EMRE AKÖZ
Ergenekon'dan kaçarken DİSK'e yakalanmak
Bazen siyasetçi toplumun <ı>gelişmişlik <ı>seviyesini tam manasıyla kavrayamıyor. Kitleler kendisine oy verirken, bu durumu " <ı>vatandaşın <ı>yüksek <ı>bilinci " olarak görüyor. Ama seçim bitip iş Meclis ve Hükümet çalışmalarına geldiğinde, halkın kavrayış gücünü unutuyor.
Lafı nereye mi getirmek istiyorum? Anlatacağım. Ama önce aşağıdaki satırları okuyun:
***
"Sendika liderleriyle Ankara'daki görüşmesi sırasında Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin içinden geçmekte olduğu hassas süreçten, partisiyle ilgili kapatma davasından ve yargının 'Ergenekon' soruşturması ile Danıştay saldırısı arasında bağ kurmak istemeyen tutumundan söz ediyor. Toplantıda içişleri ve çalışma bakanları da bulunuyor.
Erdoğan, sendikacılara ' <ı>Ergenekon'da <ı>bütün <ı>deliller <ı>ve <ı>kanıtlar, <ı>Danıştay <ı>suikastına <ı>çıkıyor.Bütün <ı>bilgileri <ı>gönderdik <ı>ama <ı>nedense <ı>yargı <ı>bu <ı>bağlantıyı <ı>kurmaktan <ı>kaçındı' diye yakınıyor. Ergenekon yapılanması 1 Mayıs bağlamında AKP yönetimini iki şekilde etkilemiş:
1) Cumhuriyet mitinglerine benzer bir organizasyon olma ihtimali, dolayısıyla sadece iktidarın suçlanacak olması,
2) Taksim'de provokasyon yaşanması, kan dökülmesi ve 1 Mayıs 1977 benzeri bir katliamda çok sayıda insanın ölmesi halinde faturanın AKP'ye çıkacak olması." ( <ı>Derya <ı>Sazak, <ı>Milliyet, <ı>3 <ı>Mayıs )
***
Hatırlarsanız, 1 Mayıs'tan önce, İstanbul Valisi Muammer Güler, Taksim'e niye izin vermediklerini açıklarken, " <ı>illegal <ı>örgütlerin <ı>provokasyon <ı>yapacaklarına <ı>ilişkin <ı>istihbarat <ı>aldık " demişti.
"İllegal örgüt" muğlak bir tabir. Kastedilen tam olarak anlaşılmıyor: PKK mi? Dev Sol mu? Başka birileri mi? Hepsi mi?
Bir soru daha: 1 Mayıs kutlamaları için İstanbul'da başka alanlara izin var da, Taksim'e niye yok? " <ı>Taksim <ı>olursa <ı>saldırırım <ı>ama <ı>başka <ı>yerdeki <ı>kutlamalarla <ı>ilgilenmem " diyen örgüt hangisi?
Hatırlarsanız, korkulan örgütün Ergenekon olduğunu, 1977'deki kanlı 1 Mayıs'ın bir benzerini yaparak, gözdağı vereceğini yazmıştım. ( <ı>26 <ı>Nisan <ı>ve <ı>1 <ı>Mayıs )
Derya Sazak'ın haberi de bu yönde işte... Ancak yönetim, Ergenekon'dan kaçayım derken DİSK'e yakalandı.
Asıl meselenin ne olduğu anlatılmasına rağmen, <ı>" İlle de Taksim " diye bastıran sendikacılar, medya için yeteri kadar <ı>" gazlı, sopalı, tekmeli görsel malzeme " oluştuktan sonra Taksim'e çıkmaktan vazgeçtiler ve eski Cumhurbaşkanı Sezer'den tebrik telefonu aldılar.
DİSK Başkanı Süleyman Çelebi, şimdi kalkmış <ı>"Eğer Taksim'de konuşabilseydim, parti kapatmaya karşı olduğumuzu da söyleyecektim" diyor.
Adama sormazlar mı: " <ı>Bu <ı>işlerin <ı>Türkiye'de <ı>nasıl <ı>tezgahlandığını <ı>gayet <ı>iyi <ı>bilecek <ı>yaşa <ı>ve <ı>tecrübeye <ı>sahipsin... <ı>Madem <ı>parti <ı>kapatmaya <ı>karşısın, <ı>' <ı>kapatılsın <ı>' <ı>diyenlerin <ı>ekmeğine <ı>niye <ı>yağ <ı>sürüyorsun? "
***
Neyse... Şimdi gelelim başta değindiğim " <ı>halkın <ı>siyasal <ı>bilinci " konusuna...
Şahit olduğum için biliyorum: Otobüste vapurda, özellikle gençler birbirlerine Ergenekon'u anlatıyor. Doğru anlatıyor, yanlış anlatıyor; orası önemli değil.
Türkiye artık günde 5 milyon gazetenin satıldığı, TV'lerinde hemen her şeyin tartışıldığı, 25 milyon internet kullanıcısının olduğu bir ülke...
Hangi fırıldakların çevirdiğini halk gayet iyi kavrıyor. Tam bilmese de seziyor.
Böyle bir ortamda, Ergenekon'dan söz etmekten kaçınmak niye? Çık ekrana, açık açık anlat. Oy aldığın halktan korkma! Ondan başka güveneceğin kim var?
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.