EMRE AKÖZ
'Elimizi soğutmayın' diye diye bu hale getirdiler
Diyorlar ki: " <ı>Hükümetler <ı>bu <ı>konuda <ı>( <ı>Kürt <ı>sorunu, <ı>PKK <ı>sorunu; <ı>her <ı>ne <ı>ise) <ı>sorumluluk <ı>almaktan <ı>kaçtı. <ı>Sorumluluk <ı>askerin <ı>üstüne <ı>kaldı. "
Yanlış!
Katılmıyorum!
1980'leri, 1990'ları anlatan; anı kitaplarını, araştırmaları, itiraf ve ifşaat röportajlarını okuyun. Hepsinde şunu görürsünüz: Asker, sivillere, " <ı>Siz <ı>bu <ı>işe <ı>karışmayın; <ı>benim <ı>istediğim <ı>politikalar <ı>uygulanacak " dedi.
***
Bildiğiniz gibi PKK saldırıları 1984'te başladı. 1980'lerin ikinci yarısından itibaren de, <ı>" demokratik/siyasi çözüm " önerileri ortaya atılmaya başlandı.
Peki, bu öneriler basında yer alınca ne oldu? Bunları dile getiren gazeteciler Ankara'ya çağrıldılar. Onlara özetle şunlar söylendi:
" <ı>PKK <ı>ancak <ı>güçten <ı>anlar. <ı>Silaha, <ı>silahla <ı>karşılık <ı>vereceğiz. <ı>Biz <ı>büyük <ı>devletiz, <ı>bunlar <ı>karşımızda <ı>fazla <ı>dayanamaz. <ı>Sizin <ı>önerileriniz <ı>ülkeyi <ı>böler. <ı>Demokrasi memokrasi gibi romantik laflar etmeyin; çenenizi kapatın. "
***
Siyasetçilere verilen mesaj da farklı değildi:
<ı>" Bu askeri bir meseledir. Siviller anlamaz. Sizin yapmanız gereken bizi sonuna kadar desteklemektir. "
Yani sorun, askerin sırtına yüklenmedi. Hareket alanını genişleteceğini düşünerek (ki öyle de oldu), asker meseleyi üstlendi. Başkasının da karışmasını engelledi.
***
Sivil siyasetçiler ne zaman askeri yaklaşıma karşı çıksalar, ucundan kıyısından eleştirseler; <ı>" Elimizi soğutmayın " diye uyarıldılar.
"Elimizi soğutmayın" lafı, <ı>" Talep ettiğimiz paraları ve yetkileri vermezseniz; biz de doğru dürüst mücadele etmeyiz " anlamına geliyordu.
***
Bugün, yani ilk saldırıdan çeyrek asır sonra, aptal aptal laflar ediliyor: <ı>" Aktütün sorumluları cezalandırılsın. "
İzlediğin politika doğru mu ki üç beş kişiyi cezalandırmakla mesele hallolsun?
Kürt sorunu dağ gibi ortada duruyor; sen kalkmışsın kulağını çekecek adam arıyorsun. Küçük adamın, küçük hesabı işte!
***
Eskiden PKK militanları bölgeden çekerdi. Şimdi İstanbul'dan, Avrupa'dan katılımlar oluyor.
Çeyrek asırdır dökülen kandan sonra, hala <ı>" Gençler kandırılıyor " diyorsan. Pes!
***
Ben artık TSK adına konuşanlara değil, kendime inanıyorum.
Bakın <ı>27 <ı>Aralık <ı>2007'de ne yazmışım: " Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kandil Dağı'ndaki bazı PKK hedeflerini bombalaması... Medyada yer alan kimi haber ve yorumlarda iddia edildiği gibi... Örgütün<ı> ' çökertildiği', ' belinin kırıldığı', ' tarumar edildiği' anlamına geliyor mu?
Sanmıyorum... Muhakkak ki örgüte bir miktar zarar verilmiştir. Ama o kadar!"
Ben geçen yıl o satırları " <ı>oturduğum <ı>yerden " yazdım. Tek bildiğim, dağları taşları bombalamanın, karşı tarafa fazla zayiat vermeyeceği idi.
<ı>" Kandil, Alemdağ değil! " ( <ı>1 <ı>Kasım <ı>2007 ) Böyle dedim diye dalga geçenler oldu.
Bakalım " <ı>tepesine <ı>bomba <ı>yağmış ", " <ı>militanlarının <ı>ölümü <ı>termal <ı>kameralarla <ı>izlenmiş " örgütün; yüzlerce kişiyle ve ağır silahlarla yaptığı saldırıdan ve 17 şehitten sonra ne diyecekler?
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.