düşünmediğini, aykırıları değil papağanları sevdiğini de biliyorum.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.