EMRE AKÖZ

09 Mayıs 2008, Cuma

Restorasyon planının son hedefi: Abdullah Gül

Siyaset sosyolojisi, çeşitli sınıf ve zümrelerle politika arasındaki ilişkiyi inceler. Bu açıdan Türkiye'nin 85 yıllık hikayesini ' <ı>sadece <ı>bir <ı>cümleye' indirgersek, şöyle diyebiliriz: "Cumhuriyet kurulduğunda yüzde 15 civarındaki kentli nüfusun, 2000'li yıllarda yüzde 75'e ulaşmasıyla ortaya ciddi yapısal sıkıntılar çıkmıştır."
Silahlı bürokrasinin, sivil bürokratları, aydınları ve Anadolu eşrafını yanına alarak kurduğu siyasi yapı 1950'ye kadar idare etti. Ama sonra aksamaya başladı.
Siyasi sistem; tarımdaki kapitalistleşme, sanayileşme ve iç göçle ortaya çıkan yeni ihtiyaçlara cevap veremiyordu.
Bürokratik elit bu ihtiyaçlara 1960 darbesiyle çözüm bulmaya çalıştı. <ı>İmtiyazlı <ı>pozisyonu <ı>sürdürebileceği yeni bir siyasi ortam yarattı: 1961 Anayasası.
Yeni düzenleme 1970'lerde tekrar tıkandı. Bu kez de 1980 darbesi yapıldı. Hedef aynıydı: Toplumu bir miktar rahatlatırken, kendi konumunu korumak... 1982 Anayasası bu arayışa bulunan çözümdü.
Ancak
çevreden merkeze, yani toplumdan devlete yönelen baskı devam ediyordu. Bu kez başvurulan çözüm "açık" değil, "üstü örtülü" 28 Şubat ( <ı>1997 ) darbesiydi.
Bir ara toparlama yaparsak: Tüm bu dönemlerin ortak noktası "restorasyon" idi.
Yani askeri bürokrasinin öncülüğünü yaptığı devlet eliti, müttefikleriyle birlikte, " <ı>eski <ı>yapıda <ı>bozulmuş, <ı>yıkılmış <ı>olan <ı>bölümleri, <ı>yapının <ı>aslını <ı>bozmadan " onarmaya çalışıyordu.
2000'li yıllarda, siyasi yapıyı zorlayan kapitalistleşme, orta sınıflaşma gibi faktörlere bir yenisi daha eklendi: Küreselleşme.
Turgut Özal'ın ektiği serbest piyasa tohumları, bürokratik elitin ve müttefiklerinin karşısına yeni bir siyasi rakip çıkarmıştı: Bir yandan küresel düşünen, Avrupa Birliği'ne girmeyi isteyen ama <ı>geleneksel <ı>değerlerini de terk etmeyen Anadolu sermayesi ve onun temsilcisi olan AKP.

***

İşte bugün yaşadığımız krizin siyaset sosyolojisi açısından öyküsü kabaca böyle bir şey.
Bugün bürokratik elitin amacı, bir kez daha restorasyon yapmak. Hedef: Çevre güçlerini dağıtmak ve ulaştığı pozisyonlardan atmak... Bunun için de birkaç aşamalı bir planları var:
İlk adım: Partiyi kapatıp liderini siyasi yasaklı hale getirerek milletvekillerini başsız bırakmak.
İkinci adım: Partinin başına bürokratik elitin sözünü dinleyecek, onun çizdiği sınırların dışına çıkmayacak bir kişinin gelmesini sağlamak.
Üçüncü adım: Cumhurbaşkanını istifaya zorlamak ya da makamından indirmek.
Dördüncü adım: Anayasa ve kurumlarda çeşitli değişiklikler yaparak, 10 ila 15 yıllık bir süre daha kazanmak.

***

" <ı>Malezya <ı>gibi <ı>olacağız ... <ı>Başımızı <ı>zorla <ı>örtmelerinden <ı>korkuyoruz ... <ı>Mahalle <ı>baskısı <ı>var ... <ı>Ülke <ı>muhafazakarlaşıyor ... <ı>Yüzde <ı>47 <ı>oyla <ı>her <ı>şeyi <ı>yapacaklarını <ı>sandılar ... <ı>Üniversitede <ı>türbana <ı>serbestlik <ı>laikliğe <ı>aykırıdır ..."
Bu ve benzeri söylemlerin amacı, yukarıda saydığım dört aşamalı restorasyon planına <ı>meşruiyet sağlamaktır.
Demokrasiye, hukuk devletine, Avrupa Birliği'ne karşı olduğu için; ben de bu plana karşıyım!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.