EMRE AKÖZ
Prof. Celal Şengör bunu hep yapıyor
<ı>Cumhuriyet gazetesinin <ı>'Bilim Teknik' ilavesindeki yazısında, " <ı>Rektör <ı>atamaları <ı>konusunda, <ı>iki <ı>cumhurbaşkanı <ı>arasında <ı>'nitelik' <ı>farkı <ı>yok; <ı>ikisi <ı>de <ı>bilimsel <ı>açıdan <ı>yetersiz <ı>kişileri <ı>atıyor " diyor Prof. Celal Şengör.
Sonra da ekliyor: " <ı>Tek <ı>fark: <ı>Ahmet <ı>Necdet <ı>Sezer <ı>solcuları <ı>atıyordu, <ı>Abdullah <ı>Gül <ı>ise <ı>dincileri <ı>atıyor. <ı>Ama <ı>neticede <ı>ikisi <ı>de <ı>üniversiteye <ı>zarar <ı>veriyor. "
<ı>'Bilimsel yeterlilik' derken neyi kastettiğini ise şu örnekle açıklıyor: "<ı>Sezer'in <ı>YÖK <ı>Başkanı <ı>yaptığı <ı>Prof. <ı>Erdoğan <ı>Teziç <ı>ile <ı>Gül'ün <ı>YÖK'ün <ı>başına <ı>getirdiği <ı>Prof. <ı>Yusuf <ı>Ziya <ı>Özcan <ı>arasında <ı>bilimsel <ı>yeterlilik <ı>açısından <ı>ne <ı>fark <ı>var? <ı>Uluslararası <ı>standartlarda <ı>kaç <ı>makale <ı>yazmışlar <ı>ve <ı>bu <ı>makaleler <ı>kaç <ı>atıf <ı>almış? <ı>İki <ı>cumhurbaşkanı <ı>da <ı>' <ı>bilimsel <ı>' <ı>kıstas <ı>değil, <ı>' <ı>politik <ı>' <ı>kıstas <ı>kullanıyor. "
İlavenin yöneticisi Orhan Bursalı yazıyı yayınlamış ama kınamadan da edememiş. " <ı>Şengör <ı>Hoca'nın <ı>bu <ı>yaptığı <ı>ayıptır " diyor ve tahmin edeceğiniz gibi Sezer'i savunuyor.
***
<ı>Prof. <ı>Şengör <ı>haklı <ı>ama <ı>tam <ı>da <ı>haklı <ı>olduğu <ı>için <ı>yanılıyor!
Haklı: Dediği gibi, bizde üniversite rektörleri 'bilimsel yeterlilik' ölçütüyle atanmıyor.
Yanılıyor: Sadece Türkiye'de değil; dünyanın hiçbir yerinde bir rektör, 'bilimsel yeterlilik' kıstasıyla atanmaz.
Çünkü atansa da, seçilse de, rektör adayı " <ı>yüksek <ı>kalitede <ı>bir <ı>bilimci <ı>olduğu <ı>için " o makama getirilmez .
Hiçbir rektör atamasında (ya da seçiminde), kişinin yazdığı makalelere ve bu makalelerin uluslararası düzeyde kaç atıf aldığına bakılmaz.
Niye? Cevabı çok basit:
Çünkü mesele o değil!
Bir rektör atanırken ya da seçilirken,<ı> " Bu kişi üniversiteyi iyi yönetir mi " diye düşünülür.
Tabii "iyi yöneticilik" de bakış açısına göre değişir. Kimine göre iyi yönetici olacak bir rektör, başkasına göre kötü yöneticidir.
Bir akademisyenin, dünya çapında kitap ve makaleler yazması, onun <ı>" iyi yönetici " olacağı anlamına gelmez .
Eğer öyle olsaydı, özellikle doğa bilimleri alanında Nobel Ödülü kazanmış her bilimciyi rektör yaparlardı.
Nasıl futbolda, "teknik direktör" aranırken, "acaba eskiden iyi topçu muydu" diye sorulmuyorsa, rektör atamasında da <ı>" acaba bilimsel faaliyeti üst düzeyde mi " diye bakılmaz.
***
Yani Prof. Celal Şengör, farklı kategorileri, farklı ölçütleri, farklı alanları birbirine karıştırıyor.
Ama bunu ilk kez yapmıyor.
Gelin hatırlayalım:
Ekim 2006'da, Harp Akademileri'nde yeni öğretim dönemi ilk dersini Prof. Şengör vermişti.
Eğer, dünya çapında bir jeolog olan Şengör'ün, o derste uzmanı olduğu <ı>'deprem' konusunu işlediğini sanıyorsanız, aldanırsınız.
Ne anlattı biliyor musunuz?
<ı>Atatürk'ün <ı>eğitim <ı>anlayışını!
Akademi'den teklif geldiğinde, " <ı>Benim <ı>alanım <ı>jeoloji; <ı>Atatürk'ün <ı>eğitim <ı>anlayışını <ı>konunun <ı>uzmanı <ı>olan <ı>birisi <ı>anlatsın " dedi mi?
Hayır demedi!
Askerlerden telefon geldiğinde<ı> 'esas duruşa geçerek' konuştuğunu söyleyen Prof. Şengör,<ı> 'ricayı emir telakki ederek' o dersi verdi.
Halbuki uzmanlığı gerçekten önemseseydi, o dersi vermeyi, "<ı> Atatürk'ün eğitim anlayışı üzerine makale yazmış " bir akademisyene bırakırdı.
Bilimde şahin olanların, siyasette kukumav kuşuna dönüştüğüne sıkça şahit olduğumuz için artık şaşırmıyoruz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.