EMRE AKÖZ

30 Ağustos 2006, Çarşamba

Asıl niyetleri başka

Haber ideolojik savaşlar açısından önemli: "İsrail Başbakanı Ehud Olmert, düzenledikleri saldırıların amacının Hizbullah'ın yok edilmesi olmadığını söyledi. Olmert, hükümetinin saldırı kararı alırken Hizbullah'ı yok etmeyi hedeflemediğini ifade etti. Amaçlarının Lübnan ordusunun ülkenin güneyine konuşlandırılmasını öngören 1559 sayılı Birleşmiş Milletler kararının uygulanmasını sağlamak olduğunu söyleyen Olmert, bu hedeflerine ulaştıklarını savundu. Olmert, geçen gün yaptığı açıklamada Hizbullah'ı hedef alan saldırılarda başarısızlıklar olduğunu kabul etmişti. İsrail, 12 Temmuz'da başlattığı savaşın amacının Hizbullah güçleri tarafından esir alınan iki askeri kurtarmak ve roket saldırılarını durdurmak olduğunu ilan etmişti."
Bu haberi önemsedim. Çünkü art niyetli yorumlarıyla halkın kafasını karıştıranların ipliğini pazara çıkarıyor da ondan.
Hatırlarsınız: İsrail saldırıları başladığında PKK da harekete geçmiş, şehit cenazeleri yüreğimizi dağlar olmuştu.
Durumu fırsat bilenler hemen kalemlerine sarılıp " <ı>Bakın <ı>İsrail <ı>iki <ı>askeri <ı>kaçırıldı <ı>diye <ı>operasyon <ı>düzenliyor. <ı>Biz <ı>de <ı>sürüyle <ı>şehit <ı>veriyoruz. <ı>O <ı>halde <ı>hemen <ı>Kandil <ı>dağını <ı>bombalayalım " dediler.
İlk bakışta ne kadar masum, ne kadar milliyetçi bir yaklaşım değil mi?
Halbuki bu yaygaranın asıl amacı hükümeti ve genelkurmay başkanını yıpratmak, "Askerlerimiz ölüyor, bunlar kılını kıpırdatmıyor" hissini yaratmaktı.
Bu propaganda iki uydurmaya dayanıyordu:
1) İsrail iki askeri kaçırıldı diye operasyon yapmıyordu. Bir devlet bazen iki değil iki bin askeri ölse savaşa girmez... Bazen de hiç yoktan saldırır... Burada belirleyici olan o devletin genel politikasıdır. Bu politikaya uygun davranır. Savaşacaksa, aylar, hatta yıllar önce hazırlanmaya başlar. Ya da savaşmayı değil, gizli operasyon yapmayı tercih edebilir. Belirleyici olan çıkar hesaplarıdır.
Peki sonra ne öğrendik? İngiliz dergisi New Statesman, İsrail'in çoktan beri savaşmaya karar verdiğini... Bunu ABD'ye ve İngiltere'ye bildirdiğini... Bu iki ülkenin de savaşa olumlu baktığını yazdı. Yani iki askerin kaçırılması İsrail için bir <ı>gerekçe, bir <ı>fırsattı .
2) "İsrail yapıyor, biz de neden yapmayalım" diyenlerin ikinci uydurması, olayı basit bir karara indirgemesiydi. Yani yetkililer emir verecek, üç beş uçak kalkıp Kandil dağını bombalayarak oradaki PKK örgütlenmesini dağıtacak. Karadan da sınır ötesi operasyon yapılacak.
Halbuki böyle bir karar, ABD'yi ikna etmeden uygulanamazdı. Sonra ne oldu? Haberlere göre Ankara'nın sınır ötesi operasyon yapma isteğine ABD onay vermedi.
Gelelim bugüne ... Şimdi de " Barış Gücü'ne asker verelim mi, vermeyelim mi" tartışması yapılıyor. Yorumlar yine havada uçuşuyor. Bunlardan hangilerinin iç politikaya yönelik saptırmalar, hangilerinin Ortadoğu'ya ilişkin serinkanlı değerlendirmelerin sonucu olduğunu kısa süre sonra öğreneceğiz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.