EMRE AKÖZ

06 Nisan 2008, Pazar

Nasıl Fethullahçı oldum?!

Hikâye 2004 sonbaharında başladı. Medya Grup Başkanımız Kenan Tekdağ bir gün Yayın Yönetmeni Ergun Babahan'a, söyle demiş: "Tarikatlar ve cemaatler hakkında yazı dizileri hazırlayalım. Bu gruplar neticede Türkiye gerçeğinin bir parçasıdır. O halde ne övelim, ne yerelim, mümkün olduğunca nesnel bir açıdan bakalım."
Peki kim yapacak? Babahan'ın aklına benim Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde okurken Prof. Şerif Mardin'in öğrencisi olduğum gelmiş.
Bildiğiniz gibi Şerif Hoca, Said Nursi üzerine kitap yazmış bir akademisyendir. (' <ı>Bediüzzaman <ı>Said <ı>Nursi <ı>Olayı: <ı>Modern <ı>Türkiye'de <ı>Din <ı>ve <ı>Toplumsal <ı>Değişim', İletişim Yay.)
"Ben tarikatlardan anlamam. Ama cemaatler üzerine bir dizi olabilir" dedim. Böylece kolları sıvadık.
Arkadaşımız Nevzat Atal, Nur cemaatinin çeşitli kollarıyla temas kurdu. Onların önde gelen simalarıyla söyleşiler yaptı.
Bense önce Şerif Mardin'in kitabını tekrar okudum. Ardından diğer kaynaklara uzandım.
12 Aralık 2004'te diziye başladık. O güne kadar merkezi medyada tarikat ve cemaatler hep ' <ı>irtica <ı>odağı', ' <ı>kötülük <ı>yuvası' olarak ele alındığı için, bizim ' <ı>ortadan <ı>giden' dizimiz her kesimde büyük şaşkınlık uyandırdı.
Tahmin ettiğimiz gibi postalperestler bizi ' Fethullahçı' ilan etti. İşin komiği, Gülen cemaati bizden uzak durmuş, mesela Nevzat Atal ile röportaj yapmaktan kaçınmıştı. 26 gün süren dizinin son günlerinde nihayet ne yaptığımızı anladılar ama bu kez de biz reddettik.
Dizi sayesinde çeşitli cemaatlerden insanlarla tanıştım. TV'de ve panellerde konuştum. Ne biliyorsam, ne düşünüyorsam söyledim.
Hiç sürpriz olmadı. Olaylar tam benim beklediğim gibi gelişti: Sağduyu sahipleri, " <ı>Ha, <ı>bu <ı>adam <ı>demokratmış " dedi. Laikçiler ise 'Fethullahçı' ilan etti.
Onlarınki öylesine takoz bir zihniyet ki Nurcu diyerek Prof. Mardin'i ' <ı>Türkiye <ı>Bilimler <ı>Akademisi'ne almıyorlar. Yani bilim adamını bilim yaptığı için cezalandırıyorlar. Acaba hangi kesim daha ' <ı>örümcek <ı>kafalı'?
Neyse... Bir süre sonra AKP'ye karşı " operasyon " başladı. Kimi, Danıştay'a saldırdı, Hrant Dink'i öldürdü, Rahip Santoro ve Malatya cinayetlerini işledi. Kimi cumhuriyet mitinglerini düzenledi. Şimdi de <ı>" AKP kapatılsın " diyorlar.
Bizde demokrasi ağır aksak işler; ona bir de siyaset dışından müdahale edilmesi benim açımdan kabul edilemez bir durumdu.
Bu şartlarda demokrasiyi savunmak, AKP ile ittifak anlamına geliyordu. Önemsemedim.
Her fırsatta, yazarak ya da konuşarak, fikrimi söyledim. Darbeciye darbeci, faşiste faşist dedim.
Delirdiler! Hakaretler yağdırdılar, karaladılar, ömrümde yapmadığım şeyleri yaptığımı iddia ederek çamur attılar.
Bekliyordum. Çünkü demokrat olmanın Türkiye'de cezasız bırakılmadığını siyasi tarih okumalarımdan biliyorum.
Ayrıca bunların yarısının puşt olduğunun da farkındayım ama alt yarıları mı, üst yarıları mı; işte onu çözemedim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.