EMRE AKÖZ

30 Eylül 2007, Pazar

En hakiki mürşit kimdir? Duruma göre değişir...

Geçen akşam 32'nci Gün'de tartışıyoruz: " <ı>Muhafazakârlık <ı>artıyor <ı>mu, <ı>azalıyor <ı>mu? "
Bildiğiniz gibi muhafazakârlığın Türkiye'deki en önemli göstergesi <ı>dindarlıktır .
Eğer dindarlıktaki yoğunlaşma azalırsa, muhafazakârlıkta da azalma olduğu, genel kabul görmüştür.
Son yayınlanan A&G araştırması da, diğer araştırmalar gibi dindarlık verilerinde az da olsa bir <ı>seyrelme olduğunu ortaya koyuyordu.
Ancak programa katılan Nur Serter bunu kabul etmiyordu. İstanbul Üniversitesi'nde görev yaparken türbanlılara karşı ortaya koyduğu keskin mücadele ve cumhuriyet mitinglerindeki etkin rolüyle CHP milletvekili olan laikçi ablamız şöyle diyordu:
"TV'lerdeki kadın programlarına bakın. Organ bağışını hacı hoca takımına soruyorlar."
Ben de " <ı>İyi <ı>ki <ı>organ <ı>nakli <ı>tartışma <ı>konusu <ı>oluyor, diyeceğinize kızıyorsunuz... Ayrıca dinden anlayan birisine sormayacaklar da kime soracaklar... Onlar inançlı insanlar" deyince, ağızlar burunlar oynamaya başladı tabii.
Bizim bilim fetişisti Kemalistlerin buradaki <ı>toplumsal <ı>mantığı kavramaları, anlasalar dahi kabullenmeleri mümkün değildir.
Halbuki olay şudur:
Köyden, kasabadan koparak hızla kentlileşen insanlarımız yeni yeni kavramlarla tanışıyor. Organ nakli ve bağışı gibi...
Organ bağışı, kalbi teklediği için ölümü beklemeye başlamış bir insan için çok önemlidir.
Tabii bir de madalyonun öteki yüzü var: Organ bağışlamak doğru mu, değil mi?
Birçok din gibi İslam'da da yeniden dirilişe inanılır. Peki ama hayata nasıl dönülecek?
Mesela kalbini bağışlamış bir insan, tekrar dirilebilecek mi? Dirilirse, kalbi olacak mı, yoksa "kalpsiz" mi doğacak?
İnanan insanlar için bunlar ciddi sorulardır. Ama o sorulara pozitif bilimlerle uğraşanlar, mesela tıp doktorları cevap veremez.
Zaten vermeye de kalkışmamalıdır: Bilim " var olan dünya " hakkında konuşur, " öbür dünya " onun alanına girmez.
Ahirete inanan vicdanlı bir Müslüman'ı hayal edin. Vicdanı " <ı>Organını <ı>bağışla <ı>ki <ı>bir <ı>hayat <ı>kurtulsun " diyor. "Öbür dünya inancı" ise <ı>kuşkular içinde...
Bu kişi ne yapmalı?
Önce şunu kabul edelim: Onu organını bağışlaması için ikna edecek olanlar, laikçi ablamızın " hacı hoca takımı " diye aşağıladığı din bilginleridir.
" Organımı bağışlayayım mı? " Bu sorunun cevabını bilim değil ancak din adına konuşanlar verir.
Din uzmanlarının TV programlarına katılarak halkı bu konuda teşvik etmesi, gayet olumlu bir durumdur. Sadece beş on kişi dahi ikna olsa, kardır!
Atatürk'ün <ı>" Hayatta en hakiki mürşit (rehber) bilimdir " sloganı önemlidir ama... Ancak <ı>hedefini <ı>zaten <ı>bilenlerin işine yarar.
Kurtuluş Savaşı sırasında "hacı hoca takımı" ile ittifak oluşturan Kemalistler, Cumhuriyeti kurduktan sonra koalisyonu bozdu. Çünkü iktidarlarını paylaşmak istemediler.
Eğer Kemalistler, korkacaklarına, "hacı hoca takımı" ile işbirliği yapmayı tercih etselerdi, hayal ettikleri modernleşmeyi çok daha hızlı gerçekleştirebilirlerdi.
Yapmadıkları için şimdi TV'leri hayret ve kızgınlıkla izliyorlar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.