EMRE AKÖZ
Kaos değil... Resmen suç!
Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) Başkanı Prof. Mustafa Akaydın, " <ı>Kaos <ı>budur. <ı>Yani <ı>Türkiye'nin <ı>anayasa <ı>hukukçuları <ı>ikiye <ı>bölünmüş, <ı>kamu <ı>hukukçuları <ı>ikiye <ı>bölünmüş, <ı>üniversiteleri <ı>şaşkın, <ı>ne <ı>yapacağını <ı>bilemiyor, <ı>Yüksek <ı>Öğretim <ı>Kurulu <ı>zorlanıyor... <ı>Böyle <ı>bir <ı>durum <ı>yaşıyoruz. <ı>Bunun <ı>adı <ı>kaostur " dedi.
İlginç değil mi? Kaosu çıkartanlar, kaostan yakınıyor. Bu taktiği daha önce de denemişlerdi: " 367 " olayında.
Saçma sapan, uydurma, hukukun ırzına geçen, tamamen kelime oyunlarına dayalı bir " hokus pokus " ile istemedikleri kişinin Köşk'e çıkmasını engellemeye çalıştılar.
Şimdi de durum çok farklı değil.
***
Adım adım gidelim: Anayasa'nın ' Kanun Önünde Eşitlik'i konu edinen 10'uncu maddesinde deniyor ki:
" <ı>Devlet <ı>organları <ı>ve <ı>idari <ı>makamları, <ı>bütün <ı>işlemlerinde <ı>ve <ı>her <ı>türlü <ı>kamu <ı>hizmetlerinden <ı>yararlanılmasında <ı>kanun <ı>önünde <ı>eşitlik <ı>ilkesine <ı>uygun <ı>olarak <ı>hareket <ı>etmek <ı>zorundadır. "
Peki ya ' Eğitim ve Öğretim Hakkı ve Ödevi'ni konu edinen 42'nci maddesinde ne deniyor? Okuyalım:
" <ı>Kanunda <ı>açıkça <ı>yazılı <ı>olmayan <ı>herhangi <ı>bir <ı>sebeple <ı>kimse <ı>yüksek <ı>öğrenim <ı>hakkını <ı>kullanmaktan <ı>mahrum <ı>edilemez. <ı>Bu <ı>hakkın <ı>kullanımının <ı>sınırları <ı>kanunla <ı>belirlenir. "
Bunlar Anayasa maddeleri. Yani kanunlardan ve yönetmeliklerden üstün.
Gelelim ' YÖK Kanunu'nun ünlü ' Ek 17'nci maddesine... O madde apaçık şöyle diyor:
" <ı>Yürürlükteki <ı>kanunlara <ı>aykırı <ı>olmamak <ı>kaydı <ı>ile <ı>yükseköğretim <ı>kurumlarında <ı>kılık <ı>ve <ı>kıyafet <ı>serbesttir. "
***
Bu üç maddeyi alt alta koyup okuduğunuzda net olarak ortaya çıkan şu:
Bugün bir üniversite öğrencisi... "Üstünde hangi kıyafet olursa olsun" derse girer.
Peki bunun istisnası var mı? Evet var.
Mevcut Anayasa'nın 174'üncü maddesinde korunan "İnkılap Kanunları" listesinde yer alan "Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun."
1934'te çıkan o kanunda şöyle deniyor: " <ı>Herhangi <ı>din <ı>ve <ı>mezhebe <ı>mensup <ı>olurlarsa <ı>olsunlar, <ı>ruhanilerin <ı>mabet <ı>ve <ı>ayinler <ı>haricinde <ı>ruhani <ı>kisve <ı>taşımaları <ı>yasaktır. "
Bir de 1925 tarihli ünlü 'Şapka Kanunu' var. Onun da amacı memura şapka giydirerek, fesi engellemek. Halk ise istediği "serpuşu" giyebiliyor.
Mevcut Anayasa'ya ve kanunlara göre bir imam (ya da bir rahip ) " dini kıyafetleriyle " üniversiteye devam edemez.
İşte bu kadar!
***
Yani... Şu anda kıyafet konusunda hemen hemen ' tam özgürlük' söz konusu.
Eğer <ı>" türbanlılar girsin ama çarşaflılar girmesin " diye bir kaygı varsa... Bunun kanunla belirlenmesi gerekiyor.
Yani... Malum rektörlerin... Eğer itiraz edeceklerse... " <ı>Biz <ı>türbanlıları <ı>almayız " şeklinde değil... " <ı>Şu <ı>anda <ı>herkes <ı>okula <ı>girebiliyor... <ı>Hani <ı>bazı <ı>kıyafetlere <ı>izin <ı>vermeyecektiniz... <ı>O <ı>kanunu <ı>bir <ı>an <ı>evvel <ı>çıkartın " diye itiraz etmeleri... Ancak kanun çıkana kadar da herkesi içeriye almaları gerekiyor.
***
O halde soralım:
Anayasa'ya göre türbanlıların üniversiteye girmesinde bir engel yok... YÖK Kanunu'na göre de yok...
Peki " kaos " lafı nereden çıkıyor?
Aslında kaos maos yok ortada. Sadece kanunları uygulamayarak, şu sıralar suç işlemekte olan bazı rektörler var.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.