EMRE AKÖZ
Türbanlı bilek güreşi
Geçen cuma, hazırlıkları sürmekte olan yeni anayasayla ilgili bir sempozyum yapıldı Ankara'da... AKP Kadın Kolları Başkanı, Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin ve arkadaşlarının organize ettiği, '<ı>Tam <ı>Demokrasi <ı>İçin <ı>Elele' başlıklı bu sempozyuma; akademisyenler, kadın dernekleri temsilcileri ve gazeteciler katıldı.
Başbakan Erdoğan'ın ve yeni anayasa önerisini hazırlayan heyetin başkanı olan Prof. Ergun Özbudun'un da konuşma yaptığı sempozyumda önemli konular tartışıldı.
Ben de dilim döndüğünce, Anayasa Mahkemesi'nin nasıl bir "<ı>sorun <ı>odağı" haline geldiğini... Ancak bunun niye Türkiye'ye has bir durum olmadığını... Ve niye Anayasa Mahkemesi'nin günümüzdekinden farklı bir yapıya sahip olması gerektiğini anlattım.
***
Bugün, sempozyumdaki bir "yakınmayı" sizinle paylaşmak istiyorum. Bu "yakınma" Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden Prof. Naci Bostancı tarafından dile getirildi.
Naci Bostancı, anayasanın, başta <ı>devlettoplum ilişkileri olmak üzere birçok konuyu düzenleyen, çok yönlü bir mutabakat metni olduğunu belirttikten sonra... "<ı>Ancak <ı>anayasa <ı>önerisi, <ı>adeta <ı>magazinleştirilerek, <ı>türban <ı>meselesine <ı>indirgendi" dedi.
TV'deki "Gelinim Olur musun" adlı yarışma programındaki Semra Hanım fenomenini örnek veren Bostancı, kitlelerin, işin özünden ya da temel sorunlardan uzaklaşarak, tali konularla ilgilendiklerini söyledi.
Ben böyle düşünmüyorum.
Hatta aksi fikirdeyim.
Sebebini anlatayım...
***
Evet, kitleler "Semranım" ile ilgilendi. Niye? Çünkü normal şartlarda insanlar aile kurar. Bir kişi ya evlidir ya da evlenecektir.
Her işe karışarak hayatı zindan eden "cadı kaynana" tipi, evli olanların ya da evlenmeyi düşünenlerin kabusudur.
'Semranım' işte bu tipin ta kendisiydi. Hangi kadın, onun gibi bir kaynanası olsun ister? Ya da hangi kadın, anasının direktifleri yönünde hareket eden bir kocaya sahip olmayı arzular?
'Semranım' insanların gündelik hayatına hitap eden bir kişilik olduğu... Seyirciler onu, "<ı>mevcut <ı>ya <ı>da <ı>müstakbel" kayınvalideleri ile kıyasladıkları ve çeşitli sonuçlar çıkardıkları için, öylesine yoğun bir ilgi görmüştü.
***
Gelelim türban konusuna...
Evet, insanlar yeni anayasa ile türbanın üniversitelerde serbest kalıp kalmayacağını merak ediyor.
Çünkü halkın büyük çoğunluğu böyle bir yasağa anlam veremiyor. Bu konuda azınlığın dayatmasına teslim olmayı anlayamıyor. "<ı>Üniversite <ı>öğrencisi <ı>türban <ı>takarsa, <ı>niye <ı>laiklik <ı>zedelenirmiş" diye soruyor.
Kitleler, türbanın, bürokratik elit (ve müttefikleri) ile AKP (ve müttefikleri) arasındaki bir çekişme olduğunun da farkında. Bilmese dahi seziyor.
Mesela şöyle düşünüyor: "<ı>Eğer <ı>hükümet, <ı>başörtüsü <ı>gibi <ı>nispeten <ı>tali <ı>bir <ı>konuda <ı>dahi <ı>dediğini <ı>kabul <ı>ettiremezse, <ı>büyük <ı>meselelerde <ı>hiç <ı>ettiremez."
Böyle düşündüğü için halkı eleştirmek bence yanlıştır. Bunun adı "magazinleşme" değil, "<ı>iktidar <ı>mücadelesini <ı>türban <ı>tartışması <ı>üzerinden" kavramaktır.
Diyelim ki Kürt sorununu çözmek için hükümet bir plan geliştirdi. Askeriye "Hayır" derse, ne olacak? 1980'lerden beri defalarca şahit olduğumuz gibi plan rafa mı kalkacak, yoksa hükümetin politikası mı uygulanacak?
Ya da mesela, Avrupa Birliği yolunda ilerleyerek <ı>demokratikleşecek miyiz, yoksa "<ı>Bu <ı>kadar <ı>özgürlük <ı>bize <ı>fazla, <ı>toplum <ı>henüz <ı>hazır <ı>değil" masalına mı kanacağız?
Özetle: Sokaktaki vatandaşın 'sivil' anayasayı türban ekseninde düşünmesi bence gayet normal bir yaklaşımdır.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.