EMRE AKÖZ
Karşılaşmanın galibi kim oldu?
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat ile CHP Grup Başkan Vekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun dünkü tartışması, <ı>" gerçeği " ortaya çıkarmadı.
- Tahmin ettiğimiz gibi çok sayıda belge, taraflarca kameralara ve birbirlerine gösterildi. Hangi belgenin, hangi iddianın <ı>dayanağı
ya da <ı>cevabı olduğunu anlamak kolay değildi. Tarihler ve kayıt numaraları birbirine karışıp durdu.
- Bazı belgelerin bir kısmı okundu. Ancak <ı>adaletli bir karar verilebilmesi için bu belgelerin tamamının, uzman gözüyle incelenmesi gerekir ki TV ortamı buna imkan tanımıyor.
- Tartışma biter bitmez, iki tarafın da, <ı>" Gördünüz mü; ağzının payını nasıl da verdim " dediği haberi geldi. Bu da tarafların oluşan ortamdan memnun kaldıklarını gösteriyor.
- Tartışmayı düello olarak nitelemenin, doğru olmadığına değinmiştim dün. Boks karşılaşmasına daha fazla benzeyeceğini tahmin etmiştim.
İki taraf da halinden memnunsa, rakiplerine birer <ı>yumruk çakmışlar demektir. Ama kimse diğerini dağıtamadı. <ı>Nakavt hiç edemedi. Birkaç küçük sıyrıkla kurtuldular. Şimdilik!
- 'Program' biter bitmez, internet siteleri "Sizce kim haklı" diye anketler düzenledi. TV'ler vatandaşa sorular yöneltti. Başka bir açıdan bakıldığında, tuhaf bir durum bu: Suç ya vardır, ya yoktur! " Gerçek " anketle ortaya çıkar mı?
- Tabii tartışmanın olumlu yanları da var: Adeta kanlı bıçaklı hale gelmiş olan bu iki siyasetçinin, gerektiğinde, " sakin ve makul " bir biçimde tezlerini ortaya koyabildiklerini gördük.
- Tarafların sakin ve makul davranmalarında özellikle Meclis Başkanı Köksal Toptan'ın uyarılarının etkili olduğu belliydi.
- Evet, "gerçek" ortaya çıkmadı ama o yönde bir adım atılmış oldu: Taraflar ellerindeki belgeleri, hem birbirleriyle paylaştı, hem de medyaya sundu.
Bundan sonra, konunun uzmanları bunları inceleyerek durumu aydınlatabilir ve yeni sorular ortaya atabilir.
- Şunu da söyleyebiliriz: Bir " itiraf " ya da " ifşaat " olmadığı sürece TV ekranı "gerçeği" ortaya çıkan bir mecra değil.
Bunun yapılabilmesi için; gazete, dergi, internet gibi hem görsel, hem de " yazılı " mecralara ihtiyaç var.
- Başka şeyler de öğrendik: Mesela siyasetçilerin haberi olmadan adları kullanılıyor. Hem de <ı>resmi belgelerde!
- TIR kamyonları, kaçakçılık ve narkotik ekipleri tarafından, " kırmızı, sarı ve yeşil hat" olarak üç kategoriye ayrılıyor. Şaibeli olanlar ("kırmızı" hatta alınmışlar) didik didik aranıyor.
- Bundan sonra neler olabilir? Hiç kuşku yok ki <ı>'Hilton Medyası' konuyu didikleyecektir.
Elbette didiklesinler, demokraside medyanın bir görevi de budur.
Ancak tartışma sırasında verilen <ı>Vatan gazetesi örneği, haberlerin nasıl da çarpıtılarak insanların töhmet altında bırakıldığını ortaya koydu. ( Hani şu eski numara: " <ı>Başlık <ı>ve <ı>fotoğraf " başka şey söylüyor, " <ı>haberin <ı>içeriği " ise bambaşka. Ama akıllarda, başlık ve fotoğraf kalıyor.)
- Artık bir siyasetçi, rakibi tarafından <ı>'TV ringine' davet edildiğinde <ı>hayır diyemez. Kaçan <ı>iftiracı ilan edilir.
Özetin özeti: Bence bu tartışma CHP'ye yaradı.
" <ı>Haklı <ı>çıktı " demiyorum,<ı> " işine yaradı " diyorum. Çünkü tartışma kafaları daha da karıştırdı, medyaya yeni malzeme çıktı, suçlayan da suçladığıyla kaldı!
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.